ABD'nin lityum yarışında su kıtlığı engeli büyüyor
Elektrikli araç bataryaları için lityum üretmeye çalışan ABD, batı eyaletlerindeki kuraklık ve su kıtlığı engeliyle karşı karşıya kalıyor.

ABD'li araştırmacılara göre, yerli lityum endüstrisi kurma yarışında su kıtlığı büyük bir engel oluşturuyor. Bu durum, Çin'e olan dış bağımlılığı azaltma hedefinin önemini artırıyor. Elektrikli araçlar ve akıllı telefonlar için lityum kritik önem taşıyor.
Çin'e bağımlılıktan kurtulma çabası, Trump yönetimini Nevada'daki Lithium Americas şirketinin 3 milyar dolarlık Thacker Pass madenine yatırım yapmaya yöneltti. Metalin yerli geliştirilmesine yönelik ilgi, ülke genelinde yaklaşık 115 maden projesinin ortaya çıkmasına yol açtı. Ancak Financial Times'ın haberine göre, Northwestern Üniversitesi raporunda, iklim değişikliğiyle ABD batısında artan su kıtlığının üretimi olumsuz etkileyebileceği belirtildi.
Üretim yoğun su tüketimi gerektiriyor. Geliştiriciler izin gecikmeleri ve yasal zorluklarla karşılaşabilir. Ayrıca geri dönüşüm teknolojilerine daha fazla yatırım yapmak zorunda kalabilirler.
Northwestern Üniversitesi profesörlerinden Jennifer Dunn, "Su, madencilik alanında çok önemli bir konu ve madenlere yakın topluluklar genellikle en çok madencilik faaliyetlerinin su kaynaklarını ve su kalitesini nasıl etkileyeceği konusunda endişe duyuyorlar." diye belirtti.
Thacker Pass projesi, Nevada'lı bir çiftçinin su kullanımıyla ilgili açtığı dava dahil topluluğun muhalefetiyle karşılaştı. Bu dava daha sonra çözüme kavuşturuldu. Blackstone Minerals'ın Utah'daki Green River projesi de dava konusu oldu.
Green River nedeniyle dava açan Great Basin Water Network müdürü Kyle Roerink, üreticilerin su iddialarına şüpheyle yaklaşıyor. Roerink, "Şirketlerin dürüst ve açık sözlü olması gerekiyor, aynı şey düzenleyici kurumlar için de geçerli." dedi. İklim değişikliği ve kuraklık, su hakları konusundaki anlaşmazlıkları yoğunlaştırıyor.
Dünya Kaynakları Enstitüsü yöneticisi Luke Balleny, "Su, yeni madenlerin geliştirilme yeteneğini giderek daha fazla etkileyecek ve bu bölgelerdeki sınırlı miktardaki suyun madencilik şirketine mi, tarıma mı yoksa kentsel alanlara mı gideceği konusunda potansiyel bir çatışma kaynağı olacaktır" dedi.
Fed'in Dallas bankası, birçok lityum projesinin büyük başlangıç yatırımı gerektireceğini öngörüyor. Bazı projelerin maliyetinin 1 milyar doları aşması bekleniyor. Su kıtlığı projelerin topluluk muhalefetiyle karşılaşmasına yol açabilir.
Geciken girişimlerin asla tamamlanamaması riski artıyor. S&P Global'den Adriana Carvalho, su kıtlığı ve rekabetin şirketleri projeleri yeniden düşünmeye zorladığını söyledi. Carvalho, "Birkaç yıl önce, tartışmalar büyük ölçüde kaynak büyüklüğü, üretim kapasitesi, geri kazanım oranları ve lityum fiyatları üzerine yoğunlaşıyordu.
Bugün ise su yönetimi, geliştirme sürecinin çok daha erken aşamalarında stratejik bir husus haline geliyor." diyerek sözlerine eklemede bulundu. Bazı geliştiriciler doğrudan lityum çıkarma teknolojileriyle denemeler yapıyor. Bu yöntem buharlaşmadan kaynaklanan su kaybını azaltabiliyor.
S&P Global'e göre, 21 lityum projesi bu teknolojiyi önerdi. Standard Lithium Arkansas'taki madeninde DLE kullanmayı planlıyor. Lithium America ise Thacker Pass'taki tesis suyunun yüzde 85'ini geri dönüştürmeyi hedefliyor.
Şirket bu suyu yedi kez yeniden kullanmayı amaçlıyor. Massachusetts Amherst Üniversitesi'nden David Boutt, "Lityum kaynaklarının ve rezervlerinin çoğu su kıtlığı yaşanan bölgelerde bulunuyor. Birçok durumda su tüketimini azaltacak teknolojiye sahibiz, ancak mesele ekonomik faktörlere dayanıyor" dedi.
Thacker Pass projesine yakın bir kaynak, Nevada'da su konusunun tartışmalı hale geldiğini doğruladı. Projenin gelecek aşamaları ek su haklarının güvence altına alınmasına bağlı bulunuyor. Şirket, ikinci aşama için gerekli su haklarını bir çiftlik ailesinden aldı.
Lityum talebi artarken, uzmanlar ABD'nin ithalat konusunda Çin'e bağımlı kalacağı görüşünde birleşiyor. Rystad, ABD'de üretilen lityumun 2030'a kadar küresel talebin yalnızca yüzde 5'ini karşılayacağını tahmin ediyor. Ayrıca duyurulan 100'den fazla projeden sadece yedisinin on yılın sonuna kadar faaliyete geçeceği öngörülüyor.







