
Beppe ve Franco Baresi kardeşlerin futbol dolu hikayesi
Milan ile Inter'in simge isimleri Beppe ve Franco Baresi kardeşlerin kariyerleri, zorluklar ve başarılarla dolu.
Franco Milan'ın, Beppe ise Inter'in simge isimleri olarak bilinir. İki kardeş, Travagliato'daki oratoryo ile Franco'nun jübile maçı hariç hiçbir zaman aynı formayı giymedi. Milan'da rakip, milli takımda ayrı ama hayatta ayrılmaz olan Beppe ve Franco Baresi, Lombardiya ekolünün dayanıklılık ve alçakgönüllülük timsalidir.
Brescia kırsalındaki Travagliato'da 1958 ve 1966 yıllarında dünyaya gelen kardeşlerin Lucia adında bir kız kardeşi ve futbol kariyeri yapamamış en büyük ağabeyleri Angelo vardır. Okul ile Don Piero Gabella yönetimindeki köy oratoryosu arasında geçen çocuklukları oldukça zorlu ve gururlu geçti. Franco'nun "bir hayal mimarı" olarak tanımladığı U.S.O. (Unione Sportiva Oratorio), iki kardeşi Inter ve Milan'ın sembolü haline gelmeden önce birlikte oynatan tek kulüp oldu. Franco, 1997 yılındaki futbola veda maçında, o dönemde 3 yıldır emekli olan ağabeyi Beppe'yi sahaya davet ederek ikiliye duygusal bir son buluşma yaşattı.
Her iki kardeş de futbol zaferine giden yolda hiçbir kolaylıkla karşılaşmadı. Anneleri Regina 1971'de ağır bir hastalık sonucu hayatını kaybetti, babaları Terzo ise birkaç yıl sonra vefat etti. Beppe ve Franco sırasıyla 16 ve 8 yaşlarında öksüz kaldı. Ancak U.S.O.'da her iki kardeşi de çalıştıran antrenör Guido Settembrino, anneye verdiği sözü tutarak gençleri 14 yaşlarına bastıklarında Inter'de denemeye götürdü. Çocukluğunda Milan taraftarı olan ve Rivera ile Gigi Riva gibi büyük efsaneleri idol alan Beppe, fiziksel olarak daha gelişmiş olduğu için 1972'deki seçmeleri geçti, Franco ise kırmızı-siyahlı formayı giymek için daha uzun süre beklemek zorunda kaldı.
İki isim de kulüplerine sadakat ve aidiyetin birer simgesi haline geldi. Beppe ilk derbisine 6 Kasım 1973 tarihinde ilk 11'de çıktı (Milan 3-1 kazandı), iki kardeşin rakip olduğu ilk Milano derbisi ise 12 Kasım 1978'de oynandı. Inter formasıyla yaklaşık 600 maça çıkan ve halen kulüpte gözlemci olarak görev yapan Beppe; profesyonelliği, direnci ve çok yönlülüğüyle sevildi. Sol bek olarak sahneye çıkmasına rağmen stoper ve orta saha pozisyonlarında da sert mücadeleler sergiledi. İki lig şampiyonluğu (Trap'in rekor kıran kadrosunun kaptanı), iki İtalya Kupası ve bir UEFA Kupası kazandı. Millî takım kariyeri ise o kadar şanslı geçmedi. 1979'da millî formayı giyen Beppe, Bearzot tarafından 1980 Avrupa Şampiyonası kadrosuna çağrıldı (Franco da kadrodaydı ancak forma giymedi) fakat unutulmaz 1982 Dünya Kupası kadrosuna dahil edilmedi. Beppe bu durumu "Kendi suçum, biraz havaya girmiştim" sözleriyle itiraf etti. Meksika '86'da Michel Platini'yi markaj etmek için kadroya döndü ancak Fransız futbolcu zirvedeydi.
Franco ise Milan'da çok sayıda kupa kaldırdı: Altı lig şampiyonluğu, üç Şampiyonlar Kulübü Kupası, iki Kıtalararası Kupa, iki UEFA Süper Kupası ve bir İtalya Süper Kupası kazandı; ayrıca forma giymese de İspanya'daki Dünya Kupası'nda şampiyonluk yaşadı. İtalya '90'daki üçüncülüğün yanı sıra, ABD '94'te teknik direktör Arrigo Sacchi ile birlikte unutulmaz bir performans sergiledi. Brezilya ile oynanacak final öncesi menisküs ameliyatından mucizevi bir şekilde hızla iyileşmesiyle ve penaltı atışlarındaki kaçırdığı golün ardından döktüğü gözyaşlarıyla dünyayı duygulandırdı. Beppe kadar çok yönlü olmasa da defansın tartışmasız lideriydi. Sahadaki duruşu ve ofsayt taktiği için kaldırdığı eli, kurtarışları kadar hafızalara kazındı. Sessiz ve sade yapısıyla, günümüzün VAR gürültüleri arasında nasıl bir yaşam süreceği merak konusu oldu.



