İran'da çay ithalatı Gilan bahçelerini tehdit ediyor
İran yılda yaklaşık 100 bin ton yabancı çay ithal ederken yerli üretim bunun üçte birinde kalıyor. Uzman, ithalatın çiftçi gelirini ve bahçe varlığını nasıl etkilediğini anlattı.
Çay, petrolden sonra İran'ın en çok ithal ettiği üründür. Ülkeye her yıl yaklaşık 100 bin ton yabancı çay girerken iç üretim bu rakamın ancak üçte birine ulaşabiliyor. Bu durum, on yıllardır süren bir gerilimi yansıtıyor: hane halkının daha ucuz çaya ulaşması ile kuzeydeki çay çiftçilerinin geçimi arasındaki çatışma.
Politika yapıcılar ithalatı iki nedenle açık tutuyor. Birincisi döviz yönetimi ve enflasyon kontrolü, ikincisi ticaret dengesi. İç üretim talebi karşılamadığında veya fiyatlar aşırı yükseldiğinde ithalat arzı artırıp nihai fiyatı düşürebiliyor. Gümrük tarifeleriyle hem piyasanın ihtiyacı karşılanmaya hem de iç üretimin tamamen yok olması önlenmeye çalışılıyor. Ancak bu denge çok kırılgan.
İthalat çay üreticileri için ciddi bir varoluş tehdidi oluşturuyor. Sri Lanka, Hindistan ve Kenya gibi ülkelerden gelen çay, toplu üretim ve düşük maliyet nedeniyle daha rekabetçi fiyatla satılıyor. Bu durum Gilan ve Mazandaran'daki yerli çayın depolarda kalmasına, fabrikaların nakit sıkıntısı yaşamasına, çiftçilere ödemelerin gecikmesine ve sonunda göç ile bahçe dönüşümlerine yol açıyor. Çiftçi ürününü düşük fiyata satabildiğini veya piyasayı yabancı çayın aldığını gördüğünde motivasyonunu kaybediyor.
Uzman, en az üç büyük çelişki olduğunu belirtiyor. Birincisi tüketici fiyatı ile üretici varlığı arasındaki çelişki. Tüketici ucuz çay isterken üretici yüksek maliyetle çalışıyor. İkincisi kalite ve gıda güvenliği. Ucuz ithal çaylar bazen daha düşük standartlarla girerken yerli üretici sıkı kurallara uymak zorunda kalıyor. Üçüncüsü küresel dalgalanmalara bağımlılık. İthalat arttıkça ülkenin çay güvenliği iç kontrolden çıkıp ihracatçı ülkelerin politikalarına bağlanıyor.
Çözüm önerileri arasında akıllı tarifeler öne çıkıyor. Tarife, iç üretim miktarına göre ayarlanmalı; yüksek üretim yıllarında tarife artırılarak pazar yerli ürüne bırakılmalı. İkinci öneri, hazır çay ithalatı yerine markalaşma ve değer zinciri geliştirmeye odaklanmak. Pazar ikiye ayrılmalı: yabancı çayla fiyat rekabetinin mümkün olmadığı kitle pazarı ve müşterinin aroma, tat ve sağlık aradığı özel pazar. Gilan çayı ikinci alanda değer, kalite ve özgünlük üzerinden yarışmalı.
Markalaşma için araştırma-geliştirme, tasarım, pazarlama, çiftçi eğitimi ve teknolojiye yatırım şart. Üçüncü öneri ise altyapı desteği ve üretim maliyetlerini düşürecek önlemler; gübre, enerji gibi girdilerde maliyet azaltılarak yerli çayın yabancı çayla fiyat farkı daraltılmalı.
Yaprak alım fiyatı doğrudan kuru çay piyasasındaki fiyata bağlı. Piyasa ithal çaylarla dolunca fabrika sahibinin pazarlık gücü azalıyor ve baskı çiftçiye yansıyor. Devlet garantili fiyat açıklasa bile bu rakam çoğu zaman enflasyon ve gerçek üretim maliyetleriyle uyuşmuyor. Çiftçi çok düşük kâr marjıyla ürününü satmak zorunda kalıyor. İthalat bu nedenle çiftçinin kârına ek baskı yapıyor.
Uzman, İran çay sektörünün geleceğinin kitlesel üretimden değer yaratmaya geçişte yattığını söylüyor. Markalaşma, eğitim ve akıllı destekle sektör ithalat tehdidini aşabilir ve kaliteli, gurur duyulacak bir ihracat ürününe dönüşebilir. Bu yol zaman alsa da politika yapıcıdan çiftçiye kadar ortak irade gerektiriyor. İthalat bir anda kesilemez ancak yönetilerek üretimi tahrip etmek yerine iyileştirmeye katkı sağlayabilir. Başarı, rekabet alanını fiyattan kalite ve özgünlüğe kaydırmakta.



