
Semra Çetinkaya'nın mücadele hikayesi umut oluyor
Omurilik felçlisi Semra Çetinkaya, yaşam mücadelesini ve sosyal sorumluluk projelerini anlattı. Yüzde 1 şansla yeniden hayata tutundu.
Onun hikayesi sadece kişisel bir yaşam öyküsü değil, aynı zamanda umut ve direnç dolu bir insanlık dersi niteliğinde. Semra, "Pek çok kişi beni omurilik felçlilerinin hakları için verdiğim mücadeleyle tanıyor. Ama ben, hayatın bana verdiği her sınavı başkalarının hayatına umut olabilmek için değerlendirmeye çalışan bir insanım" diye belirtiyor. Hayatının en büyük öğretmeninin anneannesi olduğunu söyleyen Semra, "Yedi aylıkken dünyaya geldim. Annem ve babam çalıştıkları için beni anneannem büyüttü. Bugün sahip olduğum değerlerin temelinde onun bana öğrettikleri var" diyor. 13 Nisan 1994'te geçirdiği kaza ise yaşamını köklü değişikliklere uğrattı. Kaza öncesinde İstanbul’da başarılı bir sigorta acentesine sahip olan Semra, Adana'daki büyük fabrikaların sigortasını yapma planları yapıyordu. Ancak uçak seferlerinin iptal olması nedeniyle karayoluyla yola çıkmaya karar verdi. Yolda, emniyet kemerlerinin takılı olmaması nedeniyle yaşanan bir kaza sonucunda hem arkadaşını kaybetti hem de omurgası ciddi şekilde zarar gördü. Semra, kazadan sonra hastanede yaşadığı zorlukları ve omuriliğine batan kemik parçalarının temizlenmesini, yaşadığı duygusal çöküşü gözler önüne seriyor. Yoğun bakım sürecinde, "Ben ne zaman ayağa kalkıp yürüyeceğim?" sorusunu sürekli soruyordu. Doktorunun ona verdiği yüzde 1 ihtimal, hayatını değiştiren bir dönüm noktası oldu. O andan itibaren, yeniden hayata tutunma mücadelesi başladı. Semra, "O dönemde beni hayata bağlayan tek bir şey yoktu ama iki küçük çocuğum vardı. Onlar için ayağa kalkmak istiyordum. Kendi kendime, ya kaybettiklerimi sayacağım ya da elinde kalanlarla yeniden bir hayat kuracağım dedim" diyor. Bu karar, onun sosyal sorumluluk çalışmalarına yönelmesini sağladı. Semra, emniyet kemerinin önemini anlatan projeler ve ilk yardım eğitimleri vermeye başladı. Yaşadığı kazadan ve sonrasındaki zorluklardan ders çıkararak, başkalarına umut olmayı hedefledi. Kendini tekerlekli sandalyede bulduğunda bile, eski yaşam tarzını sürdürmeye çalıştı. "Kaza geçirmeden önce nasıl giyiniyorsam, yine öyle giyindim" diyor Semra. Kazadan sonra ilk defa mutfağa girdiğinde, o anki mutluluğunu unutamadığını ve o anın kendisini yeniden anne hissettirdiğini dile getiriyor. Semra, kazadan önceki kendine bir mektup yazmak isteseydi, ona, "Hayat bir salıncak gibidir. Bazen en yukarı çıkarsın, bazen de en aşağı inersin. Önemli olan düşmektir, ama her düştüğünde yeniden tutunabilmektir" derdi. Son olarak, hayatının boyunca karşılaştığı zorluklardan ve insanlardan aldığı dersleri vurgulayan Semra, herkese hayatta kalma ve mücadele etme çağrısı yapıyor.

