
Birleşik Arap Emirlikleri'nden İran'a Hürmüz boğazı tepkisi
İran Devrim Muhafızları, Hürmüz Boğazı'nın açılmasını ABD'nin şartlarına bağlarken, BAE'ye ait bir geminin füzeyle hedef alındığı bildirildi.
İran Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Tuğgeneral Hüseyin Muhibbi, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasının Tahran yönetiminin belirlediği mekanizma ve şartların ABD tarafından kabul edilmesine bağlı olduğunu belirtti. Hürmüzgan eyaletinde "Gazeteciler Günü" vesilesiyle basının karşısına çıkan Muhibbi, gündemi değerlendirdi.
Boğaz'daki duruma değinen Muhibbi, bu su yolunun İran için sadece ekonomik bir hat olmadığını, ülkenin coğrafi ve stratejik gücünün temel unsurlarından biri olduğunu vurguladı. Geçişlerin yeniden başlamasının belirli koşullara tabi olduğunu kaydeden sözcü, sürecin İran ile Umman arasındaki müzakerelerle bir ilgisinin bulunmadığını ifade etti.
Öte yandan Birleşik Arap Emirlikleri'nin resmi ajansı WAM'da yer alan bilgilere göre, ADNOC şirketine ait bir gemi sabah saatlerinde Hürmüz Boğazı'nda füzeli saldırıya uğradı. Olayda ölen ya da yaralanan kimsenin olmadığı açıklandı.
Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanlığı yazılı bir açıklamayla saldırıyı şiddetle kınadı. Can kaybı yaşanmadığı yinelenen açıklamada, bu eylemin seyrüsefer özgürlüğünü savunan ve ticari gemilerin hedef alınmasını yasaklayan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2817 sayılı kararının açık bir ihlali olduğu vurgulandı.
Açıklamada, ticari deniz araçlarını vurmanın ve Hürmüz Boğazı'nı ekonomik şantaj aracı olarak kullanmanın İran Devrim Muhafızları tarafından gerçekleştirilen bir "korsanlık" olduğu ifade edildi. Bu durumun bölge istikrarına ve küresel enerji güvenliğine doğrudan tehdit oluşturduğu kaydedilerek, İran'ın saldırıları durdurması ve boğazın ön koşulsuz olarak geçişlere açılması çağrısı yapıldı.
Yaşanan gelişmeler sürerken, İran lideri Mücteba Hamaney'in Başdanışmanı Ali Ekber Velayeti de bölgedeki duruma ilişkin sosyal medya platformu X üzerinden değerlendirmelerde bulundu. Bölgedeki güvensizliğin temel sebebinin yabancı güçler olduğunu savunan Velayeti, bu güçlerin bölgeyi terk etmesi gerektiğini kaydetti. Velayeti, güvenliğin ancak bölge ülkeleri arasındaki iş birliğinin artırılmasıyla tesis edilebileceğini dile getirdi.







