
Küba'da sağlık sistemi ABD ambargoları nedeniyle çöktü
ABD ambargoları ve petrol kısıtlamaları Küba'nın sağlık sistemini kilitledi. Kritik ameliyatlar yapılamazken çocuk ve anne ölüm oranları arttı.
Küba genelinde artan kısıtlamalar ve petrol ambargosu, ülkenin sağlık sisteminin çökmesine yol açtı. Hükümet bu baskılar altında bakım hizmetlerini karneye bağlamak zorunda kaldı.
Havana yönetimi, Şubat ayında ülke genelinde acil enerji tasarrufu tedbirleri açıkladı. Bu önlemler kapsamında adadaki tüm zorunlu olmayan tıbbi hizmetler askıya alındı.
Çocuk anestezi uzmanı Fernandez, acil olmayan hizmetlerin önemsiz anlamına gelmediğini vurguladı. Koruyucu sağlık hizmetlerinin hayat kurtarmada kritik rol oynadığını belirten Fernandez, normal şartlarda bu hizmetlerin apandisit gibi ölümcül durumların erkenden teşhis edilmesini sağladığını ifade etti.
Ancak son aylarda hastaların hastanelere çok daha kötü durumlarda geldiğini gözlemleyen Fernandez, tedavi ettikleri tüm apandisit vakalarının artık komplikasyonla geldiğini aktardı. Fernandez, bu durumun daha fazla kaynak ve antibiyotik gerektirdiğini ancak ellerinde bu malzemelerin bulunmadığını söyledi.
Artan kısıtlamaların etkisiyle Küba'daki ölüm oranları da yükselişe geçti. Küba Halk Sağlığı Bakanlığı (MINSAP), petrol ablukası nedeniyle çocuk kanserinde hayatta kalma oranının yüzde 85'ten yüzde 65'e gerilediğini duyurdu.
Bebek ölüm oranları da düzenli olarak arttı. Donald Trump'ın ilk başkanlık döneminin başlangıcı olan 2017 yılında her 1,000 canlı doğumda 4 olan bebek ölüm oranı, ikinci dönemi öncesinde 2024'te 7.7'ye ve 2025'te 9.9'a yükseldi.
Anne ölüm oranı da benzer şekilde artış gösterdi. 2025 yılı sonu itibarıyla her 100.000 canlı doğumda anne ölüm oranı bir önceki yılki 40.6 seviyesinden 44.1'e çıktı.
Küba'nın ana doğum hastanesinde görev yapan kadın doğum uzmanı Lilian Delgado, tırmanan insani krizin hamile kadınlar arasında erken doğum ve ciddi rahatsızlıkları artırdığını belirtti. Sistemdeki hiçbir seviyenin ideal olmadığını vurgulayan Delgado, her yerde kıtlık yaşandığını kaydetti.
Acil bakıma öncelik verme kararı yanıltıcı olabiliyor. Birçok tıbbi işlem "isteğe bağlı" (elektif) kabul ediliyor ancak bu durum onların seçenek olduğu anlamına gelmiyor.
Küba'da genellikle 48 saat içinde acilen tamamlanması gereken müdahaleler acil ameliyat sayılırken, diğer gerekli operasyonlar elektif kategorisine giriyor. Meme kanseri tedavisinde yaygın bir yöntem olan mastektomiler ile bazı organ nakilleri de bu kapsamda yer alıyor.
Sağlık savunucuları, belirli elektif ameliyatların çok uzun süre ertelenmesinin ölümcül durumlara yol açabileceğine dikkat çekiyor. MINSAP'ın ABD yaptırımlarına bağladığı gecikmeler nedeniyle şu anda 100.000'den fazla Kübalı, elektif veya rekonstrüktif ameliyat için bekleme listesinde bulunuyor.
Bekleyenler arasında 5,152 kanser hastası ve yaklaşık 12.000 çocuk yer alıyor. Delgado, bazı hastalarının aylardır bu listelerde beklediğini ifade etti.
Cerrahi hizmetlerin malzeme eksikliği nedeniyle ciddi şekilde kısıtlandığını anlatan Delgado, daha fazla kadının ciddi komplikasyonlar yaşadığını, ameliyathanelerin acil vakalarla dolması sebebiyle elektif ameliyatların yapılamadığını dile getirdi.
Küba'daki hastaneler sıklaşan elektrik kesintileriyle başa çıkmak için yedek jeneratörlere sahip. Ancak ulaşım gibi temel hizmetleri etkileyen akaryakıt ablukası sürerken, acil tıbbi bakıma erişmek bile zorluk yaratıyor.
Kanser hastası olan ve ameliyat edilemeyen bir hastanın, ülke çapındaki karartmalar nedeniyle doğrudan ölüme mahkûm edildiğini belirten Delgado, petrol ambargosunun doğrudan ve dolaylı olarak insan hayatına mal olduğunu sözlerine ekledi.



