Sahte reklamlar dolandırıcılığı ve istismarı fonluyor
Yapay zeka ile hazırlanan sahte içerikler, dolandırıcılık, pedofili ve istismar suçlarını destekliyor. Uzmanlar, dijital platformlardaki denetim eksikliğine dikkat çekiyor.

Yapay zeka kullanılarak oluşturulan sahte ses, görüntü ve içerikler, dijital platformlarda dolandırıcılıktan istismara kadar birçok suça zemin hazırlıyor. Bilişim Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, bu durumun güvenlik ve medya düzeni açısından ciddi riskler taşıdığını belirtti.
Kırık, "Google ve sosyal medya üzerinden verilen bu reklamlara bakıldığında dolandırıcılık, müstehcenlik, pedofili ve istismar suçlarının fonlandığını görmekteyiz" dedi. Dijital mecralarda yapay zeka teknolojisinin kullanılması, yeni nesil suç yöntemlerinin ortaya çıkmasına sebep oluyor. Denetim dışında kalan sosyal medya platformlarında yürütülen bu faaliyetler, finansal dolandırıcılığın yanı sıra farklı suç alanlarına da risk oluşturuyor.
Prof. Dr. Prof. Dr. Kırık, sanal dünyada suç organizasyonlarının yeni gelir kaynakları oluşturduğunu dile getirerek, "Yapay zeka ile oluşturulmuş sahte sesler ve görüntüler reklam olarak sunulmakta, hem sanal mecralarda hem de arama motorlarında yer bulmaktadır.
'Devlet destekli yatırım garantisi' gibi yanıltıcı vaatlerle verilen bu reklamlardan dolandırıcılık ve istismar suçları maalesef desteklenmektedir" ifadelerini kullandı. Dijital platformlardaki denetim eksikliğine dikkat çeken Kırık, televizyon ve radyo kanallarında uygulanan sıkı denetimlerin dijital dünyada bulunmadığını vurguladı.
Kırık, "Bu tür içerikleri denetimli bir televizyon kanalında yayınlamak mümkün değildir. Ancak dijital platformlarda durum tam tersidir. Yurt dışından gelen reklamlar Türkiye'de yayınlanmakta ve bu durum ciddi bir çifte standart yaratmaktadır.
Bu eşitsizlik, içerik güvenliği ve gelir dağılımı açısından ülkemiz için büyük bir sorun teşkil etmektedir" dedi. Prof. Dr. Kırık, dijital platformların manipülasyon gücünün milli güvenlik açısından da ele alınması gerektiğini belirtti. "Bu ülke Gezi Parkı olaylarını ve 15 Temmuz darbe girişimini yaşadı. O dönemde sosyal medyadaki dezenformasyonların nasıl bir silah olarak kullanıldığını gördük.
Eğer dijital mecralar da televizyonlar gibi denetlenmezse, bu kirli fonlanma devam ettikçe yerli ve milli Türk medyası ayakta kalamayacak duruma gelecektir" dedi.







