Süleymancıların İmamoğlu'na oy vermeyenlere uyguladığı yaptırımlar gündemde
Fatih Süleyman Denizolgun, İmamoğlu'na oy vermeyenlerin cemaat tarafından nasıl etkilenebileceğini açıkladı. Yaptırımlar arasında sosyal ve ticari ilişkilerin kesilmesi bulunuyor.

Süleymancıların bir üyesinin "İmamoğlu’na oy vermeyeceğim" demesi durumunda neler yaşandığı yeniden tartışılmaya başlandı. Süleyman Hilmi Tunahan’ın torunu Fatih Süleyman Denizolgun, gazeteci Taha Hüseyin Karagöz ile yaptığı programda bu konuyu gündeme getirdi. Karagöz, bir cemaat üyesinin İmamoğlu'na oy vermemesi halinde başına gelecekleri sordu.
Denizolgun, bu kişinin bilgileri cemaatin birimlerine ve yurtdışındaki 180 ülkeye dağıtılacağını belirtti. Ayrıca, bu kişinin cemaatle olan ilişkilerinin kesileceğini ifade etti. Denizolgun, bu durumun ardından o kişinin ticari hayatının sona erdiğini, sosyal ve aile bağlarının da koparıldığını söyledi.
Bu nedenle birçok insanın maddi ve manevi sorunlarla karşılaşma korkusuyla sessiz kaldığını savundu. "O yüzden sessiz bir kitle var" dedi. Denizolgun, ayrıca dedesinin birçok talebesinin cenazesini kıldırmayacağından korkan kişilerin de seslerini çıkarmadığını dile getirdi.
Denizolgun, cemaat içindeki uygulamanın yalnızca siyasi tercihlerle sınırlı kalmadığını da vurguladı. Ayasofya’ya gidenlerin de benzer yaptırımlara maruz kaldığını, bu kişilerin cemaatten atıldığını ve sosyal çevreleriyle olan ilişkilerinin kesildiğini belirtti. "Hazmedemiyorlar Ayasofya’nın cami olmasını, mesele bu" dedi.
Çamlıca Camii’ne gidenler için de aynı yaptırımların geçerli olduğunu belirten Denizolgun, bu camiye gidenlerin de cemaatten atıldığını ifade etti. Cumhurbaşkanı'na sempati duyan veya oy veren kişilerden şüphe edilenlerin de benzer şekilde cemaatten atıldığını öne sürdü.
"Aleyhine konuşmayanları bile atmaya geldiler, artık sıra oraya geldi" diye konuştu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Alihan Kuriş’in liderliğindeki çıkar amaçlı suç örgütüne yönelik bir operasyon gerçekleştirdi. Operasyon kapsamında 30 şüpheli gözaltına alındı.
Başsavcılıktan yapılan açıklamada, şüphelilerin "suç örgütü kurma ve yönetme", "suç örgütüne üye olma" gibi suçlardan soruşturma altında olduğu kaydedildi. MASAK raporuna göre, örgüte ait şirketlerin finansal işlem hacimlerinin 2020'den sonra belirgin şekilde arttığı, bölünme ve devir işlemleri gerçekleştirdiği tespit edildi.
Raporda, bazı şirketlerin yalnızca sahte faturalarla finansal işlemler yaptıkları ve bu yöntemle kayıtların gizlenmeye çalışıldığı belirtildi. Şirketlerin hesaplarında yüksek miktarda nakit sirkülasyonu olduğu ve bu nakit girişlerinin kaynaklarının izah edilemediği ifade edildi. Ayrıca, şirketlerin mal alım-satım kayıtlarında diğer tüzel kişilerle yüksek meblağda işlemler yapıldığı ve bazı şirketlerin yüksek vergisel iadeler aldığı değerlendirildi.
Bu operasyonlar İstanbul, Ankara ve Antalya gibi illerde eşzamanlı olarak düzenlendi. Operasyonlar sonucunda, aralarında Alihan Kuriş'in de bulunduğu 30 şüpheli gözaltına alındı. Yurt dışında bulunan 9 şüpheli hakkında ise yakalama çalışmaları devam ediyor.







