9 Ağustos 2026 PazarUSD47,74EUR55,25
Gündem Nabzı
2050 yılındaki nükleer kapasitenin dörtte biri SMR'lerden oluşacak

2050 yılındaki nükleer kapasitenin dörtte biri SMR'lerden oluşacak

Küresel nükleer enerji sektöründe küçük modüler reaktörlerin payının artması beklenirken, Türkiye de bu teknolojiyi uzun vadeli enerji planlarına dahil ediyor.

Ekonomi Servisiİlk yayın:

Artan elektrik talebi, enerji güvenliği kaygıları ve net sıfır emisyon hedefleri, nükleer enerji sektörünü yeniden canlandırdı. 2050 yılına kadar devreye alınacak yeni kapasitenin yaklaşık dörtte birinin küçük modüler reaktörlerden (SMR) meydana gelmesi öngörülüyor.

Yapay zeka uygulamalarının yaygınlaşmasıyla büyüyen veri merkezleri, ulaşım ve sanayideki elektrifikasyon süreci ile kesintisiz düşük karbonlu elektrik talebi, nükleer enerjiyi küresel dönüşümün merkezine taşıdı. Bu eğilim, 2023 yılında Dubai'de gerçekleştirilen Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 28. Taraflar Konferansı'nda (COP28) ülkelerin küresel nükleer kapasiteyi 2050'ye dek en az üç katına çıkarma taahhüdüyle ivme kazandı.

Düşük ilk yatırım maliyeti, modüler yapı, kısa inşa süresi ve elektrik ihtiyacı duyulan bölgelere esnek şekilde kurulabilmesi, SMR'leri yeni yatırım planlarının odak noktası haline getirdi. Veri merkezleri ile enerji yoğun sanayi tesisleri başta olmak üzere kesintisiz enerji gerektiren alanlar için elverişli bulunan bu reaktörlerin, büyümede kilit rol oynaması bekleniyor.

Dünya Nükleer Birliği (WNA) verilerine göre, mevcut reaktörlerin faaliyete devam etmesi ve yeni hedeflerin hayata geçirilmesi durumunda, küresel nükleer kurulu gücün 2050 yılına kadar 1446 gigavata ulaşması öngörülüyor. Günümüzde yaklaşık 403 gigavat seviyesinde bulunan gücün bu hedefi yakalaması için 1043 gigavatlık yeni kapasitenin devreye girmesi gerekiyor. Bu yeni kapasitenin yaklaşık 260 gigavatını SMR'lerin oluşturacağı hesaplanıyor.

Küresel hedeflerin gerçekleştirilmesi amacıyla 2025-2050 döneminde nükleer değer zincirinde yaklaşık 6 trilyon dolarlık yatırım gereksinimi bulunuyor. Toplam finansmanın 5,3 trilyon dolarlık kısmını reaktör projeleri oluştururken, bunun 3,5 trilyon doları büyük ölçekli santrallere, 1,5 trilyon doları ise SMR'lere aktarılacak. Böylece SMR yatırımları, toplam reaktör yatırımlarının üçte birine ulaşacak.

Kapasite hedeflerine varılması için yatırımların özellikle 2030'lu yıllarda hızlanacağı tahmin ediliyor. Bu çerçevede 2025-2030 döneminde 700 milyar dolar civarında olmas beklenen yatırım miktarının, ilk büyük ölçekli SMR filosunun inşasıyla birlikte 2031-2040 döneminde 2,3 trilyon dolara, 2041-2050 döneminde de yine 2,3 trilyon dolar seviyesine çıkacağı öngörülüyor.

Türkiye de bu küresel eğilim doğrultusunda SMR teknolojilerini uzun vadeli enerji politikalarına entegre etmeyi amaçlıyor. 2050'ye kadar yaklaşık 20 gigavatlık nükleer kurulu güç hedefleyen Türkiye, Akkuyu Nükleer Güç Santrali'nin ardından ikinci ve üçüncü büyük ölçekli projeleri planlarken SMR'leri de programın önemli bir parçası olarak görüyor.

Türkiye, sadece bu teknolojiyi kullanan ülkeler arasında kalmayıp uluslararası işbirlikleriyle yerli sanayi ve insan kaynağını kullanarak kendi SMR çözümlerini üretmeyi, bunları bölgesel pazarlara ihraç etmeyi ve küresel tedarik zincirinde daha etkin bir konum üstlenmeyi hedefliyor.

Kaynak: Haberler.com

#nükleer enerji — Bu Konuda Son Gelişmeler→ Tümü

Aynı Saatlerde Yayınlananlar→ Tüm arşiv

İlgili Haberler