
İsrail'de ekim ayındaki seçimlerin güvenilirliği tartışma yarattı
İsrail'de yaklaşan genel seçimler öncesinde siyasetçiler, sivil toplum kuruluşları ve Cumhurbaşkanı Herzog oy verme sürecine dış müdahale ve şiddet olayları yaşanabileceği konusunda uyarılarda bulundu.
İsrail'de yaklaşan genel seçimlerin güvenilirliğine dair endişeler artıyor. Siyasetçiler, sivil toplum örgütleri ve hatta Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, oylama sürecine olası siyasi müdahaleler konusunda uyarılarda bulunuyor.
İsrailliler, Başbakan Benjamin Netanyahu'nun yeniden iktidara gelmeye çalışacağı 27 Ekim'deki yasama seçimlerinde ülkenin yeni hükümetini ve başbakanını belirlemek üzere sandık başına gidecek. Ancak Netanyahu hükümetinin iktidarını sağlamlaştırma yönündeki çabaları arasında İsrail demokrasisinin geleceğine dair kaygılar da güçleniyor.
Demokrasi Enstitüsü tarafından yapılan bir kamuoyu araştırması, Yahudi İsraillilerin neredeyse dörtte üçünün 2026 seçimlerinin güvenilirliğinden endişe duyduğunu, katılımcıların yüzde 43'ünün ise İsrail'de demokratik yönetimin geleceği konusunda iyimser olduğunu ortaya koydu.
Muhalefet lideri Yair Lapid, eski Başbakan Ehud Olmert ve Cumhurbaşkanı Isaac Herzog da oylamayla ilgili kaygılarını dile getirdi. Temmuz ortasında televizyonda yayınlanan bir konuşmasında Herzog, seçim müdahalesi ve seçim kurulu ile iç güvenlik teşkilatı Şin Bet'in başkanlarıyla yaptığı görüşmenin ardından şiddet tehdidi konusunda uyarıda bulundu. İki taraf arasındaki çatışmaların tehlikelerine dikkat çekmek için dini hikayelerden örnekler veren Herzog, kampanya döneminde hiç kimsenin kırmızı çizgileri aşmaması gerektiğini vurguladı.
Seçilmiş temsilcilere, aktivistlere ve tüm partilerden adaylara seslendiğini belirten Herzog, rakiplerin düşmana dönüştürülmemesini ve seçimlerin bir iç savaşa benzetilmemesini istedi.
İktidardaki koalisyon, 2021'de başlattığı yargı denetiminden kurtulma çabalarını sürdürüyor; bu durum ülkeyi keskin bir şekilde bölmüş durumda. Yolsuzluk suçlamasıyla yargılanan Netanyahu da 2023 ekimindeki Hamas öncülü saldırılara ilişkin bağımsız bir soruşturmanın ertelenmesini talep ediyor ve bu durum güvenlik yönetiminin eleştirilmesine yol açıyor.
İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonları, işgal altındaki Batı Şeria'daki yerleşimci şiddeti ile Lübnan, Yemen, Suriye ve İran'a yönelik çok cepheli savaşın uluslararası alanda eleştirilmesi de seçimlerin ana gündem maddeleri arasında yer alıyor.
Meclis üyesi Ofer Cassif, Al Jazeera'ya yaptığı açıklamada, şiddet olaylarının, özellikle işgal altındaki Batı Şeria'da İsrail siyasetinin bir parçası haline geldiğini belirtti. Şiddet potansiyeli hakkında spekülasyon yapmaya gerek olmadığını ifade eden Cassif, hükümet karşıtı aktivistlerin, Filistinlilerin yanı sıra İsraillilerin de gözaltına alındığını ve aşırı sağcı milisler tarafından hakimlerin taciz edildiğini aktardı.
Cassif, sol koalisyondaki Hadash Partisi üyeleri gibi sorunlu adayların, hükümetin onları seçimlerden men etme girişimlerine hazırlandığını söyledi. Ayrıca Filistinli vatandaşların yoğun olarak yaşadığı bölgelerde oy kullanma hakkının engellenmesine yönelik girişimlerin olabileceği uyarısında bulundu.
Seçim sonuçlarının hükümet aleyhine çıkması durumunda yaşanabilecekleri de soran Cassif, ofislerini terk etmeyi reddetmeleri halinde onları kimin uzaklaştıracağını sorguladı.
Netanyahu'nun sağcı Likud Partisi içinden bile eleştiriler yükseldi. Bazı parti üyeleri Dean Livne'nin Merkez Seçim Komisyonu'nun geçici başkanlığına getirilmesine karşı çıktı.
Koalisyon, yabancı müdahaleler ve yapay zekanın oluşturduğu risklere ilişkin çok sayıda uyarıya rağmen komisyonun bütçesini 50 milyon Yeni İsrail Şekeli (yaklaşık 15 milyon dolar) oranında kesti.
Hükümet, huzurevlerindeki seçmenlerin oy kullanmasını genişletme çabalarına direnmekle suçlanıyor. Ayrıca Ulaştırma Bakanı Miri Regev'in ofisinin, seçim gününden önce Ben Gurion Havalimanı'na gelen uçuşları kısıtlayarak sol eğilimli yurt dışı seçmenlerin oy vermesini zorlaştırdığı iddia ediliyor.
Uluslararası seçim gözlem ajansı International IDEA'dan Therese Pearce Laanela, iktidardaki parti ile adil seçimler arasında her zaman bir gerilim olduğunu belirterek, hükümetlerin temel sorumluluklarının yasaları uygulamak ve adil bir şekilde yürütülmesini sağlamak olduğunu, ancak seçim otoritesini zayıflatmamaları gerektiğini kaydetti.
Siyaset analisti Ori Goldberg ise birçok İsraillinin Netanyahu'yu siyasi hayatın değişmez bir unsuru olarak gördüğünü ve her seçimde krizlerden çıkabilecek bir sihirbaz olarak değerlendirdiğini ifade etti. Goldberg, bu koalisyonun yeniden iktidara gelmesinin, İsrail'in çoklu savaşlara ve şiddet olaylarına onay verdiği anlamına geleceğini belirtti.







