Kolombiya'da 13 metrelik dev yılan fosili bulundu
Kolombiya'daki kömür madenlerinde keşfedilen 13 metre uzunluğundaki Titanoboa fosili, dünyanın bilinen en büyük yılan türünü gözler önüne serdi.
Kolombiya'daki kömür madenlerindeki kayaç tabakaları arasında gün ışığına çıkarılan devasa fosiller, bilim tarihinin kaydettiği en büyük yılan türünü ortaya koydu.
Yaklaşık 13 metre boyunda ve 1 bin 135 kilogram ağırlığında hesaplanan Titanoboa, günümüzün en büyük yeşil anakondalarını bile geride bırakıyor.
Bilim insanları, bu dev yaratığın yalnızca boyutlarıyla değil, yaşadığı dönemin uç sıcaklık koşulları ve tropikal ekosistemi hakkında sunduğu ipuçlarıyla da dünya tarihine ışık tuttuğunu ifade ediyor.
Günümüzün en büyük yeşil anakondaları 7 metre boya ve 200 kilogram ağırlığa erişebilirken, Paleosen döneminde yaşayan Titanoboa bu değerleri ikiye katlıyor.
Vücut genişliği yaklaşık 1 metreye varan bu dev canlı, avını sıkarak etkisiz hale getiren güçlü bir kas yapısına sahipti. Omurga fosilleri üzerinde yapılan incelemeler, türün bugünkü hiçbir akrabasıyla kıyaslanamayacak bir vücut kütlesine sahip olduğunu kanıtlıyor.
Sürüngenlerin vücut ısılarını dış ortamdan alan soğukkanlı canlılar olmaları nedeniyle, bu kadar büyüyebilmeleri doğrudan bulundukları ortamın sıcaklığına bağlıydı.
Fosil bulgularına dayanan iklim modellemeleri, dev yılanların yaşadığı bölgedeki yıllık ortalama sıcaklığın 34 derece civarında olduğunu ortaya koydu.
Bugünkü Amazon ormanlarından daha sıcak ve nemli olan bu coğrafya, dev canlıların metabolik ihtiyaçlarını karşılamasına olanak tanıdı.
Cerrejón Formasyonu'ndaki kazılarda yalnızca dev yılan değil, dönemin zengin nehir ve orman ekosistemi de gün yüzüne çıktı.
Dev tatlı su balıkları, dev kaplumbağalar ve timsah benzeri hayvanlarla dolu sulak alanlar, bu büyük avcı için güçlü bir besin zinciri oluşturuyordu.
Yeşilliklerle çevrili bu tropikal ormanlar, büyük avcıların bölgede rahatça hâkimiyet kurmasına zemin hazırladı.
Tıp ve doğa bilimleri dergilerinde yer bulan bu tarihi keşif, aradan geçen yıllara rağmen paleontoloji dünyasının en önemli mihenk taşları arasında yer alıyor.
Korunan omurga fosilleri sayesinde canlı anatomisinin ve antik iklimin yeniden kurgulanması, uzmanlara gezegenin geçmişindeki değişimleri anlamak için eşsiz veriler sunuyor.
Öte yandan kaplan ve aslan gibi büyük kediler tehlikeli kabul edilse de, gerçekte en ölümcül kedi türü Felis Nigripes adıyla bilinen kara ayaklı kedi olarak öne çıkıyor.
Doğanın en ölümcül avcılarından bu türe araştırmacılar Gaiga adını verirken, risk altındaki türü koruma çalışmaları kapsamında ABD Utah'daki bir hayvanat bahçesinde bakılıyor.
1,5 metreye kadar zıplayabilen, gecede 8 ila 14 defa avlanan ve yılda 3 binden fazla kemirgen tüketen kara ayaklı kedilerin, avlarının yüzde 60'tan fazlasını yakaladığı tahmin ediliyor.
Bu özellik onları avlanma başarı oranı yüzde 20 ile 25 arasında değişen aslanlardan üstün kılıyor. Kara ayaklı kediler yalnızca Güney Afrika, Botsvana ve Zimbabwe'de yaşıyor.
Dünyanın diğer ölümcül kedileri ve avlanma başarı oranları ise şöyle sıralanıyor: Çita yüzde 58, leopar yüzde 38, evcil kedi yüzde 32, aslan yüzde 25, puma yüzde 20, kaplan yüzde 5 ila yüzde 10 arasında değişirken, bobcat türünün başarı oranı bilinmiyor.


