
50 bin araç incelendi: En az yıpranan 10 elektrikli otomobil
2. el elektrikli otomobil almayı düşünenler için batarya ömrü önemli bir endişe kaynağı. Ancak, bazı modellerin bataryalarının yüzde 97'sinden fazlasını koruduğu belirlendi.
İkinci el elektrikli otomobil satın almayı planlayanların en büyük endişelerinden biri batarya ömrüdür. Ancak, yaklaşık 10 bin araç üzerinde yapılan detaylı bir inceleme, bu kaygıların birçok model için beklenildiği kadar büyük olmadığını gösterdi. Araştırmaya göre bazı elektrikli otomobiller, 100 bin kilometreyi aştıktan sonra bile batarya kapasitelerinin yüzde 97'sinden fazlasını koruyor.
İsveç merkezli ikinci el elektrikli otomobil platformu Carla, 2022-2026 yılları arasında 9 bin 954 bağımsız batarya testini analiz etti. Çalışmada, üreticilerin kendi verileri yerine bağımsız AVILOO batarya testleri kullanıldı. Değerlendirmeye, yalnızca yeterli sayıda test edilmiş araç bulunan modeller dahil edildi.
Bu araştırmada dikkat edilmesi gereken bir diğer nokta ise İsveç'te kullanılan 'mil' birimidir. Raporda geçen 10 bin mil, İngiliz mili değil, 100 bin kilometreye eşdeğerdir. Karşılaştırmalar da bu kilometreyi aşan araçların ortalama batarya sağlığı (State of Health - SoH) üzerinden yapıldı.
Batarya sağlığı, bir bataryanın ilk günkü enerji depolama kapasitesinin ne kadarını koruduğunu gösterir. Örneğin, yüzde 97,25'lik bir SoH değeri, bataryanın yalnızca yüzde 2,75 kapasite kaybettiği anlamına gelir. Bu değer, bataryadaki anlık doluluk oranını gösteren şarj seviyesi (SoC) ile karıştırılmamalıdır.
Araştırmanın en dikkat çekici bulgusu, listenin zirvesinde Tesla'nın değil, uzun yıllardır piyasada bulunan iki Koreli modelin yer almasıdır. 64 kWh bataryaya sahip Kia e-Niro, 100 bin kilometre sonrasında batarya kapasitesinin ortalama yüzde 97,25'ini koruyarak birinci sırada yer aldı. Bu durumda bataryadaki ortalama kapasite kaybı yalnızca yüzde 2,75 olarak hesaplandı.
İkinci sırada ise benzer altyapıya sahip 64 kWh bataryalı Hyundai Kona Electric bulunuyor. Bu modelin ortalama batarya sağlığı yüzde 97,18, kapasite kaybı ise yüzde 2,82 olarak ölçüldü. Üçüncü sıraya daha yeni nesil 77,4 kWh bataryalı Kia EV6 yerleşti. EV6'nın bataryası, 100 bin kilometre sonrasında ilk günkü kapasitesinin yüzde 95,95'ini korurken, kayıp oranı yalnızca yüzde 4,05 oldu. Böylece ilk üç sırayı tamamen Koreli elektrikli otomobiller oluşturdu.
Kia e-Niro'nun elde ettiği sonuç özellikle dikkat çekmektedir. Bu model, günümüzde yaygınlaşan 800 volt mimarisi kullanılmadan önce geliştirilmiştir ve ultra hızlı şarj desteğine sahip değildir. Ancak, buna rağmen çok daha yeni teknolojilere sahip birçok elektrikli otomobili geride bırakmayı başardı.
Araştırmada yer alan ilk 20 modelin tamamı da yüzde 91'in üzerinde batarya kapasitesi korudu. Listenin son sırasında yer alan Volkswagen ID.3 bile 100 bin kilometreyi aştıktan sonra batarya kapasitesinin ortalama yüzde 91,79'unu korudu.
Araştırma, aynı otomobil modelinde kullanılan farklı bataryaların da performansı etkileyebileceğini göstermiştir. Örneğin, Polestar 2'nin CATL bataryalı versiyonu yüzde 94,35 batarya sağlığına ulaşırken, LG Chem bataryalı versiyon yüzde 93,53'te kalmıştır. Benzer bir durum Tesla modellerinde de görülmektedir. Model 3, üretim yılına ve üretim tesisine göre CATL, LG Chem veya Panasonic üretimi farklı bataryalarla satılmaktadır. Araştırma, aynı modelde kullanılan bataryalar arasında 100 bin kilometre sonrasında 5 puandan fazla fark oluşabildiğini ortaya koymuştur.
Uzmanlara göre eski Kore modellerinin daha başarılı olmasının en önemli nedenlerinden biri daha muhafazakâr şarj stratejisidir. Kia e-Niro ve ilk nesil Hyundai Kona Electric, sıvı soğutmalı bataryalara sahip ve yaklaşık 80 kW'ın altında maksimum DC hızlı şarj gücü sunmaktadır. Daha düşük şarj gücü, bataryada daha az ısı meydana gelmesine ve hücrelerin zaman içinde daha az yıpranmasına yardımcı olabilir. Ancak bu tek açıklama değildir. Çünkü 800 volt mimariye sahip Kia EV6, çok daha yüksek şarj hızlarını desteklemesine rağmen yalnızca yüzde 4,05 kapasite kaybıyla üçüncü sıraya yerleşmiştir.
Uzmanlar, batarya ömrünü belirleyen en önemli unsurların batarya kimyası, termal yönetim sistemi, yazılım, kullanılabilir kapasite aralığı ve kullanıcıların şarj alışkanlıklarının bir kombinasyonu olduğunu vurgulamaktadır. Ayrıca, hızlı şarjın bataryayı daha hızlı yaşlandırabileceği de belirtilmektedir.
Araştırmada, filo yönetim şirketi Geotab tarafından 22 bin 700'den fazla elektrikli araç üzerinde yapılan ayrı bir çalışmaya da yer verildi. Bu analize göre elektrikli otomobillerde yıllık ortalama batarya bozulması yüzde 2,3 düzeyindedir. Geotab, önceki yıllara göre görülen artışın ana nedenlerinden birinin yüksek güçlü DC hızlı şarjın daha sık kullanılması olduğunu belirtmiştir. Uzmanlar ayrıca bataryaların uzun süre tam dolu ya da çok düşük şarj seviyesinde bırakılmasının da batarya ömrünü olumsuz etkileyebileceği konusunda uyarıda bulunmaktadır.
İklim de önemli bir rol oynamaktadır. Araştırmanın İsveç'te yapılmış olması, sonuçları etkileyen bir faktör olabilir. Yüksek sıcaklıklar lityum iyon bataryaların kimyasal yaşlanmasını hızlandırırken, daha serin iklimlerde kullanılan araçlar uzun vadede batarya sağlığını daha iyi koruyabilmektedir. Soğuk hava kısa vadede menzili düşürse de, sürekli yüksek sıcaklıklara maruz kalmaktan daha az yıpratıcı olarak kabul edilmektedir.



