Eski Google çalışanı Claire Stapleton şirketin kuruluş ilkelerinden uzaklaşmasını yazdı
Google'ın eski çalışanlarından Claire Stapleton, dev teknoloji şirketindeki 12 yıllık deneyimini ve kültür değişimini yeni kitabında anlattı.

Claire Stapleton'ın kaleme aldığı 'Don’t Be Evil' adlı yeni kitap, yazarın şirketin sadık bir destekçisinden açık sözlü bir muhalife dönüşme serüvenini konu alıyor. Dünya genelinde 20 bin Google çalışanı, 2018 yılında yöneticilere yönelik cinsel taciz iddialarının ele alınış biçimini protesto etmek için iş bırakma eylemi yaptı.
Bu eylemi organize eden isimlerden biri de şirketin halkla ilişkiler uzmanı ve 'Bard of Google' lakaplı Claire Stapleton'dı. Eylemden altı ay sonra hayal kırıklığına uğrayan Stapleton, yeniden yapılanma sürecinde eyleme öncülük ettiği gerekçesiyle tenzil-i rütbeye uğradığını öne sürerek istifa etti.
Yaşadığı dönüşüm, 'Don’t Be Evil: Bad Bosses, Fake Promises, and My Escape from Big Tech—A Biting Memoir of Twelve Years Inside Google' kitabında detaylıca yer buldu.
Stapleton başlarda eylemci olmayı düşünmemişti ve 2007 yılında üniversiteden mezun olup şirkete katıldığında durumu Willy Wonka'nın altın biletini bulmaya benzetmişti. Şirkette hızla yükseldi ve halka imajının şekillenmesinde önemli rol oynadı. İlk toksik deneyimini New York'taki Google Creative Lab birimine geçtiğinde yaşadı ve burayı yarı ütopya yarı distopya olarak tanımladı.
Yönetimden yeterli yönlendirme alamayan Stapleton, yaklaşık bir yılın ardından YouTube pazarlama ekibine katıldı. Kültürel değişimler ve önceliklerinin farklılaşması, 2018 yılındaki iş bırakma eylemine ve nihayetinde şirketten ayrılmasına zemin hazırladı. Stapleton, ayrılığın ardından yaşadığı karmaşık duyguları işlemek için Elle dergisine bir makale yazdı.
Makalenin dikkat çekmesinin ardından, eski Google çalışanı Bill Maris'in girişim sermayesi firmasında serbest pazarlama iletişimi yapmaya başladı. Burada eski çalışanlarla konuşurken bir tarikatta mı yaşadıklarını sorgulamaya başladığını ifade etti.
Şirketin 'Kötülük yapma' mottosundan uzaklaşmasının arkasında önemli bir dönüm noktası bulunuyordu. Stapleton bu kırılmayı 2011 yılında Larry Page'in CEO koltuğunu Eric Schmidt'ten devralması olarak işaret etti. Page'in şirketi büyütme ve dünyayı kurtarma iddialı söylemlerine karşın organizasyon yapısında büyük bir karmaşa yaşandı.
Her yöneticiye ayrı iletişim ekibi kurulurken pazarlama departmanı büyüdü ve şirket hantal bir yapıya büründü. Şirket liderliği Apple gibi havalı markalaşma peşine düşerken Google Glass ve Google+ gibi başarısız inovasyon girişimleri arka arkaya geldi. Stapleton, Google Reader gibi yararlı bir ürünün ise diğer projelere odaklanmak için kapatıldığını belirtti.
Çalışan dostu olarak bilinen kurum kültürünün aslında gerçeği yansıtmadığı görüldü. Bireysel çalışanların sorunlarda tüm suç üstüne yıkıldığı, otoriteyi sorgulamanın ise şımarıklık olarak görüldüğü ifade edildi.
Kitabın en dokunaklı bölümleri Stapleton'ın ağabeyi Scott ile olan ilişkisini ele alıyor. Scott'ın 2008 yılında Türkiye'de geçirdiği motosiklet kazasında ani ölümü yazarı derinden sarstı. Yasını tam anlamıyla yaşayamayan ve kendini tamamen işine veren yazar, ilk taslaklarda ağabeyiyle ilgili bölümlerin çok mesafeli bulunduğunu aktardı. Santa Barbara'daki ailesinin yanında eski e-postaları inceleyerek bu bölümleri yeniden kaleme aldı.







