
Divriği Ulu Camii'nin taş gölgeleri ziyaretçileri büyülüyor
UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası'nın kapılarında yılın belirli dönemlerinde ortaya çıkan insan silüetleri ve gölgeler ilgi çekiyor.
Avrupalı bilim insanları tarafından "Anadolu'nun El-Hamrası" olarak anılan, UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası, mimari yapısı ve taş işçiliğinin yanı sıra kapılarında oluşan gölgelerle de dikkat çekiyor.
Anadolu beyliklerinden Mengücekoğulları döneminde, Süleyman Şah'ın oğlu Ahmed Şah tarafından 1228 yılında inşa ettirilen Divriği Ulu Camii ile bitişiğinde Behram Şah'ın kızı Melike Turan Melek'in aynı yıl yaptırdığı darüşşifa, estetiği ve mimari özellikleriyle hayran bırakıyor. Anadolu Selçukluları devrinde bir kadın ile bir erkeğin ortaklaşa yaptırdığı tek bitişik eser olma özelliği taşıyan yapı, inanç ve tarih turizminde önemli bir yere sahip.
Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'nde "Onu anlatmaya diller kısır, kalemler kırık kalır" sözleriyle övdüğü tarihi yapının kapılarında, yılın belli aylarında ve saatlerinde ilginç gölgeler beliyor. Cennet Kapısı'nda temmuz ve ağustos aylarında sabah saat 07.00 sularında namaz kılan kadın silüeti oluşurken, ikindi vaktinde Taç Kapı'da sırasıyla Kur'an-ı Kerim okuyan ve namaz kılan erkek gölgesi ortaya çıkıyor. Ayrıca Şah Kapısı'nda Ahmed Şah'ın başını simgelediğine inanılan erkek kafası, Şifahane Kapısı'nda ise düşünen adam silüeti yer alıyor.
UNESCO mirası eseri görmek isteyen ziyaretçiler, gezi saatlerini namaz kılan insan gölgelerinin görüldüğü ikindi vaktine denk getirmeye özen gösteriyor. Eserin kapılarında, birbirini tekrarlamayan binlerce asimetrik motif yer alıyor.
Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası'nda gönüllü rehberlik yapan Mustafa Yıldırım, "Görmeden Ölmeyin" sloganıyla tanıtılan yapıyı anlatmak için kelimelerin yetersiz kaldığını belirtti. Eserin 4 kapısı bulunduğunu aktaran Yıldırım, taş işçiliğinin zirvesi olan Cennet Kapısı'nda tüm hünerlerin sergilendiğini ifade etti. Bu kapının kaleye bakması nedeniyle Kale Kapı, kuzeye bakması nedeniyle Kuzey Kapı olarak da adlandırıldığını kaydetti.
Caminin girişinin kıble yönünde olması sebebiyle kapıya "Kıble Kapı" da denildiğini anlatan Yıldırım, kıbleye sırt dönülmemesi için çıkışların yan taraftaki Taç Kapı'dan yapıldığını belirtti. Yıldırım, "Kur'an-ı Kerim'de adı geçen güller, laleler, sarmaşıklar ve cennetten minik bahçeler bu kapıda yer aldığı için adı Cennet Kapı'dır. 'Cennet anaların ayakları altındadır' hadisinden yola çıkarak burada temmuz ve ağustos aylarında sabah 07.00'de elleri göğsünde bağlı, fesli ve kirpikleri bile seçilen namaz kılan kadın gölgesi oluşuyor" dedi.
Evliya Çelebi'nin esere dair övgülerini hatırlatan Yıldırım, "Parolamız 'Görmeden ölmeyin', gördükten sonra Allah uzun ömürler versin ve tam doymayın ki yine gelesiniz" ifadelerini kullandı. Sadece Cennet Kapı'nın anlatımının iki saat sürdüğünü vurgulayan rehber, kapı üzerindeki bülbül ve gül figürlerinin bülbül ile güle olan aşkı simgelediğini dile getirdi. Eserin baş mimarının Ahlatlı Hürremşah olduğunu belirten Yıldırım, Antalya'dan gelen bir beyin cerrahının yapıda secdeye kapanarak gözyaşı döktüğünü de aktardı.
Kapılardaki silüetlerin 2005 yılında Japon bir turist tarafından keşfedildiğini söyleyen Yıldırım, Şah Kapısı'nın üzerindeki "Mülk Allah'ındır" yazısı gereği, ziyaretçilerin gururlarını kırıp eğilerek içeri girmesi için küçük tasarlandığını ifade etti.
Sivas'ın Divriği ilçesinde bulunan Divriği Ulu Camii 1280 metrekare, darüşşifa ise 768 metrekarelik alanda yükseliyor. İspanya'nın Granada kentindeki El Hamra Sarayı'na benzetildiği için "Anadolu'nun El Hamrası" adını alan yapı, sanat tarihçilerinin yanı sıra mimar ve mühendislerin de ilgi odağı olmayı sürdürüyor. Darüşşifa Taç Kapısı, kuzey ve batı taç kapıları ile Şah Mahfili Taç Kapısı farklı bezemeleriyle göz kamaştırıyor.



