27 Temmuz 2026 Pazartesi
Gundemnabzi

Salah Yekta dosyasını avukat Amirhafiz Suleymani değerlendirdi

Instagram'da 'çatlak kırıcı' olarak bilinen Salah Yekta'nın tutuklanmasının ardından avukat Amirhafiz Suleymani, yetkisiz tıbbi müdahalelerin hukuki boyutlarını anlattı.

Dış Haberler Servisiİlk yayın:

Instagram'da 'çatlak kırıcı' olarak tanınan Salah Yekta'nın gözaltına alınmasının ardından yetkisiz kişilerin tedavi alanında faaliyet göstermesinin hukuki sonuçları yeniden gündeme geldi. Baro avukatlarından Amirhafiz Suleymani, bu tür vakaların suçbilimsel ve hukuki yönlerini, sosyal medyadaki reklamların sorumluluğunu ve mağdurların haklarını değerlendirdi.

Suleymani, bu kişilerin insanların güvenini kazanmasının reklamların yaygınlığı, tedavi öncesi ve sonrası videoların paylaşılması, 'uzman' veya 'tedavi uzmanı' gibi unvanların kullanılması, bazı hastaların uzun tedavilerden umutsuzluğa düşmesi ve çevre tavsiyelerine güvenilmesi gibi nedenlerden kaynaklandığını belirtti.

Sosyal medyanın bu faaliyetlerin yayılmasındaki rolüne değinen avukat, platformların düşük maliyetli ve geniş kitlelere ulaşma imkanı sağladığını, fenomenlerin veya tanınmış kişilerin katılımının da güveni artırabildiğini kaydetti.

Mağdurların genellikle kronik ağrılardan muzdarip olduğunu, hızlı tedavi aradığını, tıbbi bilgilerinin yetersiz kaldığını ve maliyet veya erişim nedenleriyle resmi merkezlere başvurmaktan kaçındığını ifade etti.

Kanuna göre tıbbi işlere müdahalenin tanımını yapan Suleymani, 1334 tarihli Tıbbi, İlaç, Gıda ve İçecek Maddeleri ile ilgili Yönetmelik Kanunu'nun 3. maddesine göre yetkisiz tıbbi faaliyetin yasak olduğunu ve suç sayıldığını söyledi. Bu suçun oluşması için hastaya zarar verme şartı aranmadığını, ancak zarar oluşursa ayrıca ceza ve tazminat sorumluluğu doğacağını belirtti.

Yetkisiz tedavi durumunda karşılaşılabilecek suç başlıklarını sıralayan avukat, 1392 tarihli İslam Ceza Kanunu'nun 492, 495 ve 496. maddelerindeki taksirli bedensel zarar ile dolandırıcılık suçunun da gündeme gelebileceğini açıkladı.

Sosyal medyada yetkisiz tıbbi hizmetlerin reklamının, 50 ve 52. maddeleri kapsamında elektronik ticaret kanununa aykırı yanıltıcı reklam olarak değerlendirilebileceğini belirtti.

Hastaların zarar görmesi halinde şikayet yollarını anlatan Suleymani, adli sicil elektronik hizmetleri üzerinden suç duyurusunda bulunulabileceğini, dosyanın yetkili savcılığa gönderileceğini ve Adli Tıp Kurumu incelemesiyle ilişki tespit edileceğini söyledi.

Zarar veya ölüm durumunda 291, 492, 495 ve 526. maddeler uyarınca taksirli yaralama veya taksirli öldürme hükümlerinin uygulanabileceğini, ayrıca diyet ödemesi gerekebileceğini ekledi.

Tanınmış kişilerin reklamlara katılımının otomatik olarak ceza sorumluluğu doğurmadığını, ancak bilerek yanıltıcı reklamda yer almaları halinde medeni veya cezai sorumluluk oluşabileceğini vurguladı.

Kaynak: Mehr News (EN)

İlgili Haberler