7 Ağustos 2026 CumaUSD47,71EUR55,05
Gündem Nabzı
Son Dakika
Özgür Özel Le Monde'da önemli yazı kaleme aldı

Özgür Özel Le Monde'da önemli yazı kaleme aldı

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Le Monde'da Türkiye'deki demokratik gerileme ve muhalefetin durumu üzerine çarpıcı bir yazı yazdı.

Politika Servisiİlk yayın:

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Fransa'da yayımlanan Le Monde gazetesinde dikkat çekici bir yazı kaleme aldı. Yazısında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın demokratik gerilemeyi artırdığına dikkat çeken Özel, muhalefet partilerinin kâğıt üzerinde varlığını sürdürdüğünü, fakat iktidara gelmelerinin fiilen imkânsız hale getirildiğini ifade etti. Özgür Özel, "YENİ Parti olarak biz farklı bir gelecek öneriyoruz" diyerek, Türkiye'nin yönünün demokrasilerden yana olduğuna inandığını belirtti. Türkiye'nin Avrupa'yı, din, etnik köken ya da medeniyet değil, ortak değerler etrafında buluşmuş bir siyasi topluluk olarak gördüğünü vurguladı.

Özel, "Türkiye'nin demokratik geleceğine elbette Türk milleti karar verecektir" diyerek, müttefiklerinden Türkiye'nin siyasetini belirlemelerini istemediklerini belirtti. Beklentisinin daha basit olduğunu ifade eden Özel, demokratik gerilemenin stratejik sonuç doğurmadığını varsaymaktan vazgeçmeleri gerektiğini iletti.

Özgür Özel, yazısında Avrupa'nın Türkiye'ye göç, güvenlik ve jeopolitik mercekten baktığını, ancak bugün Türkiye'de çok daha temel bir meselenin belirlendiğini kaydetti: Seçimlerin yapılmaya devam etmesine rağmen, siyasi rekabetin giderek ortadan kaldırıldığı bir ülkede demokrasinin ayakta kalıp kalamayacağı. Bu durumun yalnızca Türkiye'nin iç siyasetini ilgilendiren bir sorun olmanın ötesinde, NATO'nun en kritik üyelerinden biri olan Türkiye'de demokrasinin alacağı yönün, ittifakın geleceğini de doğrudan etkileyeceğini belirtti.

Özel, 2024 yerel seçimlerinin bu süreçteki kırılma noktası olduğunu ifade ederek, eski partisi Cumhuriyet Halk Partisi'nin Türkiye'nin birinci partisi olduğunu ve Erdoğan'ın Adalet ve Kalkınma Partisi'nin 2002'den beri ilk kez ülke genelinde seçim kaybettiğini aktardı. Sandıktan çıkan sonuçların, iktidarın görmek istemediği gerçeği ortaya koyduğunu ve AKP'nin demokratik seçim yoluyla yenilebileceğini vurguladı.

Yazısında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş gibi yeni kuşak siyasetçilerle birlikte Türkiye'yi yönetmeye hazır güçlü bir demokratik alternatif oluşturduklarını belirten Özel, iktidarın buna sandıkta cevap vermek yerine yargıyı devreye sokmayı tercih ettiğini söyledi. Partisinin yönettiği belediyelerin peş peşe soruşturmalarla hedef alındığını, otuzdan fazla belediye başkanının gözaltına alındığını veya tutuklandığını kaydetti.

Özgür Özel, Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı görevinden uzaklaştırıldığını ve Erdoğan karşısında defalarca seçim kaybetmiş olan selefinin yeniden göreve getirildiğini hatırlatarak, bu durumun takip eden yönteminin açık olduğunu dile getirdi: Önce cumhurbaşkanlığı yarışındaki en güçlü rakibi devre dışı bırakmak, ardından muhalefet belediyelerini hedef almak ve son olarak yargı eliyle muhalefeti yeniden şekillendirmek.

Yazısında Yeni Parti'nin 24 Temmuz'da 91 milletvekili olarak kurulduğunu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin en büyük muhalefet grubunu oluşturduğunu ifade eden Özel, partinin Türkiye'nin farklı siyasi geleneklerinden gelen demokratları ortak bir ilke etrafında buluşturduğunu belirtti. Özel, iktidarların hukuka hesap vermesi gerektiğini ve hukukun kendi iktidarlarını korumanın aracı haline getirilmemesi gerektiğini vurguladı.

Özgür Özel, Avrupa'nın yaşananları dikkatle okuması gerektiğini, Türkiye'nin NATO açısından taşıdığı stratejik önemin her zamankinden daha büyük olduğunu ifade etti. Türkiye'nin coğrafi konumu ve ordusunun gücü nedeniyle, Rusya'nın Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaş ve Orta Doğu'daki istikrarsızlık dolayısıyla kritik hale geldiğine dikkat çekti. Ancak Türkiye'nin stratejik öneminin artmasının, demokrasinin gerilemesini görmezden gelme mazereti olamayacağını belirtti.

Özel, Türkiye'nin uluslararası alanda en güçlü konumuna, demokratik kurumlarının daha sağlam olduğu ve Avrupa ile ilişkilerinin daha güçlü olduğu dönemlerde ulaştığını hatırlattı. Bugün ise yargı bağımsızlığının ciddi biçimde zayıfladığını, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının uygulanmadığını ve halkın oylarıyla seçilen belediye başkanlarının mahkeme kararlarıyla görevlerinden uzaklaştırıldığını kaydetti.

Batı başkentlerinde bunların bir uluslararası güvenlik meselesi değil, yalnızca insan hakları başlığı altında değerlendirildiğine dikkat çeken Özel, bu yaklaşımın büyük bir yanılgı olduğunu ifade etti. Türkiye'nin otoriterleştikçe stratejik önemini kaybetmeyeceğini, ancak güvenilirliğini ve öngörülebilirliğini kaybedeceğini aktardı. Kurumlar zayıfladıkça dış politikanın kişiselleştiğini, ittifakların ortak değerlerden çok kısa vadeli çıkarlara dayandığını ve ani yön değişikliklerinin daha olası hale geldiğini belirtti.

Özgür Özel, NATO'nun kurucu antlaşmasının üyeleri yalnızca ortak savunmaya değil, demokrasiye, bireysel özgürlüklere ve hukukun üstünlüğüne de bağlı kalmaya çağırdığını hatırlatarak, bu ilkelerin stratejik açıdan vazgeçilmez görülen ülkeler söz konusu olduğunda ikinci plana itilmesinin NATO'yu ortak değerler üzerine kurulmuş bir ittifak olmaktan çıkarma riskini doğuracağını söyledi.

Bu kaygının teorik olmadığını ifade eden Özel, ittifakların temelinde güven olduğunu ve güvenin ancak siyasi iktidarı sınırlayabilen güçlü kurumlarla mümkün olduğunu belirtti. Avrupa'nın bugün ciddi bir çelişkiyle karşı karşıya olduğunu dile getiren Özel, bir yandan Türkiye'ye askerî açıdan her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyulurken, diğer yandan Türkiye'nin demokratik kurumlarının her geçen gün daha fazla zayıfladığını aktardı. Birinci gerçeği gerekçe gösterip ikincisini görmezden gelmenin sorunu çözmeyeceğini, tam tersine daha da derinleştireceğini ifade etti.

Özgür Özel, asıl tehlikenin Türkiye'nin Batı'dan kopması olmadığını, güvenliğin, ekonominin ve tarihin Avrupa ve transatlantik ittifakıyla iç içe geçmiş olduğunu belirtti. Gerçek riskin, Türkiye'nin Batılı kurumların içinde kalmaya devam ederken dış politikasını giderek daha fazla günlük pazarlıklara ve kısa vadeli çıkarlara göre şekillendirmesi olduğunu, böyle bir Türkiye'nin ne bizim çıkarımıza ne de müttefiklerimizin çıkarına olacağını söyledi.

Özgür Özel, Yeni Parti olarak farklı bir gelecek önerdiklerini ve Türkiye'nin yönünün demokrasilerden yana olduğuna inandıklarını belirtti. Avrupa'yı dinin, etnik kökenin ya da medeniyetin belirlediği kapalı bir kulüp olarak değil, ortak değerler etrafında buluşmuş bir siyasi topluluk olarak gördüklerini dile getirdi. Türkiye'nin de bu topluluğa yalnızca askerî gücüyle değil güçlü demokrasisi, dinamik toplumu ve kurumlarıyla katkı sunabileceğini ifade etti.

Son olarak, Türkiye'nin demokratik geleceğine Türk milletinin karar vereceğini vurgulayan Özgür Özel, müttefiklerinden Türkiye'nin siyasetini belirlemelerini istemediklerini, sadece demokratik gerilemenin stratejik sonuç doğurmadığını varsaymaktan vazgeçmelerini istedi. Avrupa'nın geleceğinin Türkiye'deki demokrasinin geleceğinden ayrı düşünülemeyeceğini ifade etti. "Batı, onlarca yıl boyunca Türkiye'nin demokratik gelişimi ile stratejik önemini birbirini tamamlayan iki unsur olarak gördü. Bugün ise bunları birbirine rakip iki çıkar gibi değerlendirmeye başladı. Oysa bu Türkiye'nin gerçekliğini yanlış okumaktır."

Kaynak: Cumhuriyet

#Yeni Parti — Bu Konuda Son Gelişmeler→ Tümü

Aynı Saatlerde Yayınlananlar→ Tüm arşiv

İlgili Haberler