2 Ağustos 2026 PazarUSD 47,56EUR 54,86
Gundemnabzi
Son Dakika
Obezite cerrahisinde yöntem hastanın durumuna göre belirleniyor

Obezite cerrahisinde yöntem hastanın durumuna göre belirleniyor

Uzmanlar, obezite ve metabolik cerrahide hangi yöntemin uygulanacağının hastanın sağlık durumuna, kilo indeksine ve ek hastalıklarına göre seçildiğini belirtti.

Sağlık Servisiİlk yayın:

Obezite cerrahisi ve metabolik ameliyatlar, uygun hastalarda kalıcı kilo kaybı sağlamak amacıyla en etkili tedavi yöntemi olarak uygulanıyor. Bu operasyonlar genellikle vücut kitle indeksi (BMI) 35 ve üzerinde olan kişilere tavsiye ediliyor. Tip 2 diyabet veya benzer metabolik rahatsızlığı bulunan bazı hastalarda ise, ameliyat dışı yöntemlerle kilo kontrolü sağlanamadığı durumlarda 30 ile 34.9 arasındaki BMI değerlerinde bile detaylı tıbbi değerlendirme sonrasında değerlendirilebiliyor.

Mide küçültme olarak bilinen tüp mide yönteminde, midenin yaklaşık yüzde 80'lik kısmı çıkarılarak tüp biçimine getiriliyor. Bu işlemde bağırsak yolu değiştirilmezken, mide hacminin daralmasının yanı sıra iştah ve tokluk hissini düzenleyen hormon değişimleri de kilo vermeye katkı sağlıyor. Cerrahi tekniğin daha kolay olması ve bağırsak yoluna müdahale edilmemesi nedeniyle bu yöntem dünyada en yaygın tercih edilen obezite ameliyatları arasında yer alıyor. Bununla birlikte tüm cerrahi operasyonlarda olduğu gibi tüp mide ameliyatında da kanama, zımba hattından kaçak veya bazı hastalarda mide reflüsünün artması gibi riskler görülebiliyor.

Mide bypassı operasyonunda ise midenin küçültülmesinin yanı sıra besinlerin ince bağırsağın bir kısmından geçiş güzergahı değiştiriliyor. Yapılan bu değişiklik, alınan gıda miktarını sınırlamanın ötesinde etkili hormonal ve metabolik dönüşümleri tetikleyerek kilo kaybını ve kan şekerinin dengelenmesini destekliyor. Özellikle Tip 2 diyabet hastaları ile şiddetli mide reflüsü yaşayanlar için mide bypassı uygun bir alternatif oluşturuyor. Birçok hastada bu yöntem sayesinde şeker ilacı kullanım ihtiyacında büyük düşüşler yaşanırken, bazı durumlarda hastalık baskılanabiliyor; ancak bu durum kalıcı olmayabileceği için düzenli doktor kontrolü gerektiriyor.

Operasyon öncesi kapsamlı tetkiklerin önemine dikkat çeken uzmanlar, hastaların tüp mide ile bypass arasında büyük fark olmadığını düşündüğünü, oysa doğru yöntemin kişinin yaşı, vücut kitle indeksi, şeker hastalığı geçmişi, mide rahatsızlıkları, metabolik durumu, beslenme alışkanlıkları ve genel sağlık tablosu dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini ifade ediyor. Karar aşaması ise cerrah, diyetisyen ve gerekli görülen diğer uzmanların yer aldığı sağlık ekibi tarafından gerçekleştiriliyor.

Ameliyat sonrasında kilo alımına dair duyulan endişelere de değinilerek, sonraki yıllarda sınırlı miktarda kilo artışının görülebileceği ve bunun her zaman tedavinin başarısız olduğu anlamına gelmediği vurgulanıyor. Beslenme programına uymak, düzenli fiziksel aktivite yapmak, tıbbi kontrolleri aksatmamak ve davranışsal alışkanlıkları değiştirmek yeniden kilo alma riskini ciddi oranda azaltıyor.

Hastalara yemekleri yavaş tüketmeleri, küçük lokmalar almaları, her lokmayı iyice çiğnemeleri, öğünlerini 20 ila 30 dakikaya yaymaları ve lokmalar arasında ara vermeleri öneriliyor. Sindirim sisteminin yeni sürece uyum sağlaması için yemek sırasında sıvı tüketiminden kaçınılması da tavsiyeler arasında bulunuyor.

Cerrahi müdahaleler sonrasında vitamin ve mineral eksiklikleri yaşanabileceği konusunda da uyarıda bulunularak, tüp mide ameliyatında besin eksikliği riskinin bypassa kıyasla daha az olmasına rağmen her iki yöntemde de düzenli takviye kullanımının ve periyodik tahlillerin şart olduğu belirtiliyor. Hastanın durumuna göre multivitamin, demir, kalsiyum, D vitamini, B12 vitamini ve diğer mikro besinlerin doktor ya da diyetisyen kontrolünde alınması tavsiye ediliyor.

Obezite ve metabolik cerrahi alanında uzman isimler, bu operasyonların sağlığa olumlu katkı sunduğunu belirterek kalıcı kilo vermenin şeker hastalığı, yüksek tansiyon, uyku apnesi ve eklem ağrıları gibi rahatsızlıkları geriletmenin yanı sıra günlük işleri yapabilme kapasitesini, yaşam kalitesini ve kişilerin öz güvenini yükselttiğini aktarıyor. Günümüzde obezite ameliyatlarının büyük kısmı kapalı yöntemle ve düşük kesilerle yapıldığı için daha az ağrı, kısa iyileşme süreci ve günlük yaşama hızlı dönüş imkanı sağlıyor.

Kaynak: Mehr News (EN)

Aynı Saatlerde Yayınlananlar→ Tüm arşiv