
Kayseri'de 30 derecede taş ustalığı yapıyor
Mimar Sinan'ın memleketi Kayseri'nin Melikgazi ilçesinde taş ocağında çalışan Gökhan Kıpcak, sıcak havaya rağmen el emeğiyle tonlarca ağırlıktaki kaya parçalarına şekil veriyor.
Dünyaca ünlü Mimar Sinan'ın doğduğu yer olarak bilinen Kayseri’nin Melikgazi ilçesi Ağırnas Mahallesi’nde yüzyıllardır taş ustalığı geleneği sürdürülüyor. Bölgedeki taş ocaklarında üretilen andazit taşlar, kepçe ve iş makineleriyle çıkarılıyor. Ardından ocaktaki ustaların çivi, balyoz ve çekiçle kırdığı tonlarca ağırlıktaki kayalar, 10 ila 20 kilogram arasında değişen küçük taşlara dönüştürülüyor. 'Koca Sinan' lakaplı Mimar Sinan'ın memleketinde çıkan, suyu çekme özelliği ve dayanıklılığıyla tercih edilen bu taşlar, Kayseri'nin yanı sıra kamyon ve TIR'larla yurdun pek çok noktasına gönderiliyor. Bölgedeki taş ocağında çalışan 36 yaşındaki Gökhan Kıpcak da 19 yıl önce babası 62 yaşındaki Ali Kıpcak'ın yanında çalışarak öğrendiği mesleğini devam ettiriyor. Kıpcak, 30 dereceyi bulan sıcaklıkta tonlarca ağırlıktaki kaya parçalarını balyoz, çivi ve çekiçle parçalara ayırarak şekillendiriyor. El emeğiyle işlenen bu taşlar, ülkenin farklı yerlerinde ev dekorasyonunda ve bahçe duvarı yapımında kullanılıyor.
Günde 10 saate yakın mesai yaptıklarını belirten Gökhan Kıpcak, babasının 25-30 yıl bu işi yaptığını ve mesleğe ilk olarak onunla birlikte başladığını ifade etti. Bir dönem ara verdikten sonra 2019 yılında tekrar döndüğünü ve 7 yıldır aktif olarak çalıştığını söyleyen Kıpcak, havanın bazen 40 dereceleri gördüğünü ancak işini bildiğini ve geçimini taştan sağladığını dile getirdi. Sabah 07.30-08.00 sularında işbaşı yaptığını, akşam 18.00-19.00'a kadar çalıştığını belirten Kıpcak, günde yaklaşık 10 saat mesai harcadığını kaydetti.
Sıcak havanın terledikleri için kendilerine iyi geldiğini aktaran Kıpcak, sürekli aktif çalıştıklarını, balyoz ve taşla uğraşıp terlemenin sağlık açısından soğuktan daha faydalı olduğunu ifade etti. Güneşten şikayet edenlerin gölgelerde durabileceğini belirten Kıpcak, helalinden kazanarak geçimlerini bu işten sağladıklarını ve bir nevi ekmeklerini taştan çıkardıklarını vurguladı.
Taş kırdıkları videoların sosyal medyada dikkat çektiğini belirten Kıpcak, büyük tomrukları keserken çekilen görüntüleri gören eşinin, akrabalarının ve çevresindekilerin duruma şaşırdığını söyledi. İnsanların "O kırılır mı, nasıl yapıyorsunuz?" diye sorduğunu aktaran Kıpcak, işin ilmiyle yapıldığını ve sıradan birinin öğrenmeden bu işi yapamayacağını belirtti.
Mesleğin risklerine de değinen Kıpcak, tehlikeli anlar yaşadıklarını dile getirdi. Sağlam sandıkları tomrukların içinden tel çıkabildiğini ve bu durumlarda reflekslerin kuvvetli olması gerektiğini belirten Kıpcak, her iş gibi kendi işlerinin de riskinin çok yüksek olduğunu, eldeki taşın bile ikiye bölünüp el veya ayağa düşebileceğini ifade etti.
Modern taş kesimlerinin ardından yaptıkları işin bitme noktasına geldiğine dikkat çeken Kıpcak, çocuklarına bu mesleği aktarmak yerine onları daha iyi şartlarda okutmak istediğini belirtti. Taş ustalığının güzel olduğunu ancak büyük bir mimar olmalarının mümkün olmadığını söyleyen Kıpcak, ellerinden geldiğince bu işi sürdürdüklerini ancak çevre ocaklarda kendilerinden daha genç bu işi yürüten kimse kalmadığını, bu işin genç takımlarından son kalanlardan olduklarını ve sonunun geldiğini sözlerine ekledi.



