İsveç'te Rusya tehdidi: Siyasi partiler savunmada birleşti
Ukrayna'daki savaş şiddetlenirken İsveç siyasetinde Rusya'ya karşı benzeri görülmemiş bir uzlaşı oluştu. Ülke, onlarca yıllık güvenlik politikalarını değiştiriyor.

Yorgun dünya duymak istemeyebilir ancak Ukrayna'daki savaş bitmiyor, aksine şiddetleniyor. Çatışma derinleştikçe coğrafi olarak da genişliyor. Kuzey Avrupa'daki ciddi hükümetler Rusya'ya karşı onlarca yıl sürecek savunma planları yapıyor.
Zengin ve tedbirli İsveç bu durumun tipik bir örneği. Putin'in saldırganlığı ülkeyi iki asırlık tarafsızlık politikasını terk etmeye yöneltti ve İskandinav ülkesi kısa süre önce NATO'ya katıldı. 13 Eylül'de sandık başına gidecek olan İsveçliler arasında Ukrayna'ya destek konusunda tam bir uzlaşı var.
Siyasetçiler Rusya'ya karşı derin bir güvensizlik duyuyor. Stokholm'deki üst düzey isimler 2000'lerin sonundaki Rusya yaklaşımını 'saf' olarak niteliyor. Sağ ve sol kanattaki yetkililer artık ne kadar gerçekçi olduklarını vurguluyor.
Muhafazakar koalisyon hükümeti yönetimindeki İsveç, Rusya'nın gösterdiğinden daha zayıf olduğunu savunuyor. Başbakan Ulf Kristersson Vladimir Putin ve yardımcılarının mali durumu gizlemek için sahte istatistikler kullandığını söylüyor. Kristersson The Economist'e verdiği röportajda Rusya'nın temel mantığının değiştiğine dair işaret görmediğini belirtti. - SAVAŞIN GELECEĞİ BELİRSİZ - Başbakan Ulf Kristersson Ukrayna'nın artan bir acı çektiğini ve Rus füzelerinin terör estirdiğini kabul ediyor.
Önleyici füze sıkıntısının Orta Doğu'daki savaş nedeniyle arttığını not eden Kristersson, Ukrayna direncinden taviz beklememek gerektiğini vurguluyor. Stokholm'den bakıldığında Rus neo-emperyalist hırsı ile Ukrayna vatanseverliğinin çatışması bir çıkmaz yarattı. Çatışmanın maliyeti artıyor ancak her iki taraf da yenilgiyi daha acı verici buluyor.
Başbakan savaşın ne zaman biteceğini bilmediğini söyledi. Hükümet, İsveç'i Ukrayna'ya uzun vadeli bir savunma ortağı olarak bağlamaya çalışıyor. Gripen savaş jetleri Ukrayna hava kuvvetlerine bağışlanıyor ve satılıyor.
Askerlik hizmeti genişletilirken komşu ülkelerle güvenlik bağları derinleştiriliyor. - MERKEZ SOLDAN SERT ÇİZGİ - Seçimleri kazanması beklenen merkez soldaki Sosyal Demokrat Parti de Rusya konusunda sert bir çizgi izliyor. Soğuk savaş döneminde NATO üyeliğine karşı çıkan parti yetkilileri Rusya'yı varoluşsal bir tehdit olarak görüyor.
İsveç'te Ukrayna savaşının bitmesi hem arzulanıyor hem de korkuluyor. Uzaktaki ülkelerin Putin'le normalleşme taleplerinin Avrupa birliğini zorlayacağından endişe ediliyor. Sosyal Demokratların dış ilişkiler sözcüsü Morgan Johansson ateşkesin kalıcı barış değil dondurulmuş çatışma yaratacağını düşünüyor.
Johansson İsveç'in Rusya'ya asla güvenemeyeceğini ve rejimin değiştiği uzak bir gelecekte bile tetikte olunması gerektiğini söylüyor. Siyasi liderlerin Rus saldırganlığını unuttuğu yirmi beş yıl önceki hataların tekrarlanmaması hedefleniyor. - AB ÜYELİĞİ VE BATI BİRLİĞİ - İsveç, yolsuzlukla mücadelede ilerleme kaydettiği an Ukrayna'ya AB yolunun açılmasını savunan ülkelerin başında geliyor.
Fransa gibi büyük oyuncular ise genişlemeden çekiniyor, bazı çiftçi ülkeler tarım rekabetinden endişe duyuyor. Bu farklılıklar Donald Trump'ın Ukrayna'yı adil olmayan bir barışa zorlaması durumunda batı birliğinin kırılganlığını artırıyor. İsveçli yetkililer Amerika'nın Ukrayna'ya desteği kesmesi ihtimalinden endişe duyuyor.
Trump'ın İran ve Çin'e odaklanarak Ukrayna'ya ilgisini kaybetmiş olabileceği değerlendiriliyor. Müttefikler savaşın iyi bir sonla biteceğine inanmıyor. Kötü bir barıştan korkan ülkeler Rusya'ya güvenmiyor. Çıkmaz sokak olarak görülen bu durum diğer tüm kötü sonuçlardan daha iyi kabul ediliyor.







