
Batı Şeria'da şiddet olayları artıyor
2026'nın ilk yarısında Batı Şeria'da 660 şiddet olayı kaydedildi.
İşgal altındaki Batı Şeria'da, 2026'nın ilk altı ayında İsraillilerin Filistinlilere yönelik gerçekleştirdiği 660 şiddet olayı tespit edildi. İsrail devlet televizyonu KAN'ın haberine göre, bu dönemde 'ırkçı suçlar' olarak adlandırılan saldırıların, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 50 oranında artış gösterdiği ifade edildi.
2025'in ikinci yarısında 405 ve aynı yılın ilk yarısında ise 440 olay meydana gelmişti. İsrail güvenlik güçlerine yönelik saldırılarda da bir artış gözlemlendi. 2026'nın ilk yarısında 45 saldırı gerçekleştiği, 2025'in ikinci yarısında bu sayının 30 olduğu belirtildi.
Böylece, bu tür saldırılarda da yüzde 50 artış yaşandığı kaydedildi. Saldırılar sonucunda, 2026'nın ilk altı ayında 6 Filistinli hayatını kaybetti, 140 kişi yaralandı. 2025'in ikinci yarısında ise İsraillilerin saldırılarında 82 Filistinli yaralanmış, can kaybı yaşanmamıştı.
Temmuz 2026'da, İsrail güvenlik kurumları yaklaşık 100 yeni 'ırkçı suç' vakası daha kaydetti ve bu durum, saldırıların ikinci yarıda da devam edeceğine işaret ediyor. Filistinli, İsrailli ve uluslararası insan hakları örgütleri, 27 Ekim'de yapılması planlanan genel seçimler öncesinde Batı Şeria'daki saldırıların artış gösterdiğine dikkat çekiyor.
Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) tarafından 6 Temmuz'da yayımlanan bir rapora göre, 2026'nın ilk yarısında İsrailliler Batı Şeria'da 3 bin 488 saldırı gerçekleştirdi. Ekim 2023'ten bu yana ise yaklaşık 12 bin 500 saldırı yapıldığı, bu saldırılarda 82 Filistinlinin hayatını kaybettiği ve 890 yangın çıkarıldığı aktarıldı.
Bu dönemde, İsrail ordusu ve İsraillilerin Batı Şeria'daki saldırılarında 1182'den fazla Filistinli yaşamını yitirirken, yaklaşık 13 bin kişi yaralandı ve 24 bin 600 kişi gözaltına alındı.
Batı Şeria'da 750 bin İsrailli'nin, işgal altındaki Kudüs dahil 156 yerleşim ve 360 yasa dışı yerleşim noktasında yaşadığı ifade ediliyor.
Filistinliler, bu saldırıların İsrail'in bölgeyi ilhak etme çabalarının bir parçası olduğunu ve Birleşmiş Milletler kararlarıyla belirlenen bağımsız Filistin devletinin kurulma olasılığını ortadan kaldırma amacı taşıdığını vurguluyor.






