
Selahattin Demirtaş'tan Narin Güran davası değerlendirmesi
Edirne Cezaevi'nde tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş, Narin Güran cinayeti davası dosyasını incelediğini belirterek mahkeme kararlarına ilişkin eleştirilerde bulundu. Görüşmede yer alan ağabey Baran Güran, Demirtaş'ın davanın takipçisi olacağını belirttiğini aktardı.
Edirne Cezaevi'nde tutuklu bulunan Selahattin Demirtaş, Narin Güran'ın babası Arif Güran ile ağabeyi Baran Güran'ın gerçekleştirdiği görüşmenin ardından davaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Adalet Bakanlığı'nın özel izniyle yapılan bu görüşmeden evvel Demirtaş, dava dosyasını avukatları aracılığıyla temin ederek ayrıntılı biçimde incelediğini aktardı. Görüşmenin sonrasında yargılama aşamasına ve verilen mahkûmiyet hükümlerine dair dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Ziyaretin ardından konuşan ağabey Baran Güran, Demirtaş'ın dosyayı çok iyi incelediğini belirterek, "Cezaevinden umutlu ayrıldık. İlk defa bir cezaevi görüşünden umutla ayrıldım ve aslında sahipsiz olmadığımızı, bizim hakikatimizi, Narin’in hakikatini savunan birilerinin olduğunu fark ettim" dedi. Güran, Demirtaş'ın kendilerine "Bu dosyanın avukatıyım. Sizin de kardeşinizim. Bu dosyanın takipçisiyim. Bu dosya artık benim davam. Burada bir haksızlık var" dediğini aktardı.
Dosyadaki delilleri kendi hukuki bakış açısıyla ele alan Demirtaş, cinayetle ilgili suç işlediği somut delille ispatlanan tek kişinin Nevzat Bahtiyar olduğunu dile getirdi. Narin'in annesi Yüksel Güran ile amcası Salim Güran'ın suçlu bulunarak ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasını ise "tam bir hukuk faciası" olarak tanımladı. Dosyadaki mevcut delillerin bu ağır mahkûmiyetler bakımından yeterli olmadığını kaydeden Demirtaş, ceza hukukunun temel kuralı gereği mahkûmiyetlerin tahminlere veya varsayımlara değil, somut ve şüpheden uzak delillere dayanması gerektiğinin altını çizdi.
Olayın ardından medyada yapılan yayınların ve yoğun kamuoyu baskısının mahkemenin karar verme sürecini etkilediğini savunan Demirtaş, evrensel bir hukuk ilkesi olan "şüpheden sanık yararlanır" kuralına vurgu yaptı. Anne Yüksel Güran ve amca Salim Güran'ın suça katıldıklarının şüpheye yer bırakmayacak biçimde kanıtlanamadığını ifade ederek, yalnızca kamu vicdanını rahatlatmak amacıyla suçluluğu kesinleşmemiş kişilere ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası vermenin gerçek adaletle uyuşmadığını belirtti. Demirtaş'a göre, Narin Güran'ı katleden gerçek faillerin dışarıda olma ihtimali kamu vicdanını daha derin yaralayacak bir durumdur.
Verilen cezaların istinaf ve Yargıtay incelemelerinde kesinlikle bozulması gerektiğini savunan Demirtaş, dosya kapsamında yeni bir delil veya itirafî beyan ortaya çıkmadığı sürece mevcut durumun mahkûmiyet için yetersiz olduğunu belirtti. Başta Diyarbakır Barosu olmak üzere bütün hukuk kurumlarına çağrıda bulunarak adaletin tecellisi için faaliyet yürütülmesini istedi. Ayrıca Adalet Bakanlığı'nın dosyayı detaylıca inceleyerek Yargıtay'a "kanun yararına bozma" talebiyle müracaat etmesi gerektiğini, Narin'in hatırasının, ailesinin ve kamuoyunun bunu hak ettiğini sözlerine ilave etti.
Narin Güran cinayeti davasında Diyarbakır 8. Ağır Ceza Mahkemesi; anne Yüksel Güran, ağabey Enes Güran ve amca Salim Güran hakkında iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme suçundan ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası hükmetmişti. Yargıtay 1. Ceza Dairesi de bu üç sanığa verilen cezaları onayarak kesinleştirmişti. Nevzat Bahtiyar'a ise suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçundan verilen dört yıl altı aylık ceza, eyleminin nitelikli kasten öldürmeye yardım kapsamında değerlendirilmesi lüzumuyla Yargıtay tarafından bozulmuştu. Bozma kararının ardından yeniden görülen davada Bahtiyar, 16 Nisan 2026 tarihinde nitelikli kasten öldürmeye yardım suçundan on yedi yıl hapis cezasına mahkûm edilmişti.



