DEVA Partili Şahin: 162 milyar liralık çek karşılıksız kaldı
DEVA Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin, yılın ilk altı ayında 156 bin 794 çek hakkında karşılıksız işlemi yapıldığını ve toplam tutarın 162 milyar liraya ulaştığını açıkladı.
DEVA Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin, yılın ilk yarısında karşılıksız işlemi yapılan çeklerin toplam tutarının 162 milyar liraya ulaştığını belirtti. Şahin, ödeme güçlüğüne düşen esnafın hapis tehdidiyle karşı karşıya bırakılmasına tepki gösterdi.
Şahin, Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi tarafından açıklanan haziran ayı verilerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Yılın altı ayında 156 bin 794 çek hakkında karşılıksız işlemi yapıldığına işaret eden Şahin, üç ay önce “Konkordato can simidiyse, çek yasası pranga olamaz” sözleriyle iktidarı uyardıklarını hatırlattı. Açıklanan verilerin bu uyarının önemini ortaya koyduğunu ifade etti.
Karşılıksız her çekin doğrudan bir ceza davası veya mahkumiyet anlamına gelmediğini belirten Şahin, çek hamilinin şikayeti üzerine ceza sürecinin başlayabildiğine dikkati çekti. Karşılıksız çek sorununun yalnızca borçlunun ödeme yapmama iradesiyle açıklanamayacağını belirten Şahin, “Esnaf sattığı malın bedelini tahsil edemiyor, KOBİ yüksek faiz altında finansmana ulaşamıyor, tedarikçi verdiği ürünün parasını alamıyor. Zincirin bir halkasındaki ödeme aksadığında yük, sıradaki esnafın üzerine kalıyor. İktidar ekonomiyi bu hâle getirip ödeme zincirinin son halkasında kalan kişiyi bütün krizin tek sorumlusu ilan edemez” ifadesini kullandı.
Şahin, 12. Yargı Paketi’nde dolandırıcılık suçuna iştiraki yalnızca banka hesabını kullandırmakla sınırlı kalan kişilerle suçun organizatörleri arasında kusur ayrımı yapıldığını hatırlattı. Aynı ceza adaleti ilkesinin çek dosyalarında da uygulanması gerektiğini savunan Şahin, kötü niyetli kişilerle ekonomik koşullar nedeniyle ödeme gücünü kaybeden esnafın aynı yaptırıma tabi tutulamayacağını söyledi.
Şahin, “Mal kaçıran, hileli işlemlerle alacaklıyı bilerek zarara uğratan ve çek sistemini dolandırıcılık amacıyla kullanan kişi elbette hukuk önünde hesabını vermelidir. Ancak yüksek faiz, artan maliyetler, daralan piyasa ve tahsil edemediği alacaklar nedeniyle ödeme gücünü kaybeden esnafla kötü niyetli kişiyi aynı kefeye koymak hukuk değildir” değerlendirmesinde bulundu.
Ceza hukukunda yalnızca ortaya çıkan sonuca değil; fiile, kasta ve kusura da bakılması gerektiğini vurgulayan Şahin, “Ekonomik krizin sanık sandalyesine küçük esnafı oturtamazsınız. Aynı sonuç ortaya çıktı diye birbirinden tamamen farklı iradeleri aynı yaptırıma bağlamak ceza adaletinin özüyle bağdaşmaz” ifadelerini kullandı.
Mevcut düzenlemeye göre, hamilin şikayeti üzerine her bir çek için 1500 güne kadar adli para cezası verilebildiğini belirten Şahin, hükmedilen cezanın çekin karşılıksız kalan tutarından az olamadığını kaydetti. Adli para cezasının ödenememesi durumunda özgürlüğü bağlayıcı sonuçların ortaya çıkabildiğine işaret eden Şahin, şunları kaydetti: “Ödeme güçlüğü nedeniyle çekini karşılayamayan insana yine ödeyemeyeceği bir para cezası verip ardından özgürlüğünü tehdit etmek hangi borcu tahsil ediyor? Cezaevi tahsilat dairesi değildir. Bir insanı cezaevine göndermek alacaklıyı parasına kavuşturmaz, işletmenin kasasına para koymaz ve işçinin maaşını ödemez.”
Büyük şirketlerin konkordato taleplerinde üretimin ve istihdamın korunmasının gerekçe gösterildiğini ifade eden Şahin, aynı ekonomik koşullarda çekini karşılayamayan küçük esnafın ise ceza dosyalarıyla baş başa bırakıldığını vurguladı. “Büyük sermayenin borcuna yeniden yapılandırma, küçük esnafın borcuna özgürlük tehdidi uygulanan yerde adaletten söz edilemez” ifadesini kullanan Şahin, alacaklının hakkının korunmasıyla borçlunun kusurunun araştırılmasının birbirine karşıt olmadığını belirtti.
Şahin, çekin ticari hayattaki güvenilirliğinin korunması gerektiğini ancak her ödeme güçlüğünün suç olarak değerlendirilmemesi gerektiğini dile getirdi. Kötü niyetli davranışlarla gerçek ekonomik çaresizliğin birbirinden ayrılması çağrısında bulunan Şahin, mal kaçıran ve alacaklıyı bilerek zarara uğratan kişiler hakkında etkili yaptırımlar uygulanmasını, ödeme güçlüğüne düşenler için ise mahkeme denetiminde gerçekçi ödeme planları ve güçlü tahsilat mekanizmaları kurulmasını istedi.
Şahin, açıklamasını şöyle tamamladı: “Yargı paketinde IBAN dosyaları bakımından kabul ettiğiniz kusur ayrımını çek dosyalarında görmezden gelemezsiniz. Hukukun terazisi dosyaya ve kişiye göre değişmez. Bizim bu konudaki ilkemiz dün de bugün de nettir. Ekonomik suça ekonomik ceza verilmelidir. Borcu hapisle değil, hukukla; krizi cezaeviyle değil, adil bir ödeme düzeniyle çözmek zorundayız.”



