
Gazze'de 1000 günü aşan soykırım devam ediyor
Gazze'nin 1000 günü aşan soykırımı, insani boyutlarıyla derinleşiyor. Filistinliler hayatta kalmaya çalışıyor.
Dünya, ABD-İsrail'in İran'a yönelik saldırılarına ve bu olayların küresel ekonomi üzerindeki olumsuz etkilerine odaklanmışken, Gazze'deki soykırım derinleşerek sürüyor. 7 Ekim 2023'ten bu yana İsrail'in işlediği soykırımı takip eden yazarlar, bu süreçte kamuoyuna doğru bilgiyi aktarmak için yoğun çaba sarf etti. Geçen 1000 günde, zaman zaman sağlanan ateşkesler ve güncel gelişmeler, dünyanın ilgisinin başka yerlere kaymasına neden oldu. 2025'te sağlanan ateşkes anlaşmasına rağmen İsrail, Gazze topraklarını her geçen gün daha da genişletmeye çalışıyor. Gazze'nin yaklaşık yüzde 70'i şu anda işgal altında. İsrailli siyasetçiler, kentin tamamının işgal edilmesi çağrılarını tekrarlıyor. Nüfus yoğunluğu en yüksek bölgelerden biri olan Gazze'deki Filistinliler, kent içinde kalmış enkazların arasında hayatta kalmaya çalışıyor. Gazze'nin giriş ve çıkışları İsrail tarafından kontrol altında tutuluyor. 2025'teki ateşkes anlaşmasına göre, İsrail'in Gazze'ye günde 600 tır insani yardım girişine izin vermesi gerekiyordu; ancak Birleşmiş Milletler ve insani yardım kuruluşlarının verileri, bu rakamın üçte birine bile ulaşamadığını gösteriyor. Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) örgütü, Gazze'ye yardımların kasıtlı olarak kısıtlandığını ve bunun sonucunda alarm verici düzeyde yetersiz beslenme ve açlık sorunlarının ortaya çıktığını ifade ediyor. Uluslararası yardım kuruluşları, Gazze'deki işsizlik oranının yüzde 80'in üzerinde seyrettiğini ve 1,6 milyon Filistinlinin gıda güvenliğinin bulunmadığını belirtiyor. İsrail'in saldırıları ve ardından gelen ateşkesin ardından yardım girişlerinin engellenmesi, bölgedeki su tesislerinin yüzde 90'ının zarar görmesine ve hastanelerin neredeyse işlevsiz hale gelmesine yol açtı. Gazze'deki Sağlık Bakanlığı'nın ve uluslararası sağlık örgütlerinin raporlarına göre, tedavi imkanlarının yetersizliği nedeniyle, Mayıs 2024'ten itibaren her gün 6 ila 10 Filistinli hayatını kaybediyor. Filistinli gazeteciler, yaşanan soykırımı dünyaya duyurmaya çalışırken, İsrail'in saldırıları altında doğrudan hedef oluyor. Ekim 2025'ten itibaren, İsrail'in çeşitli bahanelerle Gazze'ye düzenlediği saldırılar devam ediyor. Gazze'deki Sağlık Bakanlığı'nın verilerine göre, Ekim 2025'ten sonra İsrail'in doğrudan saldırılarında 1.100'den fazla Filistinli hayatını kaybederken, 3.700'den fazla kişi yaralandı. Gazze'deki gazetecilerin neredeyse tamamı, İsrail tarafından hedef gösterilip kasıtlı saldırılara maruz kaldı. Gazze'ye 1000 günden fazla bir süredir medya erişimi sağlanmıyor. Gazze'deki Filistinli gazeteciler, soydaşlarının uğradığı soykırımın sesi ve tanığı olurken, bir yandan da kurbanı olmaya devam ediyor. Ancak küresel sistem, Gazze'deki durumu değiştirmek için herhangi bir inisiyatif almıyor ve bu durum felaketin kanıksanmasına yol açıyor. Kudüs'ten Gazze'deki durumu aktarmak isteyen birçok uluslararası gazeteci, yaşananlardan uzak bir konumda şizofrenik bir durum yaşıyor. Gazze'deki meslektaşlarla yapılan görüşmelerde, kentin durumu, onların seslerindeki yorgunlukla daha iyi anlaşılıyor. Ancak Gazze'deki koşulları kelimeler, fotoğraflar veya sosyal medya paylaşımlarıyla aktarabilmek mümkün olmuyor. Gazze'de, Ekim 2023'te İsrail'in hava saldırısıyla yıkılan evde yaşayan bir yazar, hava saldırıları korkusu içinde yaşamını sürdürüyor. Deyr Belah bölgesi, Gazze'deki birçok yerden yerinden edilmiş insanların sığındığı bir yer. Bu bölgede altyapı, elektrik ve temiz su eksikliği yaygın hale gelmiş durumda. Gazze'de dört duvarı olan bir evde yaşayabilenler kendilerini şanslı hissediyor. Ancak, çoğu insan normal bir evde yaşamaktan uzakta, kalabalık yerlerde, sığınma merkezlerinde ya da çadırlarda yaşıyor. İnşaat malzemelerinin girişine izin verilmediği için malzeme temini kısıtlı ve fiyatlar oldukça yüksek. Sığınma merkezlerinde ve çadırlarda yaşam oldukça zor; yazın sıcak, kışın ise soğuk ve yağışlı geçiyor. Temiz su, tuvaletler ve özel alanların eksikliği, özellikle çocuklar, kadınlar ve yaşlılar için yaşamı dayanılmaz hale getiriyor. Çadırlar, ince kumaş veya plastikten yapıldıkları için toz fırtınası ve rüzgar gibi doğal olaylardan koruma sağlamıyor. Buna rağmen insanlar, çadır yaşam alanlarında hayata tutunmaya çalışıyor. Gıda erişimi, Gazze'deki öncelikli sorunlar arasında yer alıyor. Birçok kişi, yardımlarla hayatta kalmaya çalışıyor; ancak İsrail'in kısıtlamaları nedeniyle düzenli yardım akışı engelleniyor. Ticari ürünler pazara ulaştığında ise fiyatlar, insanların gelir düzeyinin çok üzerinde oluyor. Bu durum, insanların öğünlerini kısma veya temel gıda ürünleriyle yetinme zorunluluğu doğuruyor. Kıtlık ve açlık sorunu hala devam etmekte. Elektriğin yokluğu nedeniyle gıdaları korumak için buzdolabı gibi araçları kullanmak da imkansızlaştı. Kentte ticari ürünler geldiğinde çarşı-pazar hala kuruluyor, ancak buralar eski günlerden çok uzak. İnsanlar buna rağmen günlük yaşamlarına devam etmeye çalışıyor; esnaf dükkan açıyor, çocuklar oyun oynamaya fırsat buluyor. Tüm bu fiziksel ve psikolojik yorgunluğa rağmen, insanların birbirine destek olma ve hayata tutunma becerisi dikkat çekiyor. Eğitim, Gazze'deki soykırımdan en fazla etkilenen alanlardan biri. Çoğu okul yıkıldı veya sığınma merkezlerine dönüştürüldü. Eğitimi devam ettirmek için birçok girişim var, ancak öğrenciler okul yıllarının büyük bir kısmını kaçırmış durumda. Çocuklar ve gençler, sadece eğitim eksikliği ile değil, aynı zamanda yerinden edilme, aşırı kalabalıkla yaşama ve psikolojik travmalarla da mücadele ediyor. Eğitim, herkes için bir hakken, bu koşullar altında kısıtlı bir şekilde erişilebilen bir hak haline geldi. Ekim 2025’te sağlanan ateşkes sonrası ilk aşamada İsrail saldırıları durdu; ancak zamanla yeniden başladı. Dünya, Gazze’de bir ateşkes sağlandığını düşünürken, Gazzeliler her saldırıdan sonra, “Hangi ateşkes?” diye sormaktan kendini alamıyor. Her saldırı, korkuları yeniden gün yüzüne çıkarıyor. İnsanlar sürekli haberleri takip ediyor ve sevdiklerinden haber almaya çalışıyor. Birçok kişi, olası bir saldırının veya artan gerilimin başka bölgelere yayılmasından endişe duyuyor. Gazze’de güvende hissetmek veya geleceğe dair bir plan yapmak imkansız hale gelmiş durumda. Ateşkes ihlalleri, Gazzelilerin üzerinde sürekli bir kabus gibi dolaşıyor. İsrail ordusu, düzenlediği saldırılarda Hamas mensuplarını hedef aldığını savunuyor; ancak uluslararası kurumlar ve bağımsız basın, çok sayıda sivilin hayatını kaybettiğini ve sivil altyapının hedef alındığını kaydediyor. Gazze'deki Filistinlilerin büyük bir çoğunluğu, soykırım ve saldırılara rağmen kentten ayrılmak istemediklerini belirtiyor. Bir kısım ise çocukları için güvenli bir gelecek istemekte; ancak dünyanın onları beklemediğinin de farkındalar. Filistinliler, Gazze'nin yeniden inşasını umuyor. Şartlar uygun olursa binaları yeniden inşa etmek mümkün; ancak insanların hayatlarını eski haline getirmek imkansız. İnsani kayıplar ve psikolojik hasar uzun yıllar sürecek. Buna rağmen insanlar, umuda tutunuyor; çünkü ümitsizliğe kapılmak bir seçenek değil. Görüşmelerimizde, Gazze'den ayrılanlar, nereye giderlerse gitsinler Gazze'yi yüreklerinde taşıdıklarını ifade ediyor. Birçok kişi, şartlar yeniden uygun olursa geri dönmek istiyor. Yıkımın ortasında yaşamaya devam edenlerin de umut dolu anları oldu. Dünya Kupası gibi büyük bir etkinlik, Gazze’ye de geldi. Elektrikten yoksun olan ve birçoğu yerinden edilmiş Filistinliler, enkazların arasındaki dev ekranlardan futbol maçlarını izledi. Aileler, çocuklarıyla çadırlarda maç izlemek için toplandı. Yıkımın ortasında, insanların kendilerini bir parça normal hissedebileceği anlar yaşamak istemesi dikkat çekiyor. Ancak dünya kendi gündemiyle meşgulken, Gazze’de nesillerin hatıraları yok oluyor. Kentin yıkımı, kişisel anıların da yok olmasına neden oluyor. İnsanlar, doğup büyüdükleri ve pek çok anı biriktirdikleri yerleri artık tanıyamaz hale geldi.







