
2 bin 400 yıllık Altın Elbiseli Adam'ın genetik kimliği netleşti
Kazakistan'daki İskit kurganları üzerinde yapılan antik DNA araştırması, bozkır medeniyetinde iktidarın liyakatle değil miras yoluyla devredildiğini ortaya koydu.
Kazakistan sınırları içinde yer alan 2 bin 400 yıllık Altın Elbiseli Adam ve İskit kurganları üzerinde yürütülen genetik araştırmalar, bozkır medeniyetine dair bilinenleri kökten değiştirdi. İskitlerde toplumsal statü ve iktidarın liyakatle değil, miras yoluyla hanedanlık şeklinde devredildiği ilk kez kanıtlandı.
Avrasya Bozkırları'nda Demir Çağı boyunca at sırtında hüküm süren ve savaşçı kimlikleriyle tanınan İskitler üzerine yürütülen kapsamlı bilimsel çalışma, antik dünyanın toplumsal yapısına ilişkin yeni veriler sundu. Science Advances dergisinde yayımlanan araştırmada, bilim insanları 85 farklı bireye ait antik DNA örneklerini inceledi. Elde edilen bulgular, İskitlerde zenginlik ve siyasi gücün aile bağları üzerinden kuşaktan kuşağa aktarıldığını ve bölgesel bir hanedanlık düzeninin kurulduğunu belgeledi.
1969 yılında Kazakistan'da keşfedilen ve üzerindeki 4 binden fazla altın süs eşyası, demir silahlar ve gümüş kaplarla arkeoloji dünyasında büyük yankı uyandıran Altın Elbiseli Adam mezarı, uzun süredir cinsiyet ve köken tartışmalarının odağındaydı. MÖ 400 ila 300 yıllarına tarihlenen kurgan kalıntılarından alınan DNA örnekleri gelişmiş istatistiksel yöntemlerle tarandı.
Analiz sonuçları, Altın Elbiseli Adam'ın genetik olarak erkek olduğunu ve İskitlerin güney kolunu oluşturan Saka topluluğuna mensup olduğunu kanıtladı. Araştırma ekibinde yer alan Texas Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Ainash Childebayeva ve ekibi, meftanın genom yapısının İskit elit sınıfının kapalı ve korunaklı genetik sürekliliğini yansıttığını kaydetti.
Arkeoloji ve antropoloji dünyasını şaşırtan en somut bulgulardan biri, elit mezarları arasındaki akrabalık bağları oldu. Araştırmacılar, birbirine 100 kilometre mesafede bulunan farklı kurganlardaki meftalar arasında genetik dede-torun ilişkisi saptadı.
Görkemli ve zengin bir kurgana gömülen torunlardan birinin henüz 1 yaşında bebek olması, İskit toplumundaki güç dengelerinin niteliğini açıkça ortaya koydu. Uzmanlar, 1 yaşındaki bir çocuğun yaşamı boyunca kişisel bir başarı ya da liyakat gösteremeyeceğini, bu derece lüks bir defin hakkını doğrudan elit bir ailede doğmuş olmasından aldığını bildirdi. Bu tablo, Bronz Çağı'nda görülmeyen sınıfsal eşitsizliğin ve hanedanlık yapısının Demir Çağı İskitlerinde kurumlaştığını gösteriyor.
İncelenen 38 elit mezarının neredeyse yarısının kadınlara ait olması, İskit toplumunda kadının konumuna dair kritik veriler sundu. Urdzhar Prensesi olarak adlandırılan ve tıpkı Altın Elbiseli Adam gibi som altın başlıkla gömülen kadın meftanın mezarında taş sunaklar ve şifalı bitkiler bulundu. Bu bulgular, elit kadınların İskit toplumunda dinsel ve şamanik liderlik rolleri üstlendiğini gösteriyor.
Gömü alanlarında saptanan mumyalama ve beyni çıkarmaya yönelik kafatası ameliyatı izleri ise görkemli defin törenleri hazırlanana kadar elit bedenlerinin koruma altına alındığını kanıtlıyor. Bilim insanları, Demir Çağı ile birlikte bozkırda aniden tırmanan sınıfsal eşitsizliğin ve soy temelli iktidar yapısının arkasındaki çevresel ve sosyolojik etkenleri araştırmaya devam ediyor.


