İran ile gerilimde ABD'nin önündeki üç seçenek masada
ABD'nin İran'a yönelik saldırılara ara vermesinin ardından diplomasi trafiği hızlandı. Beyaz Saray'ın önündeki seçenekler ve Amerikan kamuoyundaki savaş karşıtı eğilim öne çıkıyor.
Amerika Birleşik Devletleri'nin İran'a yönelik askeri hareketliliğe ara vermesiyle birlikte bölgede diplomasi trafiği yeniden hız kazandı. Umman ve Pakistanlı yetkililerin Tahran yönetimiyle temaslarını sürdürdüğü bildirilirken, Beyaz Saray'ın da İran meselesinde yeni bir çözüm yolu aradığı ifade ediliyor.
ABD Başkanı Donald Trump'ın daha önce dile getirdiği, "Bugüne kadar görülmemiş büyüklükte bir saldırı yapılacak" şeklindeki çıkışının ardından diplomatik görüşmeler hız kazandı. Cuma günü Beyaz Saray Durum Odası'nda yapılan toplantılarda, aralarında Başkan Yardımcısı JD Vance'in de bulunduğu üst düzey yetkililerin, daha geniş çaplı bir askeri operasyonun çatışmaları tırmandırabileceği konusunda uyarıda bulunduğu aktarıldı.
Askeri kanatta ise azalan mühimmat stoklarına dair endişelerin arttığı kaydediliyor. Bu durumun, Washington yönetiminin atacağı yeni adımları doğrudan etkileyebilecek kritik unsurlardan biri olduğu değerlendiriliyor.
Mevcut durumda Beyaz Saray yönetiminin önünde üç ayrı temel seçeneğin bulunduğu belirtiliyor. İlk ihtimal, İran'a yönelik askeri saldırıları daha da şiddetlendirmek olarak öne çıkıyor. İkinci seçenek ise Tahran'a baskı uygulamayı ve Hürmüz Boğazı çevresindeki ablukayı devam ettirmek. Uzmanlar, ablukanın İran üzerindeki ekonomik ve siyasi etkisinin kısa vadede değil, ancak aylar sonra hissedilebileceğine dikkat çekiyor.
ABD içerisindeki kamuoyu yoklamaları da halkın savaşa olan desteğinin azaldığını ortaya koyuyor. Anket sonuçlarına göre Amerikan vatandaşlarının yüzde 76'sı İran'la yaşanan çatışmaların öngörülenden çok daha zorlu bir seyir izlediğini düşünürken, katılımcıların yaklaşık üçte ikisi savaşın bir an önce bitmesini talep ediyor.
Diplomasi seçeneği ise taraflar arasında yeniden masaya gelmiş durumda. Üçüncü seçenek olarak değerlendirilen bu adım, çöken İran nükleer mutabakatının yeniden canlandırılmasını kapsıyor. Ancak İran'ın, Hürmüz Boğazı üzerinde tam kontrol sahibi olmadan bu anlaşmaya dönmeye sıcak bakmadığı ifade ediliyor. Böyle bir kontrolün verilmesinin ise ABD açısından siyasi ve stratejik bir geri adım olarak görülebileceği vurgulanıyor.
Bazı Cumhuriyetçi senatörler de Başkan Donald Trump'ın artık farklı bir söylem benimsemesi ve yeni bir strateji izlemesi gerektiğini savunuyor. Uzmanlar ise gelinen aşamada sürecin, her iki taraf için de kazananının olmadığı bir çatışma ortamına evrildiğinin altını çiziyor.
