5 Ağustos 2026 ÇarşambaUSD47,57EUR54,91
Gundemnabzi
Son Dakika
Uçak pencerelerinin yuvarlak olmasının arkasındaki acı gerçek

Uçak pencerelerinin yuvarlak olmasının arkasındaki acı gerçek

Uçaklardaki yuvarlak pencerelerin bir tasarım tercihi değil, havacılık tarihini değiştiren trajik kazaların ardından ortaya çıkan hayati bir güvenlik önlemi olduğu ortaya çıktı.

Haber Merkeziİlk yayın:

Dünyanın ilk ticari jet uçağını gökyüzünde bir kağıt gibi parçalayan şey, mühendislerin ilk başta gözden kaçırdığı küçücük bir detaydı: Köşeli pencereler. Havada yaşanan iki büyük faciaya yol açan ve havacılık tarihini baştan yazan trajik mühendislik hatasının arkasında karanlık bir gerçek yer alıyor.

Gökyüzünde yüzlerce kilometre hızla ilerlerken yolcuların başını yasladığı küçük yuvarlak pencereler aslında bir tasarım tercihi değil, havacılık tarihinin en ağır bedellerinden biri olarak biliniyor. Dünyanın ilk ticari jet uçağı De Havilland Comet, henüz yeni göklerle buluşmuşken arka arkaya yaşanan gizemli kazalarla feci şekilde parçalandı. Kimsenin anlam veremediği bu trajedilerin ardındaki tek sorumlu ne şiddetli fırtınalardı ne de motor arızasıydı.

Mühendislerin gözden kaçırdığı ölümcül detay, köşeli camların gökyüzünde nasıl birer bombaya dönüştüğünü ve havacılık kurallarının neden kanla yazıldığını kanıtlayan unutulmaz bir facia olarak kayıtlara geçti.

1950'lerin başında İngiliz yapımı De Havilland Comet, havacılığın geleceği olarak görülüyordu ve dönemin en hızlı ile en lüks uçağı konumundaydı. Ancak her şey yolunda giderken bu uçaklar açıklanamayan bir şekilde havada infilak ederek parçalanmaya başladı. Gökyüzünün hakimi olması beklenen De Havilland Comet uçaklarının art arda düşmesi, havacılık tarihinin en büyük gizemlerinden biri haline geldi.

Comet serisinin ilki olan Comet 1, 10 Ocak 1954 tarihinde Roma-Londra seferini gerçekleştirdiği sırada kalkıştan 20 dakika sonra gövdesi parçalanarak düştü. Uçaktaki 29 yolcu ve 6 mürettebattan kurtulan olmadı. O dönemde kimse nedenini anlayamıyordu çünkü motorlar sağlamdı ve ortada pilotaj hatası yoktu.

O dönemde uçaklar tıpkı evlerdeki gibi şık, geniş ve kare pencerelere sahipti. Ancak bu şıklık, gökyüzünün binlerce fit yükseğindeki basınç farkıyla birleşince ölümcül bir tuzağa dönüştü. Mühendisler enkaz parçalarını birleştirdiğinde, uçağın gövdesindeki yırtılmanın tam olarak o keskin köşelerden başladığını fark ettiler. Bugün güvenle uçuş yapmayı sağlayan o yuvarlak camlar, aslında havacılık tarihinin en hüzünlü derslerinden biri olarak tasarlandı.

Yapılan detaylı incelemeler, facianın nedenini kare pencerelerde buldu. Bir uçak yükseldiğinde, kabin içindeki basınç ile dışarıdaki basınç farkı devasa boyutlara ulaşıyordu. Kare camların o sivri köşeleri, basıncın birikmesi için mükemmel birer odak noktası oluşturuyordu.

Basıncın camın köşelerinde yoğunlaşması gövde üzerinde görünmez çatlaklar oluşturdu ve bir süre sonra bu çatlaklar metal yorgunluğuna sebep oldu. Comet'in yüksek irtifada uçabilmek için kabin basıncını koruması gerekiyordu. Ancak uçağın gövdesi her uçuşta genişleyip daralarak yapısal bütünlüğünü kaybetti ve uçaklar adeta bir bomba gibi basınçla içeriden dışarıya doğru patladı. 1954 yılında yaşanan iki büyük kaza, bu tasarım hatasının ne kadar ölümcül olduğunu açıkça kanıtladı.

Mühendisler bu sorunu çözmek için pencereleri oval hale getirdiler. Yuvarlak form, basıncın tek bir noktada toplanmasını engelliyor ve gerilimi pencere çerçevesi boyunca eşit olarak dağıtıyor. Bugün yolculuk edilen her uçaktaki o kavisli hatlar, geçmişte hayatını kaybeden yolcuların anısına ve bilimin o acı tecrübesine dayanıyor.

Kaynak: Sabah

Aynı Saatlerde Yayınlananlar→ Tüm arşiv