Tekrar okumak yerine farklı yöntemler deneyin: Kalıcı Öğrenmenin 5 yolu
Tekrar etmek öğrenme hissi verse de kalıcı bilgi için farklı yöntemler kullanmak gerekiyor. İşte kalıcı öğrenmeye yönelik 5 etkili yöntem.

Bir metni tekrar okumak, öğrenildiğini düşündürse de bilginin kalıcı olmasını sağlamıyor. Washington Üniversitesi'nden Henry Roediger ve Jeffrey Karpicke, bu yaygın öğrenme yöntemini inceledi. Araştırma sonuçları Psychological Science dergisinde yayımlandı.
Deneyde, öğrencilere bir metin verildi ve üç gruba ayrıldılar. Birinci grup metni dört kez okudu. İkinci grup, metni üç kez okuduktan sonra, metni kapatıp hatırladıklarını yazdı.
Üçüncü grup ise metni yalnızca bir kez okudu ve kalan üç turda aklında kalanları kağıda dökmeye çalıştı. Üç grubun toplam okuma süresi eşitti. Sınavdan beş dakika sonra en yüksek puanı dört kez okuyan grup aldı.
Ancak bir hafta sonra yapılan aynı sınavda sonuçlar tersine döndü. Dört kez okuyanlar öğrendiklerinin yarısını, yani yüzde 52'sini unuttu. Bir kez okuyup kendini üç kez sınayanlar ise yalnızca yüzde 14'ünü unuttu.
Araştırmanın dikkat çeken bulgusu, en çok unutan grubun kendine en çok güvenen grup olmasıydı. Dört kez okuyanlar sınavdan önce konuyu iyi öğrendiklerini düşündü. Kendini sınayanlar ise bilgilerinden o kadar emin değildi.
Ancak bir hafta sonra yapılan testte, bilgiyi en iyi hatırlayanlar kendini sınayanlar oldu. Tekrar okumak, öğrenildiğimiz hissini verir; fakat kalıcı bilgi için yeterli değildir. Bu durumun sebebi, tanıdıklık duygusudur.
Bir metni ikinci kez okuduğunuzda, cümleler tanıdık gelir ve göz akıcı bir şekilde ilerler, takılmadan okursunuz. Zihin, bu rahatlığı bilgiyle karıştırır. Tanıdık hissetmek, hatırlamak anlamına gelmez.
Birini sokakta gördüğünüzde yüzünü tanırsınız ama adını hatırlayamazsınız. Okuduğunuz metinle kurduğunuz ilişki de çoğu zaman benzer bir yapıdadır. Bir kitabı severek bitirdiğinizde, aylar sonra biri size o kitabın ne hakkında olduğunu sorduğunda aklınızda sadece birkaç cümle kalır.
Kitap kötü değildi ve dikkatsiz de değildiniz; okudunuz ama sonrasında hatırlamaya çalışmadınız. Öğrenmenin ilk adımı okuma olsa da, bilginin kalıcı hale gelmesi için yalnızca okumak yeterli değildir. Araştırma, okuma sayısını artırmanın belli bir noktadan sonra faydasız olduğunu gösteriyor.
Beşinci okuma, dördüncü okumanın sağladığı bilgiden daha fazlasını sunmuyor. O halde, beşinci okumanın yerine bir hatırlama denemesi yapmak, bilgiyi bir haftalık ömreden bir yıllık ömre taşımaktadır. Anlatmak hatırlamanın en doğal biçimidir.
İşte kalıcı öğrenme için uygulanabilecek 5 yöntem: 1. İlk bölüm bitince kitabı kapatın: Okuduğunuz bölümü kendi cümlelerinizle içinizden anlatın. Bu 1 dakika, bölümü baştan okumaktan daha faydalıdır.
2. Altını çizmek yerine kendinize soru sorun: Bir cümlenin altını çizmek, genellikle "buna sonra tekrar bakarım" demektir. Bunun yerine sayfanın kenarına bir soru yazın: "Yazar burada ne anlatıyor?" veya "Bu bölümün ana fikri ne?"
Kitabı tekrar açtığınızda önce cevabı kendi zihninizden vermeye çalışın, sonra metne bakın. 3. Hatırlamayı zamana yayın: Bir metni okuduktan hemen sonra kendinizi sınamak kolaydır çünkü bilgi hâlâ tazedir.
Asıl öğrenme, aradan biraz zaman geçtikten sonra yeniden hatırlamaya çalıştığınızda güçlenir. Akşam okuduğunuzu ertesi sabah, birkaç gün sonra ve bir hafta sonra kendinize yeniden sorun. 4.
Okuduğunuzu birine anlatın: Anlatmak, hatırlamanın en doğal biçimidir. Karşınızdaki kişi anlamadığında, nerede eksik kaldığınızı görürsünüz. Yoksa biri varmış gibi anlatmayı deneyin.
5. Zorlanmayı başarısızlık saymayın: Hatırlama sürecinde zorlanmak, öğrenmediğinizin değil, öğrenmekte olduğunuzun işaretidir. Kolay gelen tekrarlar, kolay unutulur. Zorlayarak hatırlamak kalıcı bilgiler sağlar. Unutmayın ki bir kitabı tamamlamak, onu öğrenmek demek değildir. Bir cümlenin altını çizmek, anladığımız anlamına gelmez. Tanıdıklık duygusu, bilginin öğrenildiği anlamına gelmez. Zihnimize aldığımız her şey, raftaki kitaplar gibi yerinde durmaz. Kullanmadığımız, düşünmediğimiz ve hatırlama çabası göstermediğimiz bilgi zamanla silikleşir. Bu nedenle gelişmemizi sağlayan şey yalnızca ne kadar okuduğumuz değil, okuduklarımızdan ne kadarını kendi cümlelerimizle hatırlayabildiğimizdir. Bazen en iyi yöntem kitabı kapatıp kendinize şu soruları sormaktır: "Az önce ne öğrendim? Buradaki ana fikir neydi? Bunu bir başkasına nasıl anlatırdım?" Çünkü bilgi, sadece gözümüzün önündeyken değil, ihtiyaç duyduğumuzda zihnimizde yeniden canlanabildiğinde gerçekten bizim olur.

