10 Ağustos 2026 PazartesiUSD47,72EUR55,16
Gündem Nabzı
Akkuyu nükleer güç santrali'nde çevresel izleme çalışmaları

Akkuyu nükleer güç santrali'nde çevresel izleme çalışmaları

Mersin'deki Akkuyu Nükleer Güç Santrali, çevresel izleme ve ekosistem takibi için önemli bir model geliştirdi.

Haber Merkeziİlk yayın:

Mersin'de inşası süren Akkuyu Nükleer Güç Santrali, enerji üretim kapasitesinin yanı sıra çevresel izleme ve ekosistemin uzun vadeli takibi için kapsamlı çalışmalar yürütüyor. Santral sahasında kurulan Deniz Suyu Arıtma Tesisi ve Modern Kimyasal Analiz Laboratuvarı gibi altyapılar sayesinde, deniz suyundan biyolojik çeşitliliğe kadar pek çok çevresel parametre düzenli olarak izlenecek. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ahmet Demirak, çevre yönetiminin etkili bir şekilde sürdürülebilmesi için ölçülebilir ve karşılaştırılabilir verilere ihtiyaç olduğunu belirtti. Akkuyu'da santralın işletmeye geçmeden önce yapılan ölçümlerin, gelecekteki değerlendirmlere önemli bir temel oluşturacağını ifade eden Demirak, bu çalışmaların bölgedeki uzun dönemli çevresel değişimleri izlemek için fırsatlar sunacağını kaydetti. Akkuyu’daki Modern Kimyasal Analiz Laboratuvarı kapsamında yürütülen çevresel izleme programı, uluslararası standartlar göz önünde bulundurularak oluşturulmuş durumda. Laboratuvar, deniz ekosisteminin farklı bileşenlerini düzenli olarak analiz edecek. Bu kapsamda, deniz suyunun sıcaklığı, tuzluluk oranı, pH değeri, oksijen doygunluğu ve radyoaktivite seviyelerinin yanı sıra plankton popülasyonu, balık çeşitliliği ve sediment yapısının da takip edileceği ifade edildi. Bu ölçümlerin, santralin inşaat sürecinde ve işletme döneminde yapılması planlanıyor. Demirak, düzenli olarak elde edilecek verilerin, bölgede meydana gelebilecek değişimlerin bilimsel yöntemlerle belirlenmesine yardımcı olacağını vurguladı. Sunulan çevresel izleme sistemi sayesinde, santral faaliyetlerine başlamadan önce bölgenin tüm çevresel değerleri kayıt altına alınacak. Bu durum, ilerleyen zamanlarda yapılacak değerlendirmelerin bilimsel verilere dayanarak gerçekleştirilmesini sağlayacak. Nükleer santrallerde suyun soğutma ve ısı transferi açısından büyük önem taşıdığına dikkat çeken Demirak, Akkuyu’daki Su-Kimya Laboratuvarı’nda kullanılan suyun kimyasal özelliklerinin hassas cihazlarla sürekli olarak kontrol edildiğini belirtti. Ultra saf ve tuzdan arındırılmış suyun analizlerinde ICP-MS, iyon kromatografisi ve ileri spektroskopik analiz sistemleri gibi yüksek hassasiyetli teknolojiler kullanılıyor. Bu yöntemler, olası kimyasal değişimlerin erken aşamalarda tespit edilmesine yardımcı olacak. Deniz Suyu Arıtma Tesisi ile Modern Kimyasal Analiz Laboratuvarı'nın yalnızca santralin işletme güvenliği açısından değil, çevresel risklerin kontrol altında tutulması açısından da önemli altyapılar olduğunu kaydetti. Demirak, bu tesislerin Türkiye’nin çevre yönetimi anlayışında yeni bir dönemin başlangıcını temsil ettiğini belirterek, elde edilecek verilerin çevre bilimleri alanındaki araştırmalara da katkı sağlayabileceğini ifade etti. Demirak, nükleer santrallerde kullanılan soğutma sistemlerinin çevresel etkileri açısından da büyük önem taşıdığını vurgulayarak, Akkuyu’da deniz suyunun alınması ve tekrar denize verilmesi için özel olarak tasarlanmış sistemlerin kullanılacağını söyledi. Akkuyu’da tercih edilen VVER tipi reaktör teknolojisinin, su kullanımını daha önceki nesil reaktörlere göre azaltan özellikleri olduğunu ifade eden Demirak, deniz ekosisteminin korunmasında sıcaklık değişimlerinin kontrollü bir şekilde yönetilmesinin önemine değindi. Santralde kullanılan difüzör sisteminin, sıcak suyun tek bir noktadan bırakılmasındansa daha geniş bir alana kontrollü bir şekilde dağıtılmasını sağlayarak, deniz suyundaki sıcaklık farklarının ekosistem üzerindeki etkisini sınırlamayı amaçladığını belirtti. Bu sistem ayrıca, denizdeki oksijen dengesinin korunmasına ve biyolojik çeşitliliğin izlenmesine de katkı sağlamayı hedefliyor. Akkuyu çevresinde gerçekleştirilecek uzun dönemli ölçümlerin, bölgenin doğal yapısındaki değişimleri yıllar içinde karşılaştırmaya imkan vereceğini ifade eden Demirak, balık türleri, plankton yapısı, su kalitesi ve kıyı ekosistemine ilişkin verilerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Deniz suyu sıcaklığı, çözünmüş oksijen, besin elementleri, ağır metaller ve organik kirleticilerin birlikte izlenmesinin ekosistemin genel durumu hakkında bilgi vereceğini vurgulayan Demirak, elde edilecek veri setlerinin gelecekteki deniz biyolojisi ve ekoloji araştırmalarına temel teşkil edebileceğini kaydetti. “Akkuyu NGS bölgenin ekolojik hafızasını oluşturacak” diyen Demirak, düzenli ölçümlerin mevcut durumun belirlenmesinin yanı sıra gelecekteki çevresel değişimlerin bilimsel veriler üzerinden değerlendirilebilmesine imkan tanıyacağını belirtti. Santralin çevresel etkilerinin değerlendirilmesinde yalnızca teknolojik altyapının yeterli olmayacağını dile getiren Demirak, şeffaf veri paylaşımı ve bağımsız bilimsel değerlendirmelerin de önemine vurgu yaptı. Bilimsel ölçümlerin ve düzenli çevresel izlemenin toplumun doğru bilgiye ulaşmasında kritik bir rol oynadığını ifade eden Demirak, “Çevre yönetiminde güvenin temeli bilimsel veridir.” dedi. Üniversiteler, araştırma merkezleri ve ilgili kurumlar arasındaki işbirliğinin sürdürülebilir çevre politikalarının geliştirilmesine katkı sunduğunu belirten Demirak, bölgedeki balıkçılar ve farklı ülkelerden katılımcıların yer aldığı balıkçılık turnuvasını bu açıdan örnek gösterdi. Demirak, benzer etkinliklerin santral işletmeye alındıktan sonra da devam ettirilmesinin, bölgedeki çevresel değişimlerin uzun vadeli gözlemlenmesi açısından karşılaştırmalı bir model oluşturacağını ifade etti. Akkuyu NGS’nin, yalnızca elektrik üretim tesisi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Enerji Sistemleri Mühendisliği Bölümü Rüzgar Enerji Sistemleri Anabilim Dalı Öğretim Elemanı Dr. Ramazan Özkan, santralde kullanılan 3+ nesil reaktör teknolojisinin ileri güvenlik sistemleriyle desteklendiğini aktardı. Enerji arz güvenliğinin güçlendirilmesi ve çevresel etkilerin azaltılmasının projenin önemli unsurlarından biri olduğunu söyleyen Özkan, Akkuyu NGS’nin Türkiye’nin enerji kaynaklarını çeşitlendirmesine ve enerji arzında dışa bağımlılığın azaltılmasına katkı sağlayacağını ifade etti. Nükleer enerjinin düşük karbonlu yapısıyla fosil yakıtların sebep olduğu sera gazı emisyonlarının azaltılmasında önemli bir rol üstlenebileceğini kaydetti. Akkuyu NGS’nin tam kapasiteyle çalışması durumunda yıllık yaklaşık 35 milyon ton karbondioksit emisyonunun önlenmesine katkı sağlayacağı ifade edildi. Bu durum Türkiye’nin elektrik sektörü kaynaklı emisyonlarının azaltılması açısından önemli bir potansiyel sunuyor. Özkan, santralin devreye girmesiyle Türkiye’nin kesintisiz ve yüksek kapasiteli elektrik üretiminin yanı sıra nükleer enerji teknolojileri alanında bilgi ve deneyim kazanacağını belirtti. Enerji üretimi ile çevresel sürdürülebilirliğin bir arada ele alınabileceğini ifade eden Özkan, çevresel izleme çalışmalarının düzenli olarak sürdürülmesinin ve elde edilen verilerin bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesinin bölgenin doğal yapısının korunması açısından önemli olduğunu kaydetti. Akkuyu NGS’de oluşturulacak izleme altyapısının, uzun yıllara yayılan verilerle desteklenmesi durumunda, bölgenin çevresel değişiminin daha sağlıklı bir şekilde takip edilebileceği ve bu bilimsel birikimin gelecekteki çevre ve enerji politikalarına katkı sunabileceği belirtildi.

Kaynak: Ensonhaber

#Mersin — Bu Konuda Son Gelişmeler→ Tümü

Aynı Saatlerde Yayınlananlar→ Tüm arşiv

İlgili Haberler