
MHP Lideri Bahçeli'den Türk devletleri teşkilatı'na ortak müfredat çağrısı
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Cengiz Aytmatov ve Cengiz Dağcı'nın eserlerinin Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkelerin eğitim müfredatına alınmasını önerdi.
MHP Lideri Devlet Bahçeli, Türkgün gazetesine yaptığı açıklamada Türk Devletleri Teşkilatı'na önemli bir teklif sundu. Bahçeli, Kırgız edebiyatının usta ismi Cengiz Aytmatov ile Kırım Tatarlarından Cengiz Dağcı'nın ününün Türk dünyasının sınırlarını aştığını belirterek, bu ortak isimlerin tespit edilmesini ve "Türk Dünyası Edebiyatı" başlığı altında teşkilata üye tüm ülkelerin eğitim müfredatlarında yer alması gerektiğini kaydetti. Cengiz Aytmatov'un gündeme getirilmesi, Türk milliyetçilerinin kalıpları aşması açısından dikkat çekici bulundu.
Aytmatov'un babası Törekul Aytmatov, Sovyet Kırgızistanı'nın ilk dönem devlet ve parti yöneticileri arasında yer alıyordu. Ancak 1937 yılında Stalin'in tasfiye hareketleri sırasında tutuklanan baba Aytmatov, 1938'de kurşuna dizilerek idam edildi. Buna rağmen Cengiz Aytmatov, Sovyetler Birliği döneminde hiçbir zaman yasaklı yazarlar arasında yer almadı. Moskova'daki Maksim Gorki Edebiyat Enstitüsü'nde tahsil gören yazar, Komünist Parti'nin resmi organı Pravda gazetesinde Kırgızistan muhabiri olarak görev yaptı ve 1959'da Sovyetler Birliği Komünist Partisi'ne katıldı. İlerleyen süreçte Sovyet Yazarlar Birliği yönetiminde ve SSCB Yüksek Sovyeti'nde sorumluluk üstlendi.
Eserleriyle pek çok ödüle layık görülen yazar, 1963 yılında yayımlanan Dağlar ve Bozkırlardan Hikâyeler adlı eseriyle Lenin Edebiyat Ödülü'nü kazandı. Kariyeri boyunca üç kez Sovyet Devlet Ödülü alan Aytmatov, Lenin Nişanı ile Sosyalist Emek Kahramanı unvanı gibi sistemin en üst düzey ödüllerinin sahibi oldu. 1980'de okuyucuyla buluşan Gün Olur Asra Bedel romanındaki mankurt karakteri, geçmişini ve ailesini tamamen unutarak efendisinin emirlerini hiçbir sorgulama sual etmeden uygulayan kişiyi simgelemektedir. Bu kavram Batı kamuoyunda, Sovyet devriminin yerel kültürleri, ana dilini ve tarihsel hafızayı tasfiye etmesine yönelik üstü kapalı bir eleştiri şeklinde yorumlandı. Tüm bunlara rağmen Aytmatov, Sovyetler Birliği'nin en etkili kalemleri arasında öne çıkarıldı ve sosyalist entelektüeller tarafından daima desteklendi.
Gazeteci Soner Yalçın 27 Mart 2015 tarihli kaleme aldığı yazısında Aytmatov'un mankurt hikayesini şu ifadelerle hatırlatmıştı:
"Cengiz Aytmatov’u bilirsin. Kırgız Türk’ü… Türk birliğinin yılmaz savunucusu. Dünya edebiyatına armağan ettiğimiz Lenin ödüllü usta bir kalem… 1980 yılında yazdığı bir romanı var: “Gün Olur Asra Bedel” Okudun mu? Kişinin, öz köküne yabancılaşmasını anlatır. Bunu Türk “Mankurt Efsanesi”ne dayandırır. Şöyle…. Juan-Juan adlı barbar bir toplum, tutsak ettiği kişileri işe yarar köleler haline getirmek için belleklerini silerek “mankurt” haline getirirmiş..! Bir insanı “mankurt” yapmak istediklerinde bak ne yaparlar:
- Tutsak kişinin saçları iyice kazınıyor,
- Kafasına devenin boyun derisi gerdirilerek geçiriliyor,
- Tutsak başını yerlere vurmasın diye bir kütüğe bağlanıyor,
- Yürek parçalayan çığlıkları duyulmasın diye elleri ayakları bağlı olarak ıssız bir yerde sıcak güneş altında dört beş gün aç susuz bırakılıyor,
- Sıcağın etkisiyle deve derisi büzülüyor ve bir mengene gibi kafayı sıkıştırıyor,
- Deve derisinin artık kafa derisiyle bütünleşmeye başlamasıyla kazınan saçlar yeniden uzamaya başlıyor,
- Fakat, deri kafaya o kadar yapışıyor ki, zaten sert olan deve derisi sıcağın etkisiyle iyice sertleşiyor ve uzayan saçlar deriyi delip uzamasına devam edemiyor,
- Bu nedenle saçlar kafanın dışı yönünde değil, içine doğru uzamaya başlıyor,
- Sıcaktan büzüşen deve derisinin kafatasına yaptığı baskı ve kafanın içinde ters yönde uzayan saçların kafatasını delip, beyne doğru ilerlemesiyle tutsak büyük acılar çekiyor,
- Beşinci günün sonunda tutsakların çoğu ölüyor,
- Sağ kalan tutsak zamanla kendine geliyor; yiyip içerek gücünü toparlıyor.
- Ama o artık bir insan değildir; ölünceye kadar geçmişini hatırlamayan “mankurt” olmuştur. Artık hafızası yoktur…"
Cengiz Aytmatov, 1980'li yılların ikinci yarısında Mihail Gorbaçov tarafından başlatılan glasnost ve perestroyka reformlarını destekledi. Gorbaçov'un danışmanları arasında görev yapan yazar, 1986 yılında Sovyet ile Batılı aydınları buluşturan Issık Göl Forumu'nu hayata geçirdi. SSCB'nin son dönemlerinde diplomatik misyonlar da üstlenen Aytmatov, 1990'da Sovyetler Birliği'nin Lüksemburg Büyükelçisi tayin edildi. Birliğin dağılmasının ardından bu görevi bir süre Rusya Federasyonu adına yürüttü, sonrasında ise bağımsız Kırgızistan'ı Avrupalı kurumlar nezdinde temsil etti.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Cengiz Aytmatov ismini önermesi, 1920'li yıllarda Türkçüler ile sosyalistlerin birbirine "yoldaş" diye hitap ettiği dönemi hatırlattı. Milliyetçi, devletçi ve devrimci program anlayışı, Atatürk Devrimi'nin "Altı ok" ilkeleri arasında da kendisine yer bulmuştu.



