Süper Lig yeni transfer durağına dönüşüyor
Süper Lig, Suudi Arabistan'daki sözleşmelerin 2027'de bitmesiyle yıldız oyuncular için yeni bir ara durak haline geliyor. Spor ekonomisti Tuğrul Akşar, bu sürecin kur etkisine dayandığını ve yapısal reform yapılmazsa sönümleneceğini söyledi. Avrupa kulüpleri yüksek maaşlı oyuncuları satarak nakit sağlarken Süper Lig bu transferleri üstleniyor.

Futbol tarihinde benzer furyalar yaşandı. Katar'da 2000'lerin başında Batistuta, Frank de Boer ve Desailly gibi oyuncular forma giydi. Pep Guardiola da Katar'da oynadı.
ABD'de MLS takımları Beckham, Thierry Henry ve Robbie Keane gibi isimleri kadrosuna kattı. Rusya'da Zenit, Kazan ve Dinamo Moskova ünlü oyuncuları transfer etti. Çin Ligi de devlet politikasıyla yükseldi.
Burak Yılmaz, Westham'a gitmek yerine Çin'e transfer oldu. Kulüp başkanı Yılmaz'a "Westham olmaz, ben devlete söz verdim" dedi. Son furya Suudi Arabistan'da yaşandı.
Veliaht Prens'in 2030 vizyonuyla İngiliz yöneticiler ve Portekizli menajerler devreye girdi. Milyarlar harcandı. Suudi Ligi'nde en çok para alan beş oyuncunun sözleşmesi Mayıs 2027'de bitiyor.
Bu isimler büyük olasılıkla Avrupa'ya dönecek. İngiliz Guardian gazetesi bir köşe yazısında Osimhen, Lukaku, Vlahovic, Kante, Greenwood ve Muhammed Salah transferlerine dikkat çekti. Yazıda Süper Lig'in Avrupa'nın dev kulüpleri için kurtarma fonu olabileceği belirtildi.
Spor ekonomisti Tuğrul Akşar bu görüşü değerlendirdi. Akşar'a göre Suudi Ligi'nin mali daralmasıyla Süper Lig yıldızlar için geçici alternatif haline geldi. Akşar, "Bu dönüşüm planlı sermayeye değil, kur etkisine dayanıyor.
Türkiye yeni bir merkez değil, ara durak" dedi. Transfer furyasının temelinde ekonomik verimlilik değil, bilanço illüzyonu var. Maaş sınırı, bağımsız denetim ve gelir paylaşımı gibi reformlar yapılmazsa süreç Çin ve Rusya örnekleri gibi sönümlenecek. Akşar, Süper Lig'in Avrupa'yı finanse ettiğini söyledi. Avrupa yüksek maaşlı oyuncuları satıp nakit akışı sağlarken Türkiye bu oyuncuları alıyor. Türkiye değer transfer ederek rakiplerini besliyor ve Avrupa'nın bilanço temizliğine hizmet ediyor. Dört Büyükler yüksek gelire rağmen kronik borçlanma nedeniyle riskli grupta yer alıyor.







