
Zenginliğin zirvesinden açlığa: Nauru'nun elli yıllık çöküşü
Geçmişte kişi başına düşen milli gelirde dünya birincisi olan Nauru, yanlış politikalar ve tükenen fosfat rezervleri nedeniyle ekonomik çöküş yaşadı.
Yarım asır önce yer altı kaynaklarıyla dünyanın en zengin devletlerinden biri olan Nauru, hatalı uygulamalar ve tükenen rezervler yüzünden büyük bir felaketle karşı karşıya kaldı. Onlarca yıl önce küresel ekonominin en güçlü aktörleri arasında yer alan ada ülkesi, bugün bu tükenişin ağır faturasını ödüyor.
Pasifik Okyanusu'nda konumlanan 21 kilometrekarelik ada ülkesinin yazgısı, binlerce yıllık süreçte biriken kuş dışkılarının yani guanomun yüksek kaliteli fosfata dönüşmesiyle tamamen değişti. 1968 senesinde bağımsızlığını ilan eden Nauru, bu değerli madeni uluslararası pazarlara satmaya başladı. 1970'li yıllara gelindiğinde sağlanan devasa gelirler sayesinde ülke, kişi başına düşen milli gelirde Amerika Birleşik Devletleri ve Suudi Arabistan gibi güçleri geride bırakarak küresel zirveye oturdu.
Fosfat satışlarından elde edilen milyarlarca dolar, halk için eşsiz bir refah seviyesi oluşturdu. Eğitim, barınma ve sağlık imkanları tamamen ücretsiz kılınırken vergiler tamamen kaldırıldı. Vatandaşların çalışmasına gerek kalmadı ve tüm zorlu işler dışarıdan gelen göçmen işçilere yüklendi. Adada yalnızca 30 kilometrelik tek bir yol bulunmasına rağmen lüks spor otomobiller ithal etmek sıradan bir alışkanlık haline geldi. Ancak bu parlak dönem uzun sürmedi.
İktidar, maden kaynaklarının bir gün tükeneceğini hesaba katarak oteller, gayrimenkuller ve hava yolları gibi küresel yatırımlar yapsa da bu girişimlerin önemli bir kısmı kötü idare ve yolsuzluklar sebebiyle zarar etti. 1990'ların sonuna yaklaşılırken maden rezervlerinin tükenme noktasına gelmesiyle ülkenin ana gelir kalemi aniden ortadan kalktı. Ekonomik krizin yanı sıra Nauru, uzun yıllar süren kontrolsüz madencilik faaliyetlerinin bedelini doğal yapısıyla ödedi.
Toprağın yaklaşık yüzde 80'lik kısmı büyük çukurlar ve kireçtaşı sütunlarıyla dolarak tarım yapılamaz, ay yüzeyini andıran çorak bir alana evrildi. Bitki örtüsünün tamamen yok olması, adayı iklim krizine karşı son derece korumasız bıraktı. Günümüzde Nauru ekonomisi büyük oranda dış yardımlara dayalı bir seyir izliyor. Tarım faaliyetlerinin yapılamaması sebebiyle tüketilen gıdanın neredeyse tamamı dışarıdan, genellikle işlenmiş ve paketlenmiş gıdalar şeklinde getiriliyor.
Bu tablo, ülkenin küresel ölçekte en yüksek diyabet ve obezite oranlarından birine sahip olmasına zemin hazırladı. Elli yıl önce servetiyle dikkat çeken Nauru, doğal kaynakların bilinçsizce tüketilmesinin ve stratejik planlama eksikliğinin en belirgin örnekleri arasında kayda geçti.



