İsrail ve Yunanistan, Türkiye'ye karşı F-35 yarışında avantaj arıyor
Yunanistan, F-35 savaş uçakları ile hava gücünü artırmayı planlıyor. Türkiye'nin askeri gücü ise göz ardı edilemeyecek kadar büyük.

Yunanistan'ın Pentapostagma gazetesi, İsrail merkezli bir düşünce kuruluşunun Türkiye, Yunanistan ve İsrail arasındaki hava gücü dengesine ilişkin analizine yer verdi. Analizde, Türkiye'nin F-35 savaş uçaklarına sahip olmadan önce Yunanistan ve İsrail'in beşinci nesil hava gücünü güçlendirmesinin, Ankara’nın artan nüfuzuna karşı Atina ve Tel Aviv'e önemli bir avantaj sağlayabileceği öne sürüldü.
Analiz, Türkiye ile Yunanistan arasında olası bir askeri çatışma senaryosuna göre şekillendi. İsrail'in kullandığı F-35I'lar ve Yunanistan'ın envanterine katmayı planladığı F-35A'lar, hava gücü dengesi açısından belirleyici bir rol oynayabilir. Türkiye'nin askeri kapasitesine dair yapılan değerlendirmeler de dikkat çekici.
İsrailli uzmanlar, Türkiye'nin NATO'nun ikinci büyük ordusuna sahip olduğunu, güçlü bir insansız hava aracı sektörüne, büyük bir donanmaya, gelişti füze sistemlerine ve hızla büyüyen yerli savunma sanayisine sahip olduğunu vurguladı. Türkiye'nin askeri açıdan hafife alınamayacağı belirtilerek, “Türklerin hava gücü zayıf olmaktan çok uzak” ifadesi kullanıldı.
F-35'in öne çıkan özellikleri arasında düşük görünürlük, gelişti sensörler, elektronik harp ve ağ tabanlı hedefleme kabiliyetleri bulunuyor. Bu teknolojilerin, F-35'lere birçok geleneksel savaş uçağından önce tehditleri tespit etme ve karşılık verme imkanı sunduğu ifade edildi.
İsrailli bir uzmanın değerlendirmesi ise “Boyut önemli. Ancak modern hava savaşında ilk gören ve ilk vuran olmak daha da önemli olabilir” şeklinde oldu. Yunanistan, F-35 programında ilerleyerek elini güçlendirmeyi amaçlıyor.
20 F-35 savaş uçağı için resmi sipariş verildi. İlk teslimatların 2028'de Andravida Hava Üssü'ne yapılması bekleniyor. İsrail ise F-35I savaş uçaklarını aktif olarak kullanıyor.
Yunanistan'ın F-35'lerle sınırlı olmayan 3,4 milyar dolarlık bir hava ve füze savunma ağı kurmayı hedeflediği belirtiliyor. Bu sistemler arasında İsrail yapımı Barak MX, Spyder ve Davud Sapanı sistemleri de yer alıyor. “Aşil Kalkanı” adı verilen bu sistemle Yunanistan'ın hava sahasını çok katmanlı bir savunma ağıyla koruması planlanıyor.
Türkiye'nin ileride F-35 programına yeniden dahil olma ihtimali, İsrailli düşünce kuruluşunun analizinde endişe kaynağı olarak öne çıkıyor. “Türkiye F-35'lere sahip olmadan önce Yunanistan'ın sahip olması gerek. Bu yüzden Atina ile birlikte elimizi çabuk tutmalıyız ve Türklerden önce hamle yapmalıyız” denildi.
Ayrıca, İsrail'in Türkiye'ye F-35'lerde kullanılan hassas teknolojilerin transferine karşı çıktığı ve ABD'den Türk savaş uçaklarının yazılım ve sistemleri konusunda önlem almasını istediği bildirildi. Uzmanlara göre Türkiye'nin askeri kapasitesi, Doğu Akdeniz'deki denklemin sadece F-35'ler üzerinden okunmasını zorlaştırıyor.
İHA ve SİHA'lardan gelişti füze sistemlerine, güçlü deniz gücünden elektronik harp kabiliyetlerine kadar geniş bir savunma kapasitesine sahip olan Türkiye, yerli savunma sanayini hızla büyütüyor. Türkiye'nin F-35'lere sahip olmadan önce Yunanistan ve İsrail'in kurmak istediği beşinci nesil hava gücünün, Doğu Akdeniz'deki dengeleri gerçekten değiştirebilir mi? Uzmanlar, Ankara'nın F-35'e dönüşünün bölgedeki mevcut hesapların yeniden yapılmasını gerektireceği görüşünde.





