14 Ağustos 2026 CumaUSD47,89EUR55,44
Gündem Nabzı

Türk savunma sanayii 25 yılda stratejik dönüşüme imza atı

Çeyrek asırda dışa bağımlı yapıdan özgün platformlara geçen Türk savunma sanayiinde proje hacmi 100 milyar doları aştı, ihracat ise 10 milyar doların üzerine çıktı.

Ekonomi Servisiİlk yayın:
Türk savunma sanayii 25 yılda stratejik dönüşüme imza atı

Türk savunma sanayii, yaklaşık çeyrek asırlık süreçte ağırlıklı olarak yurt dışı tedarik ve lisanslı üretime dayanan yapıdan özgün platformlar geliştiren bir konuma ulaştı. Sektör, kritik teknolojilere yatırım yaparak yüksek katma değerli ürünleri küresel pazarlara ihraç eden bir yapıya evrildi.

Verilere göre, 2002 yılında 56 savunma sanayii firması faaliyet gösterirken 62 proje yürütülüyordu. 2024-2026 döneminde ise firma sayısı 4 bin 500'ün, proje sayısı 1400'ün üzerine çıktı. Yaklaşık 5,5 milyar dolar seviyesindeki toplam proje hacmi de 100 milyar doların üzerine yükseldi.

Sektördeki dönüşüm ihracat rakamlarına da doğrudan yansıdı. 2002'de 248 milyon dolar olan savunma ve havacılık ihracatı, 2025'te 10,05 milyar dolara ulaştı. Bu yılın ocak-temmuz döneminde 5,79 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirildi.

Temmuz itibarıyla son 12 aylık ihracat 11,2 milyar dolar seviyesine çıktı. Aynı dönemde yıllık AR-GE harcamaları yaklaşık 49 milyon dolardan 3,5 milyar doların üzerine çıktı. Yerlilik oranı yaklaşık yüzde 20 seviyesinden yüzde 80'in üzerine yükseldi. Doğrudan istihdamın 100 bin kişiyi aştığı sektördeki çalışanların yaş ortalaması 34 oldu.

Dönüşümün temel unsurlarından biri tedarik anlayışındaki değişim oldu. 2000'li yılların başında hazır alım, lisans altında üretim ve teknoloji transferi ağırlık taşıyordu. Sektör, zaman içinde yurt içi geliştirme, özgün tasarım ve kritik alt sistemlerin millileştirilmesine yöneldi.

Proje ölçeğinin büyümesiyle sektörün faaliyet alanı da genişledi. Zırhlı araçlar ve klasik platformlardan insansız sistemlere, savaş gemilerine, jet uçaklarına, hava savunma sistemlerine, radar ve elektronik harbe, akıllı mühimmata, motor, uzay ve ileri elektronik teknolojilerine uzanan geniş bir portföy oluştu. 2002'de yaklaşık 1,1 milyar dolar seviyesinde olan savunma ve havacılık cirosu, 2026'da 20 milyar doların üzerine çıktı.

Son 25 yılın en görünür dönüşüm alanlarından birini insansız hava araçları oluşturdu. Bayraktar TB2, Türkiye'nin insansız hava araçlarında küresel ölçekte görünürlük kazanmasını sağladı. Bu araç, operasyonel başarıyı ihracat başarısına dönüştüren en sembolik atılımlardan biri oldu.

Bayraktar AKINCI'nın yüksek faydalı yük, uzun menzil, gelişmiş sensör ve ağır mühimmat entegrasyonu sağlandı. Böylece insansız hava gücü taktik seviyeden stratejik taarruz kapasitesine taşındı. Bayraktar Kızılelma; yüksek sürat, düşük görünürlük, hava-hava ile hava-yer görevleri ve kısa pistli gemilerde operasyon kabiliyetini bir araya getirdi.

Bu platform, Türkiye'nin SİHA tecrübesini insansız muharip jet uçakları sınıfına taşıdı. Anka ve Aksungur da uydu haberleşmesi, milli elektro-optik sistemler, mühimmat ve motor entegrasyonuyla katkı sağladı. Bu sistemler yüksek irtifa, uzun havada kalış ve stratejik keşif-gözetleme kabiliyetinin gelişmesine öncülük etti.

İnsanlı havacılıkta Kaan ve Hürjet önemli eşikler arasında yer aldı. Düşük görünürlük, gelişmiş aviyonik, görev bilgisayarı, radar ve sistem entegrasyonunu bir araya getiren Kaan, Türk havacılık tarihinin en iddialı programlarından biri oldu. Hürjet ise jet eğitim uçağı ihtiyacının milli bir platformla karşılanması amacıyla geliştirildi.

Deniz platformlarında MİLGEM, korvetten fırkateyne uzanan yerli savaş gemisi tasarım kabiliyetinin temelini oluşturdu. Savaş yönetim sistemleri, sensörler ve silah entegrasyonundaki kazanımlar deniz savunma sanayisinde bağımsızlığın unsurlarından biri haline geldi. Bu kabiliyetin ileri halkalarından TF-2000 Hava Savunma Muhribi, uzun menzilli hava savunması ve gelişmiş radar entegrasyonuyla Türk Deniz Kuvvetleri'nin kapasitesini açık denizlere taşımayı hedefliyor.

Milden Projesi de Türkiye'nin kendi denizaltısını tasarlama ve inşa etme hedefini temsil ediyor. Proje, MİLGEM ile kazanılan özgün gemi mühendisliği kabiliyetinin su altı platformlarına taşınmasında stratejik bir aşama olarak öne çıktı. Tcg Anadolu ve Bayraktar TB3 birlikteliği de büyük amfibi harekat kapasitesini kısa pistte görev yapabilen insansız hava araçlarıyla buluşturdu. Bu durum yeni bir deniz-hava harekat konseptini ortaya koydu.

Hisar ve Siper sistemleri, farklı tehditlere karşı sensör, komuta-kontrol ve füze sistemlerini milli bir mimaride birleştirdi. Bu sistemler katmanlı hava savunma yapısının temel unsurları arasında yer aldı. Çelik Kubbe de radarlar, elektro-optik sensörler, elektronik harp unsurları ve farklı menzillerdeki hava savunma silahlarını ortak bir ağ altında buluşturdu.

Bu yapı, bütünleşik hava savunma mimarisi oluşturmayı hedefleyen sistemler sistemi yaklaşımını temsil ediyor. Som, Atmaca ve Kara Atmaca ile hava, deniz ve kara platformlarında uzun menzilli hassas taarruz kabiliyeti geliştirildi. Tayfun ise uzun menzilli ve hassas kara hedeflerine angajman kabiliyetiyle füze teknolojilerinde ulaşılan yeni seviyenin göstergesi oldu.

Kara sistemlerinde Altay ana muharebe tankı, zırh, aktif koruma, atış kontrol ve güç grubu gibi kritik teknolojiler çevresinde geniş bir sanayi ekosistemi oluşturdu. Bu durum motor bağımlılığının stratejik önemini de ortaya koydu. Koral ve milli radar sistemleri, radar tespiti, elektronik karıştırma, erken ihbar ve sensör üstünlüğü sağladı.

Bu sistemler modern muharebede platformların etkinliğini artıran kritik kabiliyetler arasında yer aldı. PD170, TF6000 ve KTJ motor projeleri de İHA motorlarından turbofan ve seyir füzesi motorlarına uzanan güç sistemi çalışmalarını kapsıyor. Bu projeler, savunma sanayisinde platform bağımsızlığının milli motor teknolojileriyle tamamlanması hedefinin parçalarını oluşturuyor.

İhracat, sektörün stratejik unsurlarından biri haline geldi. İhracat modeli, doğrudan ürün satışından eğitim, bakım-idame, sistem entegrasyonu, ortak üretim ve teknoloji işbirliğine doğru genişledi. Türk savunma ürünleri 185 ülkeye ihraç edilirken yaklaşık 230 farklı ürün tipi dünya genelinde aktif olarak kullanılıyor.

Mühendislik, yazılım, elektronik, malzeme, motor, yapay zeka ve ileri teknoloji uzmanlıkları sektörün temel rekabet alanları arasında yer alıyor. Sektörün 2002 yılındaki temel hedefi savunma ihtiyacının daha büyük bölümünü yurt içinden karşılamak olarak belirlenmişti.

2026 itibarıyla sektörün önündeki hedef ise kritik teknolojilerde bağımsızlığı derinleştirmek, yüksek adetli seri üretim kapasitesi oluşturmak ve küresel pazardaki payını kalıcı biçimde büyütmek olarak öne çıkıyor.

Kaynak: Ekonomi Servisi

#Savunma Sanayii — Bu Konuda Son Gelişmeler→ Tümü

Aynı Saatlerde Yayınlananlar→ Tüm arşiv

İlgili Haberler