Tunceli'de 1 Eylül Dünya Barış Günü yürüyüşü yapıldı
Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, barış için demokratikleşme ve hukuki düzenlemeler çağrısında bulundu. Askeri harcamalar 30 milyar dolara ulaştı.

Tunceli'de, 1 Eylül Dünya Barış Günü etkinlikleri kapsamında Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, yürüyüş ve basın açıklaması düzenledi. Etkinlik, Sanat Sokağı'ndan başlayarak Kışla Meydanı'nda sona erdi. İnsan Hakları Derneği (İHD) Tunceli Şube Eş Başkanı Özgür Ateş, buradaki basın açıklamasında Türkiye’de artan askeri harcamaların emekçiler ve yoksullar üzerindeki etkilerini vurguladı.
Ateş, kalıcı barış için demokratikleşme ve hukuki düzenlemelerin hayata geçirilmesi gerektiğini dile getirdi. Ateş, Türkiye’nin askeri harcamalarının 2025 yılında 30 milyar dolara ulaşacağını belirterek, “Bunlar, işçi ve emekçiler için daha düşük asgari ücret, emekliler için açlık sınırının altında yaşam ve yoksullar için eğitim ve sağlığa erişimin zorlaşması demek” dedi.
Ateş, emperyalist savaşların baskı rejimleri olarak geri döndüğünü ve yoksulların sofrasındaki ekmeğin küçüldüğünü ifade etti. Ateş, barışın yalnızca çatışmaların sona ermesi anlamına gelmediğini belirterek, “Barış, yaşam hakkının güvence altında olduğu, özgürlüklerin korunduğu, eşit yurttaşlığın hayata geçirildiği bir toplumsal düzenin kurulmasıyla mümkündür.
Silahların susması tek başına barış anlamına gelmez” dedi. Barışın sağlanabilmesi için çatışmayı üreten siyasal, hukuki ve toplumsal sorunların çözülmesi gerektiğini vurgulayan Ateş, gerekli yasal ve anayasal adımların eş zamanlı olarak atılması gerektiğini ifade etti.
1 Eylül'ün, yıllardır ağır bedeller ödenen Kürt meselesinin demokratik ve barışçıl yollarla çözümüyle doğrudan bağlantılı olduğunu aktaran Ateş, bu yıl barış konusunda daha umutlu olduklarını belirtti.
Ateş, geri dönen silahlı militanların ve hapishanelerden çıkan kişilerin siyasi faaliyetleri ve sosyal yaşama katılımını kısıtlayan tedbirlerin sürecin ruhuna aykırı olduğunu vurguladı.
Silahsızlanma ve demokratik yaşama dönüş sürecinin kapsamlı hukuki düzenlemelerle güvence altına alınması gerektiğini, süreçte yer alan aktörlerin güvenliğinin sağlanması ve demokratik siyasetin önünün açılması gerektiğini ifade etti.







