
Yeni Parti Artvin il başkanlığı açıldı
Yeni Parti'nin Artvin İl Başkanlığı açılışı gerçekleştirildi. Gökhan Günaydın, iktidarı eleştirerek güçlü bir mesaj verdi.
(ARTVİN) – Yeni Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Artvin İl Başkanlığı'nın açılışında yaptığı konuşmada iktidara yönelik eleştirilerde bulundu. Günaydın, "Bu ülkeyi demokrasiden ve Cumhuriyet'ten uzaklaştıramayacaklar," dedi. Açılışta Saraçhane sürecine de değinen Günaydın, konuşmasını, "Ferman padişahınsa, dağlar bizimdir, sokaklar bizimdir, meydanlar bizimdir," sözleriyle sonlandırdı.
Yeni Parti'nin Artvin İl Binası açılışına, Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Taşkın, Seyit Torun, Tahsin Ocaklı, Murat Çan ve Artvin Milletvekili Uğur Bayraktutan katıldı. Açılış etkinliğine birçok belediye başkanı ile Artvinli vatandaşlar da ilgi gösterdi. Açılışın ardından partililer, kortej eşliğinde Yeni Parti İl Başkanlığı binasına yürüdü.
Programın açılış konuşmasını Yeni Parti Artvin Merkez İlçe Başkanı Murat Genç yaptı. Genç, "Merhaba Artvin, merhaba yol arkadaşlarımız, merhaba dostlar. Bugün burada sadece bir karşılama töreni için bulunmadık. Yeni bir yürüyüşün, yeni bir adımını hep birlikte atmak için toplandık," dedi.
Ardından söz alan Yeni Parti Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın ise, "Uzun bir yoldan geliyoruz. Bu yolu yüzlerce yıl geriye götürebiliriz. Bu memleketin toprakları işgal altındayken, herkes kendisine manda ararken, 'Geldikleri gibi giderler.' diyebilen bir iradenin temsilcileriyiz. Mustafa Kemal Atatürk'ün evlatları, hepinize merhaba. O sözün ardından bu memlekette Cumhuriyet kuruldu, demokrasi inşa edildi ve Cumhuriyet gençlere armağan edildi. Aradan tam 103 yıl geçti. Bugün öyle bir noktaya geldik ki, Milli Eğitim Bakanı'na 'bakan' demeye bile dilim varmıyor. Kurtuluş Savaşı'yla bir derdinin olduğunu söylemekten çekinmiyor. Sana şunu söylüyorum: Bugün o hadsizliği yapmaya cüret ediyorsun ama bunun hesabını senden mutlaka soracağız.
Uzun yıllar boyunca bu memleketi kendi tarlaları sandılar, istedikleri gibi yönetebileceklerini düşündüler. Bu ülkeyi yavaş yavaş demokrasiden ve Cumhuriyet'ten uzaklaştırmaya çalıştılar. Ancak memlekette ciddi bir direniş olduğunu gördüler. O direniş halkı örgütledi. Sadece İzmir ve Eskişehir'le yetinmeyen partimiz, İstanbul'u aldı, Ankara'yı aldı. Ardından Kilis'i, Kütahya'yı, Kastamonu'nu aldı. Saymakla bitmeyecek kadar çok belediyeyi kazandı.
Elbette başaramadığımız şeyleri de söylemeliyiz. Cumhurbaşkanlığı seçimini kazanamadık. İki kolumuz kırılmış gibi hissettik. 'Acaba bir daha toparlanabilecek miyiz?' diye düşündük. Ama önce partimizde değişim kurultayını gerçekleştirdik, ardından Cumhuriyet Halk Partisi'ni yüzde 38 oyla Türkiye'nin birinci partisi yaptık ve 417 belediye kazandık. Bunu hep birlikte başardık.
Bu partide bir taşın üstüne taş koyan, bir tuğlanın üstüne tuğla koyan herkese teşekkür ettik. Ama asıl teşekkür edilmesi gerekenin vatandaş olduğunu hiç unutmadık. 19 Mart sabahı, önümüzde en hızlı koşan isim olan Ekrem İmamoğlu'nu evinden aldılar. O gün Saraçhane'de ne yapacağımızı konuştuk. Yaklaşık 3-4 bin kişiydik ve bir miting yapma kararı aldık. İstanbul'u bilenler bilir; ulaşımı durdurdular, metroları kapattılar, vapurları iskelelere bağladılar, otobüs seferlerini iptal ettiler. İnsanlar buraya nasıl gelecek diye düşündüler. Ama o gün benim de mezun olduğum İstanbul Üniversitesi'nin öğrencileri barikatları aşarak Saraçhane'ye geldi. Bugün demokrasi yaşıyorsa, bunu o gençlere borçluyuz. Hepsinin alınlarından öpüyorum.
Bize 'Teslim olun, bu memleket bir ailenin monarşisi haline gelsin.' dediler. Biz ya buna boyun eğeceğiz ya da diyeceğiz ki: 'Ferman padişahınsa, dağlar bizimdir, sokaklar bizimdir, meydanlar bizimdir.'






