Küçükçekmece'de cami görevlileri arasında darp iddiası
Bartınlı imam Ferdi Bıyıkoğlu, Küçükçekmece Hz. Ebubekir Camii'nde müezzin kayyım olarak görev yaparken dernek başkanlığına getirildi. Cuma yardımlarının usulsüz kaydedildiği iddiasıyla imam İsmail A.'ya şikayette bulundu. Ardından 20 Mart ve 10 Temmuz 2026'da saldırılara uğradı. Olaylar güvenlik kamerasına yansıdı.

Bartın’da imam olarak çalışan Ferdi Bıyıkoğlu 2024 yılında çocuklarının hafızlık eğitimi için İstanbul’a taşındı. Küçükçekmece Hz. Ebubekir Camii’nde müezzin kayyım olarak göreve başladı.
Aynı dönemde cami derneğinin başkanlığını da üstlendi. Bıyıkoğlu ile caminin imamı İsmail A. arasında cuma günleri toplanan yardımların kayıt altına alınma usulü konusunda tartışma çıktı. Bıyıkoğlu camide toplanan paralarla müftülük kayıtları arasında fark olduğunu öne sürdü ve şikayette bulundu. - İLK SALDIRI 20 MART’TA - Şikayetin ardından Bıyıkoğlu’na yönelik imza kampanyaları başlatıldı. Hakkında çeşitli suçlamalar yöneltildi. Kendisi ve ailesi tehdit ve saldırılara maruz kaldı. İlk saldırı 20 Mart 2026’da gerçekleşti.
Cami imamının yakını lojman kapısına gelerek Bıyıkoğlu’nu ölümle tehdit etti. - CAMİ ÖNÜNDE GÜNDÜZ DARBEDİLDİ - 10 Temmuz 2026’da çocuklar için karpuz dağıtımı hazırlığı yapılırken cami önünde yeni bir tartışma yaşandı. İmam İsmail A. müezzin Ferdi Bıyıkoğlu’nun eşi Ebru Bıyıkoğlu’nu cep telefonu kamerasıyla görüntüledi.
Tartışma büyüdü. İmam Bıyıkoğlu’na yumruklarla saldırdı. Bıyıkoğlu saldırı sonrası şikayet için polis merkezine giderken karakola yaklaşık 30 metre kala ikinci saldırıya uğradı. - SALDIRILAR KAMERADA - Saldırılar güvenlik kamerası kayıtlarına yansıdı.
Çocukların önünde yaşanan son olayda imamın Bıyıkoğlu’na yumruk attığı görüntülendi. Ebru Bıyıkoğlu olayı şöyle anlattı: “Her şey böyle yoluna gidiyordu. 6-7 ay önce eşim dernek başkanı oldu.
Dernek başkanı olmasını istediler. Eşim de buna 'tamam' dedi ve dernek başkanı oldu. Dernek başkanı olduktan sonra bir gün geldi, dedi ki: 'Hanım, camide imam cuma yardımlarını saymadan, tam anlamıyla sayılmadan, tutanaklara tutulmadan, sadece imzalar atılıp imam paraları topluyor ve evine götürüyor.
Acaba ben mi içimden bunu hani yanlış anlıyorum?' diye kendini de sorguladı. Usulsüzlük var ortada. Sonra eşim gitti, imama şöyle demiş: 'Bunu yapamazsın.
Her şey usulüne göre olacak. Bunlar sayılacak, yazılacak, tutanaklar tutulacak, bu panoya asılacak, ilan edilecek. Ne gerekiyorsa usul nasılsa o şekilde yapılacak.'
Eşim böyle dediğinde kendisine imam da, 'Sen karışma, bizim kurduğumuz düzeni bozamazsın. Bozarsan da buradan gidersin' gibi şeyler söylemişler eşime.” Ferdi Bıyıkoğlu’nun eşi Ebru Bıyıkoğlu müftülük kayıtlarındaki tutarları incelediklerini belirtti: “Eşim bunun üzerine şüpheleniyor, şüphelendikten sonra müftülükten yatan paraların miktarlarını istiyor.
Müftülüğe yatan bin 700 lira, bin 500 lira, bin 800 lira, bu miktarların üzerinde yatan para yok. O hafta 9 bin, 10 bin, 6 bin, 7 bin, 8 bin civarlarda çıkıyor para ama paranın yatan miktarı bin 500 lira, bin 600, bin 700 lira.
Bunun üzeri yok. Sonra eşim bunun üzerine diyor ki imama: 'Bu parayı ne yaptın?', imam da diyor ki: 'Bir fakire yardım etmiş olabilirim' gibi bir cevap veriyor. Eşim de diyor ki: 'O zaman yardım ettiğin kişi nerede?
Bir tutanak yaptın mı, bir fatura, makbuz bir şeyin var mı?' diyor, imamda: 'Yok’ diyor. Eşimde: 'O zaman ne yaptın?' diyor imamda: 'Camiye, lojmana harcamış olabilirim' diyor. Eşimde: ‘Lojmanda bir tadilat yapılmadı, lojmana bir usta çalışmadı.
Bu paranın köşede durması lazım.' diyor ama imamın söylediği hiçbir şeyin dekontu ya da makbuzu yok. Bu mesele böyle sürdü. Sonra baktık imam, eşim hakkında yalan iftiralar atmaya başladı.
Sonra gitti eşim hakkında imza kampanyaları başlattı. İmam ve çevresi, imamı sevenler başladılar bu sefer eşime, 'Esrar içiyor. Eroin kullanıyor. Bir kadınla ilişkisi var. Camideki çocukları darbediyor. Cemaati camiden soğutuyor.
Kadınlara hakaret ediyor' gibi bu tür şeylerle eşime imza kampanyaları başlattılar. Eşim de bunun üzerine dedi ki: 'Madem öyle, ben de bunu yapmayacaktım ama' dedi. Ben de eşime dedim ki: 'Git, git söyle.
Gereken yerlere başvur, niye bekliyorsun? Bekleme, şikayet et.' Bunun üzerine eşim de gitti müftülüğe önce sözlü olarak sonra da yazılı olarak şikayetini yaptı.
Yaptıktan sonra bütün baskılar, mobbingler, şantajlar her şey ondan sonra başladı.” Ferdi Bıyıkoğlu 10 Temmuz saldırısını anlattı: “Baktım imam kamerayı almış, telefonun kamerasını bana doğru tutup beni çekiyor. Sonra eşim imamın yanına gidip dedi ki ‘Sen benim eşimi niye çekiyorsun? Ne hakla çekiyorsun. Neyini çekiyorsun benim eşimin? Kapat kameranı.
Sen burada görevli bile değilsin, görevin bile alındı. Görevli olduğun halde gelip burada bırak benim eşimi çekmeyi, buradaki çocukları bile çekemezsin, izinsiz’ dedi. Bunun üzerine imam, eşime: ‘Sana ne lan’ deyip eşime vurması bir oldu.
10-11 tane yumruk vurdu eşime. Artık eşim dayanamıyor. Karşılık veriyor. Eşim, o gün gitti darp raporunu aldı. Karakola gideceğiz tekrar. Aynı gün ikinci kez karakolun önüne 25-30 metre kala biz arabalarımızı park ettik, indik. 5 kişi toplamda bunlardan birisi imamın oğlu, imamın bacanağının oğlu, bayramda kapımıza dayanan adam, yanında bilmediğim 3 kişi daha saldırdılar ve eşimle kayınımı tekme tokat yerlerde sürüklediler. Eşimle kayınımı adamların elinden polisler geldi aldılar.” Bıyıkoğlu çocukların yaşadığı korkuyu aktardı: “Bunlar evi bastığında benim çocuklarım evdeydi. Eşim cami bahçesinde darbedilirken hakeza çocuklarım yine yanımdaydı. Benim 5 yaşında kızım var. 5 yaşındaki kızım artık kapı çalındığında çocuk kapıya koşmaktansa dolapların içine saklanıyor, ‘Bizi dövmeye geldiler’ diye. Bu korkuları var çocuklarımın. Psikatriye götürdüm ve şu an tedavi görüyorlar. Biz bu mobbinglerden bu baskılardan dolayı biber gazıyla dışarıya çıkmak zorundayız. Saldıracaklar korkusuyla. İmam, 50 gün oldu artık Küçükçekmece Müftülüğünden ilişiği kesildi, başka bir yere kendisi gönderildi.”







