7 Ağustos 2026 CumaUSD47,71EUR55,26
Gündem Nabzı
Son Dakika
İstanbul'da felç kalan çocuk için 50 milyon dolarlık dava

İstanbul'da felç kalan çocuk için 50 milyon dolarlık dava

İstanbul'da hastanedeki tedavi sürecinde zamanında müdahale edilmediği iddiasıyla felç kalan 15 yaşındaki çocuk için 50 milyon dolarlık tazminat davası açıldı.

Haber Merkeziİlk yayın:

İstanbul'da tedavisinin vaktinde gerçekleştirilmediği öne sürülmesi sonucunda felç geçiren 15 yaşındaki A.D.A.'nın yakınları, 50 milyon dolar tutarında tazminat talebiyle mahkemeye başvurdu.

Yaşanan süreç, 11 Nisan 2025 tarihinde İstanbul'daki özel bir hastanede başladı. Karın ağrısı şikayetiyle hastaneye getirilen 15 yaşındaki A.D.A., buradaki hekim tarafından muayeneden geçirildi. Soruşturma aşamasındaki iddiaya göre aile, tetkik ve muayene işlemleri sürerken tedaviyi reddedip çocuklarını başka bir sağlık kuruluşuna nakletti. Ardından nörolojik kökenli omurilik kan pıhtısı sebebiyle 15 yaşındaki çocukta felç tablosu ortaya çıktı.

Çocuğun kalıcı engelli duruma gelmesinin ilk hastanedeki teşhis ve tedavi evresinde gereken tıbbi müdahalenin zamanında ile uygun biçimde yapılmamasından kaynaklandığını savunan aile, hastane ile doktor aleyhine dava açtı. Mahkemeye sunulan dilekçede, ilk hastanedeki ihmaller yüzünden çocuğun sağlık durumunun kötüleştiği, sevk edildiği diğer hastanede tedavi görmesine rağmen kalıcı engelle karşı karşıya kaldığı ileri sürüldü. Davacı taraf, bu durum dolayısıyla maddi ve manevi zarara uğradıklarını belirterek; zorunlu harcamalar, bakım, refakat, ulaşım giderleri, iş göremezlik, kazanç kaybı, maluliyet ile ileride doğabilecek zararların bilirkişi raporuyla tespit edilmesini talep etti.

Davalı hekimin avukatı Cengiz Bayram, olayın yaklaşık bir buçuk yıl önce meydana geldiğini belirterek, "9 yıldır avukatlık yapıyorum. Daha önce çocuk hekimliği de yaptım. Bugüne kadar binlerce dava gördüm ancak ilk kez bir hekimden 50 milyon dolar tazminat talep edilen bir davayla karşılaşıyorum. Olayda çocuk doktoru olan meslektaşımız, karın ağrısı ve kusma şikayetiyle gelen bir hastayı muayene ediyor. Daha sonra çocukta ayaklarını hissetmeme gibi nörolojik bulgular ortaya çıkıyor. İlerleyen süreçte ise omurilikte oluşan bir kan pıhtısının baskı yapması sonucu motor ve sinir kaybı gelişiyor. Elbette bu durum çocuk açısından son derece üzücü. Ancak son yıllarda Türkiye'de hekimlere karşı açılan davalarda talep edilen tazminat miktarları giderek artıyor. Bu nedenle aileler artık çocuklarının hekim olmasını istemiyor. Hekimler de mümkün olduğunca hasta ile doğrudan temasın daha az olduğu laboratuvar, genetik, biyokimya ve mikrobiyoloji gibi branşlara yöneliyor. Cerrahlar ise yüksek hukuki riskler nedeniyle ameliyat yapmaktan kaçınabiliyor. Bu davada talep edilen 50 milyon dolarlık tazminat ise gerçekçi olmayan bir rakamdır. Bir hekimin hayatı boyunca kazanamayacağı büyüklükte bir tutardan söz ediyoruz. Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi, hakların dürüstlük ve iyi niyet kurallarına uygun şekilde kullanılmasını öngörmektedir. Bu nedenle açılan davanın talep edilen miktarı bakımından sınırları zorladığını düşünüyoruz" ifadelerini kullandı.

Hekimlerin doğrudan davaların muhatabı olmaması gerektiğini de dile getiren Bayram, "Olay yaklaşık bir buçuk yıl önce yaşandı ancak dava süreci yeni başladı. Olay tarihinde çocuk yaklaşık 15 yaşındaydı. Biz, hekimin herhangi bir kusurunun bulunmadığını düşünüyoruz. Ancak kusur olup olmadığına ilişkin nihai değerlendirme yargılama sürecinde yapılacaktır. Şu anda dava henüz dilekçe aşamasındadır. Elbette herkes, bir kusur varsa dava açma ve hakkını arama özgürlüğüne sahiptir. Ancak Amerika Birleşik Devletleri'nde dahi birçok eyalette tazminat davaları için üst sınırlar bulunmaktadır. Biz ayrıca, özel sektörde çalışan hekimlerin de bu tür davalarda doğrudan taraf olmaması gerektiğini düşünüyoruz. Bunun yerine bir havuz ya da fon sistemi oluşturulmalı, davalar bu sisteme karşı açılmalı ve hekimler bireysel olarak davanın tarafı yapılmamalıdır. Böylece hekimler mesleklerini baskı altında kalmadan sürdürebilir, hastalar da hak ettikleri tazminatı sistem üzerinden alabilir. Eğer bir hekimin kusuru varsa bunun sorumluluğu yine hukuk çerçevesinde değerlendirilir; ancak hekim doğrudan davanın yükünü taşımak zorunda kalmaz" şeklinde konuştu.

Kaynak: Haberler.com

#İstanbul — Bu Konuda Son Gelişmeler→ Tümü

Aynı Saatlerde Yayınlananlar→ Tüm arşiv

İlgili Haberler