6 Eylül 2026 PazarUSD48,49EUR56,36
Gündem Nabzı

Türkiye Güney Asya'da savunma ortaklıklarını genişletiyor

Eurasia Review analizine göre Türkiye, Pakistan ile korvet ve denizaltı projelerinde ortak üretim ve teknoloji transferi yapıyor. Bangladeş ve Maldivler'e insansız hava aracı satışı, Somali'deki üs varlığı ve Mekke Ortak Savunma Anlaşması ile Körfez'den Güney Asya'ya uzanan stratejik erişim güçleniyor.

Dış Haberler Servisiİlk yayın:
Türkiye Güney Asya'da savunma ortaklıklarını genişletiyor

Eurasia Review'da yayımlanan analiz, Türkiye'nin son yıllarda savunma sanayisi ve bağımsız dış politika adımlarının Güney Asya'ya kadar ulaştığını ortaya koydu. Analiz, Ankara ile Pakistan arasındaki savunma ihracatının başlangıçta mütevazı ölçekte başladığını, bugün ise silah transferleri, askeri eğitim, denizcilik erişimi ve resmi ittifak yapılarını kapsayan kapsamlı bir stratejiye dönüştüğünü belirtiyor.

Bu dönüşümün yalnızca ikili ilişkilerle sınırlı kalmadığı vurgulanıyor. Ankara'nın adımları, Hindistan'ın üstünlüğü, Çin yatırımları ve Amerikan güvenlik garantileriyle şekillenen bölgede kararlı bir gücün nasıl varlık gösterebileceğinin örneği olarak değerlendiriliyor. Türkiye'nin Güney Asya stratejisi, Ankara'nın Batı veya bölgesel hiyerarşilerden bağımsız bir aktör olarak konumlanma hedefiyle örtüşüyor.

Stratejinin temel unsurları arasında Pakistan'a deniz teknolojisi transferi, Bangladeş ve Maldivler'e insansız hava aracı satışları ile Somali'deki eğitim ve üs varlığı yer alıyor. Her bir girişimin tek başına mütevazı ölçekte görünmesine rağmen, bunların bir araya geldiğinde düşük maliyetli ve yüksek etkili bir yaklaşım oluşturduğu belirtiliyor.

Savunma ihracatının yalnızca gelir sağlamadığı, aynı zamanda teknik bağımlılıklar oluşturduğu ve diplomatik erişimi ilk yatırımın ötesine taşıdığı kaydediliyor. - TÜRKİYE-PAKİSTAN İŞBİRLİĞİ - Analizde Türkiye-Pakistan savunma ortaklığına özel yer ayrıldı. İki ülke arasındaki korvet ve denizaltı modernizasyon programlarının ortak üretim, teknoloji transferi ve uzun vadeli bakım ortaklıklarını kapsadığı ifade ediliyor.

Pakistan, Ankara için hem güvenilir bir savunma müşterisi hem de Güney Asya güvenlik işlerine açılan bir kapı niteliğinde tanımlanıyor. Bu modelin Bangladeş ve Maldivler'e doğru genişletilmeye başlandığına dikkat çekiliyor. Ankara'nın daha küçük devletlere münhasır ittifak talep etmeden teknolojik alternatifler sunduğu vurgulanıyor. - MEKKE ORTAK SAVUNMA ANLAŞMASI - Analizin en dikkat çekici bölümlerinden biri Mekke Ortak Savunma Anlaşması oldu.

Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan'ı kolektif savunma çerçevesinde bir araya getiren anlaşmanın, Ankara'nın bölgesel hedeflerini resmileştirdiği belirtiliyor. Anlaşma Türkiye'ye Körfez güvenliği ile Güney Asya'daki stratejik politikasının kesişiminde resmi bir rol sağlıyor. Düzenli bakanlık istişareleri, daimi sekreterya ve yeni üyelere açıklık gibi unsurlar Türkiye'ye doğuya doğru etkisini genişletmek için istikrarlı bir platform sunuyor. - BÖLGESEL İLGİ VE ÇEŞİTLENDİRME - Türkiye'nin etkisinin Pakistan ile sınırlı olmadığı belirtiliyor. Bangladeş'in Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan çerçevesine olumlu yaklaşımı, Türk roket topçusu ve insansız hava sistemlerine yaptığı yatırımlarla birlikte ele alınıyor.

Maldivler'in Türk insansız hava sistemlerini satın alması, Malé'ye münhasır ekonomik bölgesinde bağımsız gözetleme yetenekleri sağlıyor. - ÇİN YAKLAŞIMI İLE KARŞILAŞTIRMA - Analizde Türkiye ile Çin'in bölgedeki yaklaşımlarının farklı olduğu vurgulanıyor.

Pekin'in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında altyapı finansmanı ve liman geliştirme üzerine yoğunlaştığı, Ankara'nın ise güvenlik ortaklıklarına öncelik verdiği ifade ediliyor. İki yaklaşımın birbirinin alternatifi olmak zorunda olmadığı, Çinli analistlerin potansiyel bir tamamlayıcılık gördüğü aktarılıyor.

Pekin sermaye sağlarken Ankara güvenlik teknolojisi ve ittifak seçenekleri sunuyor. - ABD'NİN YAKLAŞIMI - ABD Başkanı Donald Trump'ın Mekke Paktı'nı büyük, cesur ve önemli bir ilk adım olarak nitelendirdiği belirtiliyor.

Washington'ın bu oluşumu Amerikan üstünlüğüne doğrudan meydan okuma olarak değil, bölgesel ortakların kendi savunmalarında daha fazla sorumluluk üstlenmesi olarak gördüğü kaydediliyor.

Bu yaklaşımın ABD'nin 2025'ten itibaren güvenlik sorumluluklarını müttefik ve ortaklara devretme stratejisiyle uyumlu olduğu ifade ediliyor. - RİSKTEN KORUNMA STRATEJİSİ - Bangladeş'in Önce Bangladeş politikası doğrultusunda hem Hindistan hem Çin ile bağlarını korurken stratejik seçeneklerini genişlettiği belirtiliyor. Maldivler ise Türk İHA'larını kullanarak deniz sahasındaki gözetleme kapasitesini geliştirdi.

Pakistan'ın Ankara'yı daha güçlü bir Hindistan karşısında dışsal bir dengeleyici olarak gördüğü, Mekke çerçevesiyle ikili savunma ilişkilerini çok taraflı desteğe dönüştürmek istediği kaydediliyor. - SONUÇ DEĞERLENDİRMESİ - Analizin sonuç bölümünde Türkiye'nin Güney Asya'daki yükselişinin herhangi bir aktöre doğrudan meydan okumaktan ziyade diğer güçlerin bıraktığı boşluklara pragmatik bir yanıt niteliğinde olduğu belirtiliyor. Türkiye'nin savunma teknolojileri, askeri eğitim, denizcilik erişimi ve stratejik ortaklıklar üzerinden bölge ülkelerine yeni seçenekler sunduğu vurgulanıyor.

Pakistan ile derinleşen savunma ortaklığı, Bangladeş ve Maldivler'e yayılan Türk savunma teknolojileri, Somali'deki eğitim ve üs varlığı ve Mekke Paktı ile kurulan yeni güvenlik çerçevesi, Türkiye'nin Körfez'den Güney Asya'ya uzanan stratejik erişimini güçlendiriyor.

Analiz, bu gelişmelerin Türkiye'yi Güney Asya'nın gelecekteki güvenlik mimarisinde hesaba katılması gereken güçlü ve özerk bir aktör haline getirdiğine dikkat çekiyor.

Kaynak: Dış Haberler Servisi

#Pakistan · Bu Konuda Son Gelişmeler→ Tümü

Aynı Saatlerde Yayınlananlar→ Tüm arşiv

İlgili Haberler