
Havacılık eğitiminde uygulamalı model istihdama katkı sağlıyor
YÖK ve savunma sanayi işbirliğiyle yürütülen havacılık eğitimlerinde uygulamalı model, öğrencilerin mezuniyet sonrasında hızlı şekilde istihdam edilmesini sağlıyor.
Yükseköğretimde savunma sanayisi ve havacılık sektörünün aradığı insan kaynağını yetiştiren programlarda okuyan öğrenciler, pratik eğitim olanaklarının, yüksek iş bulma oranlarının ve sektörle kurulan güçlü bağların kendilerine önemli avantajlar sunduğunu ifade ediyor.
Yükseköğretim Kurulundan (YÖK) yapılan açıklamaya göre, Ankara'daki Gazi Üniversitesi TUSAŞ Kazan Meslek Yüksekokulunda yer alan Uçak Teknolojisi ön lisans programı öğrencileri, uygulamalı eğitimler sayesinde sektörün gereksinim duyduğu bilgi ve becerilerle donatılıyor.
Havacılık alanında öğrenim gören gençler, mezuniyetin ardından savunma sanayisinden hava yolu şirketlerine, lojistikten uzay teknolojilerine kadar geniş bir alanda çalışma fırsatı elde ediyor.
Bu alana gösterilen ilginin temelinde Türkiye'nin son dönemde havacılık ve savunma sanayisinde yakaladığı büyük ivme yer alıyor.
KAAN, HÜRJET, HÜRKUŞ, ANKA ve AKSUNGUR gibi projelerle dünya genelinde ilgi çeken Türkiye, artık yalnızca savunma teknolojisi kullanan değil, kendi platformlarını tasarlayan, üreten ve ihraç eden ülkeler arasında bulunuyor.
Savaş uçağı üretme hedefi doğrultusunda kararlı adımlarla ilerleyen Türkiye'de, sektörün nitelikli insan gücüne duyduğu gereksinim her geçen gün artıyor.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Türkiye'nin savunma sanayisi ve havacılık alanındaki başarılarının sürdürülebilirliğinin nitelikli insan kaynağıyla mümkün olacağını kaydetti.
Üniversite sistemini sektörlerin ihtiyaç duyduğu yetkinliklere sahip mezunlar yetiştirecek biçimde dönüştürdüklerini belirten Özvar, üniversite-sektör işbirliklerini güçlendirirken öğrencilerin eğitimleri süresince uygulamanın içinde yer almalarını ve mezuniyet sonrasında istihdama hızlıca katılmalarını hedeflediklerini bildirdi. Özvar, havacılık ve savunma sanayisine insan kaynağı kazandıran programların bu vizyonun önemli örnekleri arasında yer aldığını aktardı.
Uçak Teknolojisi Bölüm Başkanı Öğretim Görevlisi Dr. Ebru Yiğit Dakmaz, sektörün teknik insan gücüne olan ihtiyacının sürekli arttığını belirterek, öğrencilerin henüz eğitimleri sürerken bile çeşitli havacılık firmaları tarafından işe alınmak üzere arandığını dile getirdi.
Uçak Teknolojisi Programı Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Harun Koçak, öğrencilerin teknik resim, imalat yöntemleri, kompozit malzemeler ve hava aracı montaj teknikleri gibi temel derslerle eğitime başladığını, ardından uygulamalı derslerle savunma sanayisi şirketlerinde sahaya hazırlandığını kaydetti. Koçak, birçok sektör temsilcisinin kendilerini arayarak eleman ihtiyacını ilettiğini ve mezun öğrencilerden boşta kalanların yönlendirilmesini istediğini belirtti.
Uçak Teknolojisi Programı Öğretim Görevlisi Abdurrahman Selvi, öğrencilerin hem teorik hem de pratik yönden yetiştirildiğini vurgulayarak, savunma sanayisinin imalat, montaj ve kompozit alanlarında okullarından yoğun talep geldiğini ifade etti. Haftanın iki günü iş yeri eğitimi ile yaz stajı sayesinde öğrencilere kapsamlı uygulamalı eğitim sunduklarını aktaran Selvi, havacılığın geleceğin gözde meslekleri arasında yer aldığını ve teknolojiye ilgi duyan gençlerin bu bölümü tercih etmesini arzuladıklarını kaydetti.
Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) Akademi Direktörlüğü Genç Yetenek ve Değişim Programları Şefi Berat Emre İleri, havacılık sektörünün sivil ve askeri alanda büyük bir dönüşüm geçirdiğini, nitelikli teknik elemana duyulan ihtiyacın daha da yükseleceğini söyledi.
Sektörün ciddi bir değişim içinde olduğuna işaret eden İleri, gelecek vizyonlarında yüzlerce hava aracı platformu üretme ihtiyacının bulunacağını ve bu araçların gençlerin ellerinden çıkacağını belirtti.
Uçak Teknolojisi ve Hava Aracı İmalatı programlarının doğrudan üretim süreçlerinin talebini karşıladığını belirten İleri, hangarlarda, montaj alanlarında, üretim tesislerinde ve test sahalarında doğrudan hava aracı üzerinde çalışacak teknisyenlere ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.
Türkiye'nin savunma sanayisinde tarihi bir döneme şahitlik ettiğini aktaran İleri, ülkenin geliştirdiği hava aracı platformlarının pek çok farklı ülkenin radarına girdiğini, onlarca platform geliştirilirken en önemli projelerden birinin de insan kaynağı projesi olduğunu vurguladı. Bu gururu yaşayacak genç yeteneklere ihtiyaç duyduklarını belirten İleri, gençlere stajın ilk gününden itibaren milli sorumluluk bilinci kazandırmaya çalıştıklarını, bir perçinin dahi hava aracındaki değerini bilmelerini amaçladıklarını kaydetti.
Uçak Teknolojisi Programı mezunlarından, savunma sanayisinde görev yapan Beytullah Kumaş, havacılık ve savunma sanayisinin yalnızca bir iş değil, aynı zamanda ülkeye hizmet etme imkanı sunduğunu belirtti.
Uçak Teknolojisi Bölümü öğrencisi Emirhan Yıldırım, havacılık sektörünün sürekli büyüdüğünü, iki yıllık ön lisans eğitimini tamamlayarak iyi bir meslek sahibi olabildiklerini ve milli projelerle ülkeyi temsil etmenin kendilerine büyük gurur yaşattığını dile getirdi.
Uçak Teknolojisi öğrencisi Mert Özkan, savunma sanayisinde görev yapmanın kendisi açısından büyük bir anlam taşıdığını ifade etti.
Öğrencilerden Emircan Uçan, sektörün nitelikli teknik elemana olan ihtiyacına dikkat çekerek, hem Türkiye'de hem de dünyada teknik eleman bulmanın zor olduğunu, bu alanın ihtiyacının hiçbir zaman bitmeyeceğini söyledi. Uçan, perçinin havada uçtuğunu hissederek çalışmanın çok farklı bir duygu olduğunu kaydetti.
Uçak Teknolojisi Bölümü öğrencisi Nursima Karatekin, daha önce dört yıllık farklı bir bölümde okuduğunu ancak istihdam imkanlarını değerlendirerek yeniden üniversite sınavına girdiğini anlattı. Uygulamalı eğitimlerin kendilerini mesleğe hazırladığını belirten Karatekin, dış kanat, orta kanat ve montaj süreçlerinde birebir yer almanın ve bu hassas üretim sürecinin bir parçası olmanın çok güzel olduğunu ifade etti.
Uçak Teknolojisi Programı mezunu Abdulsamet Akdeniz ise duygularını, yurt dışından bir firmanın kendisini çağırması durumunda gitmeyeceğini, ülkesine hizmet etmek istediğini ve Türkiye'deki havacılık şirketlerinin büyümesinin bir parçası olmayı arzuladığını belirterek dile getirdi.



