
Okyanus tabanındaki devasa kabuk hareketi saniye saniye kaydedildi
Antarktika ile Avustralya arasındaki okyanus tabanında gerçekleşen devasa tektonik hareket ve lav püskürmesi, bilim insanları tarafından ilk kez anbean kayıt altına alındı.
Gezegenimizin yüzeyinin çok büyük bir bölümü okyanusların karanlık sularının altında saklıdır. Gemi güvertesinden bakıldığında mavi sular son derece sakin görünse de, kilometrelerce derinlikte gezegenin kabuğunu parçalayan devasa bir süreç işlemektedir. Tektonik plakalar birbirinden uzaklaşmakta, su altındaki kabuk çatlamakta ve açılan yarıklardan sızan magma soğuyarak Dünya'nın yeni katmanını oluşturmaktadır. Dünyanın kendini yenilemesini sağlayan bu olağanüstü döngü, Nature dergisinde yer alan çığır açıcı bir araştırmaya göre, insanlık tarihinde ilk defa tam da yaşandığı anda saniye saniye kayıt altına alındı.
Fransız Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi'ne (CNRS) bağlı deniz jeofizikçisi Jean-Yves Royer öncülüğündeki ekip, Antarktika ile Avustralya arasında kalan Güneydoğu Hint Sırtı'na doğru yola çıktığında aslında çok daha farklı bir hedef güdüyordu. Araştırmacılar bölgedeki tektonik plakaların yavaş, uzun vadeli ve istikrarlı gerilme hareketlerini incelemeyi amaçlıyordu. Bu doğrultuda Saint Paul-Amsterdam volkanik platosuna OHA-GEODAMS adını verdikleri son derece gelişmiş su altı cihazları yerleştirdiler. Okyanus tabanına tripodlar, hassas transponderler, sismometreler ve otonom hidrofoni sistemleri kuran uzmanlar, yüksek basınca dayanan bu laboratuvarın başarılı olup olmayacağından dahi emin değildi.
Tektonik plakaların birbirinden ayrılması süreci, bilim dünyasında kuantum genişleme olarak adlandırılan, bağımsız ve oldukça nadir görülen ani patlamalarla gerçekleşir. Gerilim onlarca yıl boyunca birikir ve tek bir devasa olayla açığa çıkar. Araştırmacılar bu gerilimi yakalamayı ümit ederken adeta jeolojik bir piyangonun büyük ikramiyesini kazandılar. Donanımların denize indirilmesinden sadece iki ay sonra, 26 Nisan 2024 tarihinde yeraltında adeta kıyamet koptu.
Okyanus ortasındaki sırtta iki plaka birbirinden uzaklaşırken normalde bu hareket çıplak gözle fark edilemeyecek kadar yavaştır. Ancak Nisan 2024'ün sonlarında başlayan bu devasa olayda sırtın iki yakası normal hızının tam yarım milyon katına ulaşarak dakikada 5 santimetrelik bir hızla açılmaya başladı. Gözlemevinin elde ettiği veriler, derinliklerdeki bu jeolojik olayın anatomisini gözler önüne serdi. Yeraltındaki magma rezervuarı kabuğu zorlarken deprem sürüleri sırt ekseni boyunca hızla yayıldı. Yoğun magma kütlesi yukarı fırlayıp altındaki hazneyi boşalttıkça okyanus tabanı içeri doğru göçtü ve vadi tabanı günler içinde 4 metre aşağı çöktü. Kabuktaki dikey çatlaklardan sızan erimiş kayaçların okyanus tabanına ulaşmasıyla yaklaşık 16 gün süren bir su altı püskürmesi başladı. Bu süre zarfında 150 milyon metreküp lav deniz tabanına yayılırken, bölgede yer yer 90 metreyi aşan kalınlıkta yeni bazaltik kayalar meydana geldi.
Araştırmanın başyazarı Jean-Yves Royer duydukları şaşkınlığı dile getirerek böylesine devasa bir olayı kaydetmeyi hayal bile edemediklerini, en fazla birkaç santimetrelik sabit esnemeyi ölçmeyi beklerken 40 yılda bir rastlanacak bir olaya tanıklık ettiklerini ifade etti. Muazzam lav akışının yerleştirilen hassas cihazların sadece 1-2 kilometre yakınında gerçekleştiği, lavların doğrudan sensörlerin üzerine akması durumunda tüm veriler ile milyon dolarlık teknolojinin yok olabileceği belirtildi. Şans ile mühendisliğin kusursuz buluşması sayesinde okyanus kabuğunun doğum anı veri kaybı yaşanmadan tarihe geçti. OHA-GEODAMS gözlemevi okyanusun en derin noktasında nöbet tutmaya ve Dünya'nın hareketlerini izlemeye devam ediyor.



