Türkiye plastik çöplüğü olmasın
Greenpeace'in kampanyası, Türkiye'nin Avrupa'nın plastik atık merkezi haline gelmesini eleştiriyor. Atık ithalatı son 17 yılda 155 kat arttı.

Günümüzde imza kampanyalarının çoğu, dijital eylemlerle vicdan rahatlatma mekanizmasına dönüşüyor. Bir ekrana dokunarak dünyayı kurtardığımızı düşünmek, bir illüzyon. Ancak, bazı durumlarda her imza bir çığlık haline gelebilir.
Greenpeace’in başlattığı "Türkiye Plastik Çöplüğü Olmasın" kampanyası, tam da böyle bir eşikte yer alıyor. Avrupa’nın geri dönüştüremediği veya depolama maliyetlerinden kaçındığı plastik atıklar, uzun zamandır Türkiye’ye yöneliyor. Çin, 2018 yılında plastik atık ithalatını yasakladıktan sonra, Türkiye küresel çöp trafiğinin en büyük varış noktalarından biri haline geldi.
Peki, “geri dönüştürülecek” etiketine sahip bu atıklar gerçekten dönüştürülüyor mu? Saha araştırmaları ve yakalanan kaçak dökümler, bu atıkların çoğunun dönüşüm sürecine girmeden sahaya bırakıldığını gösteriyor. Çukurova'nın verimli topraklarında ve akarsu kenarlarında uzanan illegal plastik yığınları, kontrolsüz bir şekilde yakılan çöp öbekleri, durumun ciddiyetini gözler önüne seriyor.
Kirli plastikler, havamızı, toprağımızı ve yer altı sularımızı zehirliyor. Akdeniz ve Ege denizi, sadece yerel üretim değil, aynı zamanda yüzlerce kilometre uzaktan ithal edilen mikroplastiklerle dolup taşıyor. Bu mesele, artık yalnızca bir çevre sorunu değil; ekolojik adalet, gıda güvenliği ve geleceğe sahip çıkmak için bir mücadeleye dönüşüyor.
Türkiye’deki toprak verimliliği, sofralarımıza gelen gıdanın temizliği ve soluduğumuz havanın kalitesi tehdit altında. Greenpeace kampanyasında, “Avrupa'nın plastik çöplüğüne dönen Türkiye'de, plastik atık ithalatı son 17 yılda 155 kat arttı. Plastik atıklar, Türkiye'nin denizlerini ve toprağını kirletiyor” deniliyor.
Ayrıca, Adana’da ithal plastik atıkların boşaltıldığı alanlarda yapılan toprak ölçümlerinde, kirlenmemiş toprağa göre 400.000 kat fazla kimyasal tespit edildiği vurgulanıyor. Bu kimyasallar, kanser ve kalıtsal hastalıklara yol açabiliyor. Eurostat verilerine göre, 2004'ten bu yana Türkiye'ye gelen plastik atık miktarı 155 kat arttı.
2021’de Türkiye, Avrupa’dan 518.080 ton plastik atık ithal etti. Çin, Malezya, Vietnam ve Tayland plastik atık ithalatını kısıtlarken, Türkiye bu atıkların yeni merkezi oldu. Avrupa ülkeleri, kendi ülkelerinde plastik kullanımlarını kısıtlarken, çözemedikleri atıkları başka ülkelere göndererek sorumluluklarından kaçıyor.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Sıfır Atık politikasıyla plastik kirliliğiyle mücadele etmeye çalışıyor. Ancak, bu atıkların ülkeye girişi devam ediyor ve Türkiye’nin denizleri ve toprakları kirleniyor. Tek kullanımlık plastiklerin yasaklanmasını talep ederken, plastik atık ithalatının da yasaklanmasını istiyoruz.
Tek başına bir imza kampanyasının yasa değişikliğine neden olacağına inanmıyorum. Ancak, bu kampanya toplumsal talepleri kitlesel bir basınca dönüştürebilir. Politika yapıcılara ve karar vericilere net bir mesaj iletebilir: Bu topraklar, diğer ülkelerin atık yönetim başarısızlıklarını örtmek için bir çöp sahası değildir.
"Türkiye Plastik Çöplüğü Olmasın" talebi, ithalatın yasaklanması, denetim mekanizmalarının şeffaflaştırılması ve yerel üretimde tek kullanımlık plastiklerin kademeli olarak hayatımızdan çıkarılması için kritik bir eşiktir. Şüphelerimizi bir kenara bırakıp, sesimizi yükseltmekten çekinmemeliyiz. Gelecek kuşaklara karşı sorumluluğumuz var. Mücadeleye katıl, Türkiye plastik çöplüğü olmasın.







