30 Temmuz 2026 Perşembe
Gundemnabzi
Emekli generallerden 'Terörsüz Türkiye' süreci değerlendirmesi

Emekli generallerden 'Terörsüz Türkiye' süreci değerlendirmesi

Emekli Korgeneral Altay Tokat ve emekli Tümgeneral Rafet Yılmaz, Meclis gündemindeki çerçeve yasa çalışmalarına ilişkin kaygılarını paylaştı.

Haber Merkeziİlk yayın:

Irak'ın kuzeyindeki Kandil bölgesinde faaliyet gösteren PKK'lı sayısının 5 bini aştığı ifade ediliyor. Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan, örgüt yöneticilerine 'özgürlük' ve 'siyaset serbestisi' tanımayan düzenlemeleri kabul etmeyeceğini iletti. Bu durum örgütün meydan okumayı sürdürdüğünü gösteriyor.

'Terörsüz Türkiye' çalışmaları siyasi partilerden AKP ve MHP tarafından desteklenirken, projeye mesafeli yaklaşan kesimler de bulunuyor.

Geçmişte bölücü örgütle mücadele eden ve bu süreçte şehitler veren eski komutanlar yaşananları endişeyle takip ediyor. Örgüt mensuplarının 30 silahı yakmasıyla her şeyin bittiğini düşünenlerin yanı sıra, gerçeğin farklı olduğuna inanan isimlerden biri de Hakkari Dağ ve Komando Tugay Komutanlığı ile Kuzey Irak operasyonlarını yöneten Asayiş Kolordu Komutanlığı görevlerinde bulunan emekli Korgeneral Altay Tokat oldu. Sürece dair değerlendirmelerde bulunan Tokat, önemli noktalara dikkat çekti.

"Terörsüz Türkiye projesi kapsamında çerçeve yasa hazırlanmış ve yasalaşması için TBMM'nin ilgili komisyonunda görüşülmeye başlanıyor. Gelişmeleri boş ve tehlikeli gayretler olarak görüyorum. Çünkü, PKK'nın İsrail'in 'evet' demediği çerçeve yasaya 'evet' deme lüksü yoktur.

PKK, İsrail ve ABD başta olmak üzere dış güçlerin kontrolünde hareket ederek Türkiye Cumhuriyeti'ni bölmeyi hedefleyen bir terörist örgüttür. Dolayısıyla, PKK doğrudan inisiyatif geliştiremez. Bu konuda yanıldığımızı değerlendiriyorum.

Devlet, çerçeve yasayı çıkartmak için yoğun gayret gösterirken, PKK yasada 'Önderlikle ilgili bir madde olmazsa, lider kadrolar yasa dışında tutulursa, önderliğin fiziki özgürlüğünü de içermeyen bir yasa hiçbir sorunu çözmez. Demokrasiyi öncelemeyen her politika çatışma ve savaşta ısrar demektir' diyor.

PKK'nın isteklerini analiz edersek; Türkiye Cumhuriyeti'nin ulus devlet yani tek millet-tek dil – tek bayrak ve tek vatan yapılanmasından, üniter devlet karakterinden ödün vermemiz öngörülüyor. Bu yöntem, bölünmenin yolunu açıyor. Dünyada teröre taviz vererek sorunu çözen devlet olduğunu bilmiyorum. Tek yol, eskiden isyan dediğimiz bölücü terörle mücadele edilip kökünün kazınmasıdır. Aksi takdirde ağır bedeller öderiz."

Emekli Korgeneral Altay Tokat, aktif görevdeyken Kuzey Irak'a yönelik 'Çekiç Harekatı'nı yönetmişti. Harekat neticesinde PKK'ya ciddi kayıplar verdirildi. Kolordu Komutanlığı döneminde yaklaşık 110 bin asker ile 70 bin güvenlik korucusu kendisine bağlı olan Tokat, aralarında Üstün Cesaret ve Feragat madalyasının da yer aldığı beş önemli nişana sahip. Gelinen noktayı değerlendiren Altay Paşa,

"PKK ile mücadele etmiş ve eden, bu uğurda şehit olanlar, gazi ve kahramanlarımız adına onlara komutanlık yapmış biri olarak utanıyorum. PKK'nın, zafer kazanmış psikolojisi ile hareket edişini gördükçe kahroluyorum" dedi.

Ankara'da özlük hakları için çaba harcayan şehit er yakınları ile malul gazilerin, farklı maaş uygulamalarının giderilmesi hususunda yalnız bırakıldığını dile getiren Altay Paşa, şunları kaydetti:

"Rütbeler arasında elbette normal maaşlarda farklılıklar olacaktır ve doğaldır. Ancak, rütbeye bakılmaksızın teröristlerle çatışma sırasında aynı organını kaybedenler arasında eşit maaş uygulanması gerekir. Örneğin Kore ve Kıbrıs gazilerine eşit Şeref Aylığı veriliyor. Ayrımcılık yoktur. Burada dikkatimi çeken olay, hiçbir üst düzey görevlinin, rütbeli komutanların gazileri ziyaret etmemeleridir."

Irak'ın kuzeyi, Hakkari ve Suriye'de çok sayıda operasyona katılan, anne karnındaki bir bebeğin şehit olmasına şahit olan emekli Tümgeneral Rafet Yılmaz da Meclis'teki çerçeve yasa çalışması etrafında dikkat çekici gelişmeler yaşandığını belirtti:

"Her ne kadar bunun bir af olmadığı, geçici bir düzenleme olduğu ifade edilse de gerçekte geçici düzenleme adı altında kapsamlı bir affın nasıl yapılacağının tartışıldığı, müzakere edildiği ve Abdullah Öcalan'ın onayına gidip gelen bir süreç yaşandığı görülüyor. Ancak PKK'nın kuruluş felsefesinde yer alan ve hiç değişmeyen asıl hedefler şimdilik kamuoyunda yeterince tartışılmıyor. Bunlar; başlangıçta dört parçalı özerklik, ardından 'Büyük Bağımsız Kürdistan', gerçekte ise Büyük İsrail'den başka bir şey değildir."

Dünyanın en kanlı terör eylemlerine karşın Türk milletinin, 50 bin vatandaşının hayatı pahasına bu emellere geçit vermediği ve örgütü defalarca sahadan silme noktasına getirdiği unutulmamalıdır. Çeşitli isimler altındaki süreçlerle örgüte yeniden manevra alanı yaratılıyor.

Terörün ülke gündeminden çıktığı bir evrede, bu kez 'Terörsüz Türkiye' adıyla başlatılan girişimin de geçmiştekilerden farklı olmadığına dair ciddi endişeler mevcut.

Bu sürecin; örgüt üyelerine yönelik geniş kapsamlı düzenlemeleri, elebaşlarının siyaset üzerindeki doğrudan ya da dolaylı etkilerini ve yeni bir siyasi zemin inşasını beraberinde getirebileceği yönünde kuvvetli kaygılar bulunuyor.

Süreç başında 'Hiçbir koşul yok, pazarlık yok, af yok, anayasa değişikliği hiçbir şekilde gündeme getirilmeyecek. Koşulsuz olarak silah bırakma ve teslim olma olacak' ifadeleri kullanılırken, gelinen aşamada bu taahhütlerin unutulduğu görülüyor.

Rafet Paşa, örgütün Suriye Demokratik Geleceği (SDG) adı altında Suriye'deki yapılanmasının, güvenlik stratejilerinin ve bölgedeki hareketliliğin yakından izlenmesi gerektiğini vurguladı. Yapılanların asıl amaçları gizleyerek Türk toplumunu kademeli olarak yeni bir sürece alıştırma çabası olduğundan duyulan endişelerin göz ardı edilmemesini istedi.

Kaynak: Sözcü

İlgili Haberler