
Estetik cerrahi uzmanı İlker Altundağ'dan yara izi uyarısı
Plastik cerrahi uzmanı İlker Altundağ, ameliyat izlerinin tamamen yok edilemeyeceğini, önemli olanın izin zamanla belirsiz hale gelmesini sağlamak olduğunu söyledi.
Estetik operasyon planlayan hastaların en sık sorduğu soruların başında işlem sonrasında iz kalıp kalmayacağı geliyor. Cilt bütünlüğünün cerrahi kesilerle bozulduğu her müdahalede vücudun iyileşme mekanizmasının bir sonucu olarak iz oluştuğunu vurgulayan Acıbadem Eskişehir Estetik, Rekonstrüktif ve Plastik Cerrahi Uzmanı İlker Altundağ, aslolanın izin tamamen silinmesi değil, zaman içinde olabildiğince silik bir görünüme kavuşması olduğunu belirtti. Plastik cerrahi alanındaki başarının sıfır iz hedeflemekten ziyade, kalan izin ince yapıda, doğal ve göze çarpmayacak nitelikte iyileşmesini temin etmek olduğunun altını çizdi.
İz yönetiminin cerrahi branşın temel hedeflerinden birini oluşturduğunu dile getiren Altundağ, estetik operasyonların yanı sıra deri kanseri operasyonları, travma tedavileri ile doğumsal bozuklukların giderilmesinde de sadece başarılı operasyonun hedeflenmediğini, aynı zamanda estetik açıdan en ideal iyileşme sürecinin amaçlandığını ifade etti. Bu doğrultuda kesi hatlarının çoğunlukla doğal deri çizgilerine saklandığına, dokulara hassasiyetle yaklaşılıp ince dikiş yöntemlerinin tercih edildiğine dikkat çekti.
Yara izinin nihai görünümünün tek bir etkene bağlı olmadığını aktaran Altundağ, kişilerin kalıtsal özellikleri, deri yapısı, yaşı, tütün tüketimi, şeker hastalığı, güneş ışığına maruz kalma durumu ve operasyon sonrası yara bakımına gösterilen titizliğin sonucu doğrudan şekillendirdiğini kaydetti. Aynı cerrahi işlemi yaşayan iki ayrı bireyde bile son derece farklı izlerin ortaya çıkabildiğini bildirdi.
Operasyonu takip eden ilk günlerdeki izin hastalar arasında kaygıya sebep olabildiğini belirten Altundağ, başlangıç aşamasında kızarık, sert ve belirgin bir görünüm sergilemesinin olağan olduğunu dile getirdi. İzlerin yaklaşık 6 ila 12 ay boyunca değişim sürecini sürdürdüğünü, bu süre zarfında yumuşayıp renk tonunun açıldığını ve etraftaki cilt dokusuyla uyum sağladığını kaydederek erken evredeki görüntünün çoğu zaman kalıcı sonucu göstermediğini vurguladı.
Yara izlerinin iyileşme kalitesini artırmaya yönelik çeşitli medikal yöntemlerin bulunduğunu söyleyen Altundağ, silikon içerikli jeller ile örtüler, periyodik masaj uygulamaları, güneşten sakınma ve doğru cilt bakımının sürecin sıhhatine destek olduğunu belirtti. Kalınlaşmış ya da sertleşmiş izler için ise steroid iğneleri, lazer uygulamaları veya gerekli durumlarda cerrahi düzeltme gibi ek müdahale alternatiflerine başvurulabildiğini sözlerine ekledi.



