
DTSO Başkanı Kaya, bölgesel asgari ücretin etkilerini değerlendirdi
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya, bölgesel asgari ücretin nitelikli iş gücünü kaybettireceğini ve yeni göç dalgalarına yol açacağını söyledi.
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kaya, bölgesel asgari ücret uygulamasının yatırım ve istihdamı artıramayacağını ifade etti. Kaya, düşük ücret uygulanan bölgelerin nitelikli iş gücünü kaybedeceğini ve bunun sonucunda özellikle bu bölgelerden Batı illerine yeni bir göç dalgasının yaşanacağını belirtti. Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) ile bazı işveren kuruluşların gündeme getirdiği 'bölgesel ve sektörel asgari ücret' önerilerine tepkiler devam etmekte. Kaya, asgari ücretin sadece işveren maliyetleri üzerinden değerlendirilmesinin doğru olmadığını vurguladı ve asgari ücretin milyonlarca çalışanın yaşam standardını belirleyen temel bir sosyal politika aracı olduğunu dile getirdi. Türkiye'nin üretim, yatırım ve istihdam sorunlarını yalnızca ücret politikaları ile çözmeye çalışmanın hatalı bir yaklaşım olduğunu ifade eden Kaya, "Asgari ücret yalnızca işveren maliyeti olarak görülemez; aynı zamanda milyonlarca emekçinin yaşam standardını belirleyen temel bir sosyal politika aracıdır. Diyarbakır gibi genç nüfusun yoğun ve işsizlik oranının Türkiye ortalamasının üzerinde olduğu yerlerde ihtiyaç, ücretleri düşürmek değil, nitelikli ve sürdürülebilir istihdam yaratacak yatırımları artırmaktır" dedi. Kaya, bölgesel ücret uygulamasının gelişmişlik farkını azaltmak yerine derinleştireceğini, düşük yaşam maliyetini gerekçe göstererek az gelişmiş bölgelerde daha düşük asgari ücret belirlemenin yoksulluğu azaltmayacağını, aksine gelir dağılımındaki adaletsizliği artıracağını söyledi. Kaya, bu durumun yüksek ücret uygulanan büyükşehirler ile düşük ücretli bölgeler arasındaki gelir farkını açacağını ve az gelişmiş bölgelerin daha da geride kalmasına neden olacağını ifade etti. Ayrıca, bu yaklaşımın bölgelerin 'ucuz iş gücü merkezi' olarak görülmesine yol açacağını da sözlerine ekledi. Diyarbakır gibi genç nüfusun yoğun olduğu ve sanayi yatırımlarının istenilen seviyeye ulaşmadığı illerde böyle bir uygulamanın Batı illerine yeni bir işçi göçü dalgasını beraberinde getireceğine dikkat çeken Kaya, "Düşük ücret uygulanan bölgelerden büyükşehirlere iş gücü göçü hızlanır. Bu durum yalnızca çalışanları değil, yatırımcıları da olumsuz etkiler. İşletmeler nitelikli iş gücüne ulaşmakta zorlanırken, bölgeler arasındaki gelişmişlik farkı daha da derinleşir" dedi. Benzer uygulamaların Türkiye'de ve diğer ülkelerde önemli dersler içerdiğini belirten Kaya, bu tür uygulamaların ilk yıllarda esnek bir model olarak görülse de zamanla ciddi sorunlar ürettiğini ifade etti. Kaya, "Aynı işi yapan çalışanlar arasında ücret eşitsizlikleri oluştu, yüksek ücret uygulanan bölgelere iş gücü göçü hızlandı, kayıt dışı istihdam arttı ve uygulamanın denetlenmesinde ciddi güçlükler yaşandı. Türkiye'nin geçmişte hayata geçirdiği ve beklenen faydayı sağlamadığı için daha sonra kaldırdığı bu uygulamanın yeniden gündeme getirilmesini doğru bulmuyoruz" dedi. Kaya, düşük ücret avantajıyla yatırım çekmenin kalıcı kalkınma sağlamayacağını da vurguladı. "İşverenler maliyet avantajı nedeniyle yatırımlarını düşük ücretli bölgelere kaydırabilir. Ancak bu durum, bölgelerin yüksek teknolojiye dayalı üretim yerine düşük katma değerli ve emek yoğun sektörlere yönelmesine neden olur. Bölgemizin ihtiyacı daha düşük ücret değil; Ar-Ge, teknoloji, inovasyon ve yüksek katma değerli sanayi yatırımlarıdır" diye konuştu. Türkiye'nin ihtiyacının ücretleri düşürmek değil, üretim maliyetlerini azaltmak olduğunu belirten Kaya, çözümün ücretleri tartışmak değil, üretimin önündeki yapısal engelleri kaldırmak olduğunu ifade etti. Kaya, "Yüksek finansman giderleri, enerji maliyetleri, vergi ve SGK prim yükleri ile öngörülebilirlik eksikliği üretimin önündeki asıl engellerdir. Üretimi desteklemek istiyorsak bu yükleri hafifletecek politikalar hayata geçmeliyiz. Diyarbakır'ın genç nüfusunun geleceği düşük ücret politikaları üzerine değil; yüksek verimlilik, katma değerli üretim, teknoloji, Ar-Ge ve nitelikli istihdam üzerine kurgulanmalıdır. Türkiye'nin ihtiyacı, ücretleri bölgelere göre ayıran modeller değil; üretimin maliyetini düşüren, yatırımı teşvik eden, verimliliği artıran ve bölgesel kalkınmayı hızlandıran yapısal reformlardır."

