
Irak'ta silahların kontrolü için verilen süre yaklaşırken kriz derinleşiyor
Irak hükümeti, silahların devlet kontrolüne alınması için 30 Eylül'e kadar süre tanıdı. Ancak bazı silahlı grupların direnişi, bu sürecin başarıyla tamamlanmasını tehdit ediyor.
Irak hükümetinin, silahların sadece devlet kontrolü altında tutulmasını sağlamak için 30 Eylül'e kadar verdiği sürenin yaklaşmasıyla birlikte, siyasi ve güvenlik krizleri artıyor. Irak Başbakanı Ali al-Zaidi, bu süre zarfında güçlü gruplardan gelen sert muhalefetle karşı karşıya kalıyor. Saraya al-Salam, Asaib Ahl al-Haq ve Kataib al-Imam Ali gibi bazı silahlı gruplar, devletin silahlı kuvvetlerine entegre olmayı kabul ederken, bazı güçlü Şii paramiliter grupların direnişi bu girişimi tehdit ediyor. İran'a yakın olan ve Irak'ın en ağır silahlı gruplarından biri olan Kataib Hezbollah, hükümetin talebini açıkça reddederek, "direniş silahlarını" koruyacaklarını ve cephanelerini geliştirmeye devam edeceklerini belirtti. Harakat al-Nujaba da, hükümetin silahları toplama çabasının, kaos yaratan yasadışı silahlara yönelik olması gerektiğini, savaşçıların elindeki silahların Irak'ı, kutsal mekanlarını ve halkını savunmak için alındığını ifade etti. Silahların kontrol altına alınması yönündeki bu baskı, büyük ölçüde Amerika Birleşik Devletleri'nden gelen etkilerle şekilleniyor. İran ile devam eden gerilim ve ekonomik zorluklar da bu süreci zorlaştırıyor. Irak'ın devlet bütçesinin yüzde 90'ı petrol gelirlerine dayanıyor, ancak Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, Mart ayında petrol ihracatını günde yaklaşık 600.000 varile kadar düşürdü. Bazı gözlemciler, bu güçlü grupların silah bırakmayı reddetmesinin, Irak hükümetinin meşruiyetine gölge düşürdüğünü ifade ediyor. Mustansiriya Üniversitesi'nden siyaset düşüncesi profesörü Talib Mohammed Karim, devlet kontrolü dışındaki silahlı grupların varlığının, anayasal düzeni zayıflattığını belirtti. Karim, "Belirli gruplardan bahsettiğimizde, devletin varlığı ve tanımıyla çelişkilerle karşılaşacağız," dedi. Ayrıca, silah bırakmayı kabul eden gruplarla ilgili ciddi şüpheler bulunduğunu da ekledi. Bazı gruplar, silahlarını koruma gerekçesi olarak ABD askerlerinin varlığını ve dış tehditleri gösteriyor. Ancak siyasi analist Kadhim al-Hajj, silah bırakmayı dış güçlerle ilişkilendirmenin artık geçerli bir bahane olmadığını, Irak'ın mevcut jeopolitik durumu göz önüne alındığında bu durumun geçerliliğini yitirdiğini savundu. Al-Hajj, silah bırakma sürecinin tamamen Irak’a ait bir mesele olması gerektiğini ve dış etkilerin göz ardı edilmesi gerektiğini vurguladı. Eylül ayındaki son tarih yaklaştıkça, uzmanlar hükümetin seçeneklerinin azaldığını düşünüyor. Politika analisti Omar al-Nasser, bu durumu Irak'ın siyasi geleceği için bir varoluşsal an olarak nitelendiriyor. Al-Nasser, "Bugün devlet ve devlet dışı kavramının sanal ömrünün sonuna geldik," uyarısında bulundu. Olası bir başarısızlığın ekonomik ve uluslararası sonuçlarına dikkat çeken al-Nasser, Irak’ın mevcut yönetim koalisyonunun manevra alanının oldukça dar olduğunu belirtti. "Devlet Yönetim Koalisyonu'na bağlı siyasi bloklar ve güçler, ya güçlü bir devlet inşa etmeyi ve silahları devlet çerçevesinde tutmayı ya da yaptırımlarla ve petrol ihracatının yasaklanmasıyla yüzleşmeyi seçmek durumundalar," dedi. Aciliyet göz önüne alındığında, al-Nasser hükümetin zaman çizelgesini ertelemek zorunda kalabileceğini belirtti. Uzmanlar, silahlı grupların devlet kurumlarına entegrasyonu, ya da "zafer ve mağlup anlayışının dışında sakin bir diyalog yoluyla" kademeli bir süreç gibi potansiyel yolları öngörüyor. Ancak, bu durumun daha açık bir karşılaşmaya yol açabileceği uyarısında bulundu.







