İranlı bilim insanlarından tومور مغزی tedavisinde yeni yöntem
İranlı araştırmacılar, genetiği değiştirilmiş virüsler kullanarak tومورهای بدخیم مغزی را هدف alan ve başarılı sonuçlar elde edilen yeni bir tedavi yöntemi geliştirdi.
Dünya genelinde beyin tümörlerinin tedavisi büyük engellerle karşılaşıyor. Buna karşın İranlı bilim insanları biyoteknoloji alanındaki çalışmalarla tıp dünyasında önemli bir eşiği aşmaya hazırlanıyor. Bölgede ilk kez tومورهای مغزی رايج tedavi yöntemlerinin etkisizliğini kırmayı hedefleyen araştırmacılar, başarılı klinik çalışmalar sonucunda kötü huylu beyin tümörlerini iyileştirmeyi başardı ve ülkenin adını uluslararası bilim çevrelerinde duyurdu. Laboratuvarlarda başlayan bu süreç hastane ameliyathanelerine taşındı ve hastalarda umut verici sonuçlar ortaya çıktı.
Uzmanlar, glioblastoma adı verilen tومور مغزی türünün en yaygın, en saldırgan ve en kötü huylu çeşit olduğunu belirtiyor. Bu rahatsızlık dünya genelinde çok sayıda can alıyor. Shahid Beheshti Tıp Üniversitesi Doçenti Dr. Hamidreza Khayyat Kashani, etkili bir tedavi bulunmadığı için cerrahi operasyonlar, radyoterapi ve kemoterapi gibi en sert yöntemlerin bile yetersiz kaldığını ve hastaların yaşam süresini bir yılın altına indirdiğini ifade ediyor. Ancak Türk ve yabancı araştırmacıların aksine İranlı ekip ileri bir teknolojiyle yeni bir yöntemi hayata geçirdi.
İnsan çalışmaları ekibinde yer alan Khayyat Kashani, virüslerin genetik yapısıyla oynayarak bu yöntemi uyguladıklarını belirtti. Oncolytic adı verilen virüsün genetiği değiştirilerek hastalık yapıcı etkenler ortadan kaldırıldı ve yüzeyine özel proteinler eklendi. Bu sayede virüs, kötü huylu hücreleri tanıyarak onlara tutunuyor. Çift yönlü çalışan bu biyolojik silah, hücre içine girip genimini aktarıyor, çoğalarak hücreyi patlatıyor ve dışarı çıkan yeni virüsler sıradaki kanser hücrelerine yöneliyor.
Diğer taraftan bu yöntem tومور çevresindeki ortamı değiştirerek bağışıklık sistemini harekete geçiriyor. Önceden kanser hücrelerini fark edemeyen bağışıklık sistemi, tومurun parçalanmasıyla ortaya çıkan unsurları görüyor ve düşmanı tanıyarak yok etmek için faaliyete geçiyor. Bu yenilikçi yaklaşım İran'daki hastalar için yeni bir umut ışığı oldu.
İmam Hüseyin Hastanesi'nde uygulanan bu yöntem, tومuru doğrudan yok etmek için cerrahi müdahale esnasında lezyon bölgesine virüs enjekte edilmesini gerektiriyor. Khayyat Kashani, bu uygulamanın bir araştırma sürecinin ilk aşaması olduğunu ve dünyada az sayıda ülkede gerçekleştirildiğini vurguluyor. Yöntemin hem güvenliğinin test edilmesi hem de en yüksek dozun belirlenmesi amaçlanan birinci aşamada, ameliyat, radyoterapi ve kemoterapiye rağmen tümörü tekrarlayan ve genellikle üç ila altı ay ömrü kalan hastalar yer aldı. Uygulama sonucunda çoğu vakada tومör tamamen kayboldu veya büyük ölçüde küçüldü. Bu başarı onkoloji, patoloji, nöroloji, cerrahi ve biyoteknoloji gibi birçok disiplinin ortak çalışmasıyla elde edildi.
İlk aşamada bu yöntemin uygulandığı dokuz hastanın çoğunun hayatta olduğu ve bazı görüntülerde tümörlerin ortadan kalktığı görüldü. İkinci aşama ise 26 hasta üzerinde devam ediyor. Japonya'da benzer bir çalışma 19 hasta üzerinde farklı bir virüsle yapılmıştı, ancak İran'daki sonuçlar da oldukça olumlu değerlendiriliyor.
Amerika Birleşik Devletleri, Çin ve Japonya gibi ülkelerin yanı sıra İran da bu teknolojiyi kullanan ülkeler arasına girdi. Genetik mühendisliği ve uzman altyapı gerektirdiği için bu teknoloji dünyada sadece beş ülkede bulunuyor. Virüslerin hassas yapısı nedeniyle bu süreç oldukça maliyetli ve zorlu ilerliyor. Türkiye'de de benzer sağlık çalışmalarına yönelik ilgi sürerken, İran bu teknolojiyi ikinci aşamaya taşımayı başaran nadir ülkeler arasında yer aldı.
Khayyat Kashani, yöntemin en önemli avantajlarından birinin hastalarda ciddi yan etkilere yol açmaması olduğunu belirtti. Dördüncü ve beşinci seviyede hiçbir yan etki görülmezken, bazı hastalarda tedaviyi engellemeyen üçüncü seviye kısa süreli etkiler rapor edildi. Bu tedavi, geleneksel cerrahi ve kemoterapiden farklı olarak biyoteknolojik yöntemlere odaklanıyor.
İkinci klinik aşama tamamlanmadan resmi bir tedavi protokolü olmasa da maliyetler hastalar için bir soru işareti oluşturuyor. Biyoteknolojik tedavilerin genetik işlemler ve nakil zincirleri nedeniyle dünyanın en pahalı hizmetleri arasında yer aldığını belirten Khayyat Kashani, Japonya'da benzer bir tedavinin 70 bin dolar civarında olduğunu aktardı. Yerli tedavinin maliyetinin daha düşük olması beklenirken, hastaların bu hizmete erişebilmesi için devlet desteği ve sigorta kapsamına alınması gerektiği vurgulanıyor.


