İsrail'den İran-ABD anlaşmasına karşı çıkış
İsrail Enerji Bakanı Eli Cohen, ABD ile İran arasında bir anlaşmaya varılmamasının kendileri için daha avantajlı olacağını savundu.
İsrail Enerji Bakanı Eli Cohen, ABD ve İran arasında bir anlaşma imzalanmamasının Tel Aviv yönetimi açısından daha doğru olacağını ifade etti. Kanal 14 televizyonuna değerlendirmelerde bulunan Enerji Bakanı Cohen, Hürmüz Boğazı meselesi nedeniyle ABD ile temas halinde olan İran'a değindi. Cohen, "Bence bizim açımızdan bir anlaşma olmaması daha iyi olur. İran'a baskı yapmaya devam edebiliriz" şeklinde konuştu.
"Rejimin düşmesine yol açacak tüm tohumları ektiğimizden emin olduk" diyen Cohen, Tahran yönetiminin iki ya da üç yıl içinde iktidardan düşeceğini iddia etti. İsrail medyasında yer alan haberlerde, Tel Aviv'in ABD desteği olmadan da İran'a yönelik askeri saldırı opsiyonunu koruduğu ve bu doğrultuda hazırlıklarını sürdürdüğü öne sürülmüştü.
İran ile ABD arasında 14 Haziran tarihinde Pakistan'ın arabuluculuğunda bir mutabakat sağlanmıştı. Anlaşmanın ilk aşaması uyarınca, ABD'nin İran'ın dondurulan fonlarını serbest bırakması, buna karşılık Hürmüz Boğazı'nın ulaşıma açılması ve İran'ın 60 gün boyunca bu stratejik su geçişinden ücret talep etmemesi kararlaştırılmıştı.
Ancak imza sürecinin ardından ABD yönetimi, Tahran'ın dondurulan mal varlıklarını serbest bırakmadı ve gemi geçişleri için Umman kara sularından geçen alternatif bir güzergah oluşturdu. Washington'ın bu hamlelerini mutabakatın çiğnennmesi olarak değerlendiren İran, boğazdaki geçişleri kısıtlayarak izinsiz seyreden bazı gemileri hedef almıştı. Yaşanan anlaşmazlıklar neticesinde 8 Temmuz'da Hürmüz Boğazı hattında şiddetli çatışmalar patlak vermiş ve yaklaşık iki hafta sürmüştü.
Çatışmaların ardından Tahran, boğazda güvenli seyir yolları oluşturulması amacıyla Umman ile yeniden masaya oturmuştu. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi, 5 Ağustos'taki açıklamasında Umman ile yürütülen müzakerelerde son aşamaya gelindiğini aktarmıştı. Garibabadi, görüşülen rotanın 2 ila 4 ay sürmesi öngörülen geçici bir güzergah olduğunu, Hürmüz Boğazı'nın kalıcı olarak açılmasının ise tamamen ABD'nin tavrına bağlı olduğunu kaydetmişti.






