17 Ağustos 2026 PazartesiUSD47,87EUR55,47
Gündem Nabzı

Sakarya'da 27 yıldır dinmeyen evlat acısı

1999 depreminde oğlu ve gelinini kaybeden Sabriye Çap, üzerinden çeyrek asırdan fazla zaman geçmesine rağmen evlat özlemini her an yüreğinde hissediyor.

Haber Merkeziİlk yayın:
Sakarya'da 27 yıldır dinmeyen evlat acısı

Merkez üssü Kocaeli'nin Gölcük ilçesi olan 17 Ağustos 1999 depremi, 7,4 büyüklüğünde gerçekleşti. Saat 03.02'de başlayan felaket 45 saniye sürdü. O sırada 74 yaşında olan Sabriye Çap, Sakarya'nın Erenler ilçesi Çaybaşı Yeniköy Mahallesi'ndeki evindeydi.

Sarsıntıdan sağ kurtulan 4 çocuk annesi Çap, aynı mahallede yaşayan 5 yıllık evli oğlu 28 yaşındaki Hasan ile 23 yaşındaki gelini Nilüfer Çap'ı kaybetti. Genç çift, evlerinin enkazı altında kaldı. Aradan 27 yıl geçti.

Sabriye Çap yaşadıklarını hafızasından silmedi. Oğlunun ve gelininin özlemini her gün çekiyor. Sabriye Çap, depremden bir gün önce kendisine motosiklet çarptığını söyledi. Oğlu Hasan'ın kendisini hastaneye götürdüğünü ve kendisiyle ilgilendiğini anlattı. Deprem anını Çap şöyle aktardı:

- Bir ses oldu, sanki biri kiremitleri karıştırıyordu. Ablam bizdeydi, 'Deprem oluyor.' dedi, zor kalktım. Evdeki oğlumu uyandırdım ama dışarı çıkamıyoruz, deprem bizi değirmen gibi döndürdü. Aşağıya indik, diğer oğlumu ve ailesini çıkarmaya çalıştık, kapının önüne gardırop düşmüş, onları camdan çıkardık. Çap dışarı çıktıklarında karşılaştığı manzarayı paylaştı:

- Dışarıya çıktık ki kıyamet kopmuş. Bu sefer aklıma Hasan geldi, Osman'a 'Evi yüksek, Hasan çok korkmuştur, koş.' dedim. Hemen gittiler ki her taraf yerle bir. Büyük acılar, anlatılacak gibi değil. - EVİN YIKILMIŞ HALİ -

Oğlunun evine gittiğini anlatan Çap, sözlerini şöyle sürdürdü:

- Evin yıkılmış halini görünce aklın başında olmuyor ki. O evin halini görünce 'Bu nedir?' diyorsun. Oraya nasıl gittiğimi bile bilmiyorum.

Yürüyerek gittim ama nasıl gittim, ne yaptım, hiç hatırlamıyorum. Hayat benim için hep ağlamakla geçti. Bir oğlum depremde öldü, diğer oğlum onun acısından ölecekti. Benim avuntum bahçe, bir de derenin kenarı. Gece saat 1-2'de gidip derenin kenarına oturuyordum. 'La ilahe illallah' dediğim zaman rahatlıyordum. Oğlu ile gelininin enkazdan çıkarıldığını belirten Çap, aynı binadaki akrabalarının sağ kurtulduğunu ifade etti. Çap duygularını şu sözlerle dile getirdi:

- Bir özlem giriyor içime, ne yapacağımı bilemiyorum, sonradan geçiyor. Bir şey oluyor, biri bir şey diyor, düşünceler dağılıyor. Evlat acısı hiçbir şeye benzemez. Sabriye Çap her yıl 17 Ağustos'ta sabahı zor ettiğini kaydetti. Kur'an-ı Kerim okuduğunu ve o gecenin en önemli gecelerden biri olduğunu vurguladı. Annesini, babasını ve genç yaşta eşini kaybettiğini hatırlatan Çap, evlat acısının bunlardan farklı olduğunu söyledi. Çap şu ifadeleri kullandı:

- Günlerimizi geçirdik, bu zamana kadar geldik. Acıyla kavrularak geliyorsun, her zaman aklında. Arkadaşlarımızla konuştuğumuzda acılarımız tekrarlanıyor. Bu acı geçmez, bitmez. Otururken birden aklıma geliyor. Resimleri duvardan kaldırdım, görünce yeniden yaşıyorsun. Onun akranı yoktu sülalede. O kadar merhametliydi, bana karşı saygılıydı. - GELİNİNİN AĞRI KİMYASI -

Gelinini çok sevdiğini anlatan Sabriye Çap, hislerini şu sözlerle aktardı:

- Oğlumla gelinimin acısını ölçüyorum, şu kadar aşağıya indiremedim gelinimin acısını. O aklıma gelince daha çok ağlayasım geliyor. Rize'den, gurbetten gelin geldi. Çok iyi insandı. Cenazesine kimse gelemedi. Gelinin annesiyle babası da buradaydı, buradan gittiler, öbür akşam deprem oldu. Gitmeselerdi onlar da o evde olacaktı.

Kaynak: Haber Merkezi

#Sakarya · Bu Konuda Son Gelişmeler→ Tümü

Aynı Saatlerde Yayınlananlar→ Tüm arşiv

İlgili Haberler