
Goldman Sachs: 2027 seçimleri bütçe açıklarını tetikleyebilir
Goldman Sachs raporuna göre, 2027'de Avrupa Birliği'nde yapılacak seçimler sonucunda kurulacak azınlık veya koalisyon hükümetleri mali riskleri artırabilir.
Goldman Sachs tarafından yayımlanan bir araştırma raporuna göre, Yunanistan, 2027 yılında düzenlenecek seçimlerin ardından istikrarlı bir hükümet kurma konusunda zorluk yaşayabileceği öngörülen Avrupa Birliği ülkeleri arasında yer alıyor.
Önümüzdeki yılın eylül ayından önce Fransa, Yunanistan, İtalya ve İspanya'nın da aralarında bulunduğu dokuz Avrupa Birliği üyesinde ulusal seçimler yapılacak.
Goldman Sachs analizinde, seçim sonuçlarının belirsizliğe yol açarak hiçbir partinin mecliste tek başına çoğunluğu elde edemeyeceği azınlık veya koalisyon senaryolarını doğurabileceği, bunun da siyasi riski ve piyasalara etkisini artıracağı vurgulanıyor.
Hükümet kurma sürecindeki zorluklar tarihsel olarak siyasi istikrarsızlıkla, daha az ihtiyatlı mali politikalarla ve kamu borcundaki düşüşün yavaşlaması ya da borcun artmasıyla bağlantılı bulunuyor.
Siyasi risklerin kısa bir zaman diliminde yoğunlaşması, 2027 yılında maliye politikası ile hükümet kurulumunun piyasalar açısından belirleyici ana etkenler olacağını gösteriyor.
Seçimler önemli politika değişikliklerine yol açabilirken, yatırımcıların temel odağını maliye politikası oluşturacak ve bu durum mali yapıyı etkilediği görülene kadar diğer gelişmeler arka planda kalacak.
Geçmiş dönemde en büyük Avrupa Birliği ekonomilerinde seçim yıllarının piyasalara etkisi sınırlı kalmıştı.
Ancak önümüzdeki yıl, birden fazla ülkede sandıktan tek başına iktidar veya işlevsel bir koalisyon çoğunluğunun çıkmama ihtimali bulunuyor.
Goldman Sachs, tahvil piyasalarının henüz bu riski fiyatlamadığına ve çoğunlukla enerji sektörü ile jeopolitik gelişmeler doğrultusunda hareket ettiğine dikkat çekiyor.
Buna karşın seçim takvimi yaklaştıkça bu tablonun değişebileceği ve risk sigortası sözleşmelerinin önem kazanacağı belirtiliyor.
Mecliste çoğunluğun sağlanamadığı senaryolarda, borç servisi hariç tutulduğunda ülkelerin birincil bütçe dengesi seçimlerin ardından geçici olarak gayri safi yurt içi hasılanın yüzde 0,2'si oranında kötüleşiyor, 10 yıllık tahvil faizleri 10 baz puan (yüzde 0,1) yükseliyor ve borcun gayri safi yurt içi hasılaya oranı önümüzdeki beş yıl içinde yüzde 2 artış gösteriyor.
istikrarlı bir hükümetin kurulabildiği net zafer senaryolarında ise birincil bütçe dengesi iyileşiyor, Hazine tahvil faizleri geçici olarak düşüyor ve borç oranı önümüzdeki beş yıl içinde yaklaşık yüzde 2 oranında azalıyor.





