
Sivas'ta 7 karaleylek turna ve leyleklerle görüntülendi
Sivas'ın Güllük köyü yakınlarındaki sulak alanda 7 karaleylek turna ve beyaz leyleklerle birlikte kaydedildi. Uzman, bölgedeki sulak alanların korunması için yönetim planı çağrısı yaptı.
Sivas merkezine bağlı Güllük köyü yakınlarındaki korunaklı bir sulak alanda 7 karaleylek, turna ve beyaz leyleklerle aynı alanda görüldü. Türkiye'de genellikle tek veya çift halinde rastlanan karaleyleklerin bu kadar kalabalık bir grup halinde kaydedilmesi ilk kez gerçekleşti. Kuşlar insan yerleşimlerinden uzak, el değmemiş bölgede ilkbahar döneminde yavrularını büyüttükten sonra göç öncesi bu alanı kullandı.
Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümü Coğrafya Eğitimi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gülpınar Akbulut Özpay, sulak alanların iklim düzenlemesi ve canlılar için sığınak görevi gördüğünü belirtti. Küresel iklim değişikliği ve insan kaynaklı kirliliğin su seviyelerini etkilediğini ifade etti. Sivas'ın jips karstı ve tuz tektoniği nedeniyle sulak alanlar açısından zengin olduğunu, Tödürge Gölü ve Ulaş Gölü gibi ulusal öneme sahip alanların yanı sıra yirmiden fazla bölgenin bulunduğunu söyledi.
Özpay, bu alanların önemli kısmında yönetim ve eylem planlarının yapılmadığını, insan eliyle aşırı kirliliğe maruz kaldıklarını ve tarım ilaçlamalarının sulak alanları zehirlediğini kaydetti. Koruma önlemi alınmazsa yakın zamanda bu türlerin yok olacağını vurguladı. Etkin envanter ve alan yönetimi çalışmasının şart olduğunu belirtti.
Sivas'ın göçmen kuşlar için kritik bir geçiş güzergahı olduğunu hatırlatan Özpay, merkeze 12 kilometre uzaklıktaki Bingöl Tuzlası Gölü sulak alanının iki yüzden fazla kuş türüne ev sahipliği yaptığını söyledi. Flamingo, akbalıkçıl, gribalıkçıl ve turnaların bu alanda konakladığını, Göksu, Emirhan ve Eğribucak çevresinde ise yüzlerce beyaz leylek ile nadir görülen karaleyleklerin görülebildiğini ekledi.
Doğadaki dengenin bozulmasının insana yansıdığını belirten Özpay, Sivas'taki kene vakalarının ekolojik tahribatla bağlantılı olduğunu açıkladı. Kuşların ve diğer canlıların varlığını korumanın gerektiğini, döngü bozulduğunda sürecin doğrudan insana yansıdığını ifade etti. Doğayı korumamanın sağlık ve geleceği tehlikeye attığını söyledi.



